Yeşili koruyamıyoruz
Gülçin ERŞEN...

Yeşili koruyamıyoruz

Bu içerik 662 kez okundu.

Gülçin ERŞEN

Geçen yıl Kurban Bayramı arifesinde, Emekli Hakim Ayşe Çoban bizi Güllük Hayvan Barınağı yolunun kenarındaki yüzlerce yıllık sakız ağacına götürmüştü. O ağacın, Milas girişinde korumaya alınan “anıt ağaç” ile hemen hemen aynı tür ve yaşlarda olduğunu, tahminen yıldırım düşmesi sonucu gövdesi ortadan yarılmış ağacın korumaya alınması gerektiğini yazmıştık. (Ağacın yanından ayrılmak üzereyken, otlar arasında başucundaki ve çevresine dizilmiş taşlardan ötürü farkettiğimiz sahipsiz mezarın başında da Fatiha okumuştuk.)

İşte geçen hafta bu ağacın, ana yoldan ağaca doğru baktığınızda, sol yarısının öldüğünü gördük. Yine, Ayşe Hanım ile ağacın yakınına gittik. Öğrendiğime göre geçen mart ayında devrilen koca gövdenin üzerinde yeşil yaprak kalmamış; ama, ağacın öbür yarısının, hafif yan yatmakla birlikte halâ canlı olduğunu üzerindeki yeşil yapraklardan anlıyoruz. Gövdenin öbür yarısı da tamamen yatmasın diye, hayırsever bir çevreci, ağacın gövdesine demirden bir payanda yaptırmış.

Yaşlı ağacın gövdesine dokunup sevdik. Kimbilir neler görmüş geçirmiş, gölgesinde, dallarında kimleri, neleri ağırlamıştı? Annem de anneannemle bu ağacın gölgesinde oturduğunu, yakınında birden fazla mezar bulunduğunu söyledi. Ben ise, ancak, geçen yıl Ayşe Hanım sayesinde bu ağacın farkına vardım... Daha farketmediğimiz, değerini bilmediğimiz o kadar çok şey var ki.

 

Hani “Yaş kesen

baş keser” di?

Dün haberlerde acıyarak seyrettim: Bir arazideki yüzlerce mandalina ve limon ağacı elektrikli testerelerle katledilmiş. Hani bizim kültürümüzde “Yaş kesen baş keser” diye bir söz vardı? “Eskiden ormancılar, bir ağacı kesmeden, karşısındaki ağaca balta vurur gibi yaparmış, o zaman ağaç korkudan bayılınca, ormancı kesermiş diye anlatırlardı. “Yaşadığımız yörede ise, ev, site, otel yapmak için onlarca zeytin ve meyve ağacının kesildiğine tanık oldum. Gerekli yasal izinler alındı mı bu ağaçların kesilmesi için, sanmam! Doğaya, tüm canlılara, hayvanlara ve bitkilere sevgi ve saygı beslemeyenlerin insana değer vermesi beklenebilir mi?

“Geleceğe yatırım yapmak” nedir? Daha çok; para biriktirmek, taşınmaz mal (ev, arsa) ya da araba almak anlaşılıyor. Oysa, ruhen ve bedenen sağlıklı nesiller yetiştirmek, o nesillere yaşanılabilir bir dünya ve çevre bırakmak anlaşılmalıdır. Asıl, bu anlayışla geleceğe yatırım yaparsak, “ahirete” de yatırım yapmış oluruz.

 

Yazımı kısa

bir öykü ile

bitireyim:

Eski devirde çok yaşlı bir adamın fidan diktiğini gören hükümdar, adama sormuş: “Sen bu ağacın meyve verdiğini göremeden ölürsün, ne diye uğraşıyorsun?..” Adam cevap vermiş: “Biz, bizden öncekilerin diktiği ağaçların meyvelerini yedik, bizden sonrakiler de bizim diktiklerimizden yararlansın demiş.” Hükümdar bu yanıtı beğenip, adama bir kese altın verilmesini emretmiş. Keseyi alan adam, “Bakın, ağacım şimdiden meyve verdi” demiş. Bunun üzerine hükümdar, adama bir kese altın daha verilmesini buyurmuş. İkinci keseyi alan adam “Fidan daha büyümeden bir yılda iki kez ürün verdi” deyince, hükümdar, yanındakilere “Bir an önce burdan ayrılıp yolumuza gidelim. Yoksa, bu ihtiyar bizim sarayın bahçesini arpa tarlasına dönüştürür” demiş.

 

Varsın hükümdar sarayları ve bahçeleri olmasın; yeter ki halkın tarlaları, bahçeleri, her yer, ağaçlar, ürünler, çiçeklerle dolsun.

(6 Haziran 2016)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
halim şafak     2016-07-23 ne güz el çelişmişsiniz. yazdıklarınızla.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X