Türk Hukukunda Marka Tescili ve Eskiye Dayalı Kullanım
Av. Ezgi EFENDİOĞLU ÇİÇEK...

Türk Hukukunda Marka Tescili ve Eskiye Dayalı Kullanım

Bu içerik 1003 kez okundu.

HUKUK KÖŞESİ / Av. Ezgi EFENDİOĞLU ÇİÇEK / info@ezgiefendioglu.av.tr

Marka; bir işletme veya teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka işletme veya teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayan, her türlü sözcükler, şekiller, renkler, harfler veya sayılardan oluşan ve baskı yoluyla çoğaltılabilen işaretlerdir. Markanın yaratılmasındaki amaç, farklı teşebbüslerin piyasaya sundukları mal veya hizmetlere ayırt edicilik unsuru katmak ve bu suretle rekabet ortamı oluşturmaktır.

Marka, günümüzde büyük ya da küçük çaplı her işletmenin önem verdiği, üzerinde durduğu konular arasında yeralmaktadır. Gerçekten de en küçük işletmeler de dahil olmak üzere marka, işletmelerin diğer işletmelerden ayırt edilmesini, faaliyetlerinin karıştırılmamasını sağlamak adına önemlidir.

Türk hukukunda markanın tescil edilmesi bir zorunluluk değildir. Tescilsiz bir marka ile de faaliyete devam edilmesi mümkündür. Ekonomik hayatta da birçok marka tescilsiz olarak faaliyetini sürdürmekte ve marka sahipleri tarafından bu markalara ciddi yatırımlar yapılmaktadır. Mevzuatta marka tescilinin zorunlu olmadığı hüküm altına alınmış ise de, markanın tescil edilmemiş olması birtakım hak ve korumalardan yararlanılmasına engel teşkil etmektedir. Hukukumuzda marka ile ilgili tek mevzuat olan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile tescilli markalar için üst düzey koruma sağlanması hedeflenmiştir. 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca tescilli markaya yapılan herhangi bir haksız müdahalenin söz konusu olması halinde tescilli marka, tescilsiz marka karşısında KHK’da belirlenen koruma ve tescilsiz markaya karşı yaptırımlardan faydalanabilecektir. Markanın tescilsiz olarak kullanılması durumunda ise, tescilsiz markaya yapılan haksız müdahalede KHK hükümleri değil, Türk Ticaret Kanununda yer alan haksız rekabet hükümleri uygulanacaktır ki, bu hükümler KHK karşısında yeterli korumayı ve yaptırımı sağlamamaktadır.

Markanın, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile korunması markanın tescilli olmasıyla mümkündür. Bunun tek istisnası “eskiye dayalı kullanım” konusundadır. Marka hukukunda eskiye dayalı kullanım, markanın tescil veya başvuru tarihinden önce o markanın tescilsiz olarak çeşitli faaliyetlerde kullanılmasını ifade etmektedir. Eskiye dayalı kullanım hükümleriyle, ciddi yatırımlar yapılan ve emek verilen işaretlerin (tescilsiz markaların) KHK’da yer lan şartları karşılaması koşuluyla koruma altına alınması öngörülmüştür.

KHK’ya göre; “Tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin itiraz etmesi üzerine tescili istenen marka aşağıdaki hallerde tescil edilmez.” Bu şartlar madde metninde ikiye ayrılmıştır. Bunlardan ilki, markanın başvuru tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmesi; ikincisi ise, belirtilen işaret, sahibine daha sonraki markanın kullanımını yasaklama hakkı vermesi olarak belirtilmiştir.

Üçüncü kişiler, tescilsiz olarak uzun yıllar ciddi emek ve sermaye harcayarak kullanmış olduğunuz markanızla aynı veya çok benzer işaretleri kullanarak marka tescili için başvuruda bulunabilirler. Yapılan bu tescil başvurusuna, yukarıda da belirttiğimiz şartların varlığı halinde eskiye dayalı kullanımı olan kişi itiraz edebilecektir. Bu itiraz sayesinde tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilememe engeliyle karşı karşıya kalacaktır.

Eskiye dayalı kullanım nedeniyle tescil başvurusu yapılan markaya itiraz edilmesi için, eskiye dayalı kullanılan markanın ticaret esnasında kullanılıyor olması gerekmektedir. Yargıtay, konuya ilişkin olarak vermiş olduğu bir kararında; “…KHK’nın 8/III maddesinde de tescilsiz dahi olsa bir işaret veya markanın ticari hayatta kullanılması şartıyla daha sonra aynı markanın tesciline itiraz…imkanı…tanınmış bulunmaktadır…” ifadelerine yer vermiştir.

Bu durumda, markasını tescil ettirmemiş işletmeler, bu markalarını emek ve sermaye harcayarak, ticaret esnasında kullanmaları koşulu ile, üçüncü kişilerin benzer veya aynı işareti kullanarak marka tescil başvurusunda bulunmaları durumunda itiraz mekanizmasından yararlanarak bu başvuruyu bertaraf edebilirler.

 

Önemle belirtmek gerekir ki, her ne kadar hukukumuzda marka tescili zorunlu olmasa da, markaya harcanan emek, sermaye ve zaman düşünüldüğünde markanın koruma altına alınması, üçüncü kişiler tarafından bu markaya yapılan tecavüzlere gereken yaptırımın uygulanması için markanın tescil edilmesi önemlidir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X