Sıcaklarda, sıcak politika!
Fikret ÇOBAN...

Sıcaklarda, sıcak politika!

Bu içerik 676 kez okundu.

Hayata Dair / Fikret ÇOBAN

Ne kaldı geriye? Sosyal olandan, biraz olsun vicdani olandan ne kaldı geriye?

Sosyal devlet mi, sosyal belediyecilik mi, sosyal güvencelerimiz mi, sosyal adalet mi, eğitim mi, doğa mı, ne kaldı geriye?

Bu sıcaklarda bu sıcak konular gider mi, okunur mu, okuyan beni anlar mı?

Sosyal olanın, sosyalizmin güç olarak yeryüzünde etkisizleştirilmesiyle; Marks’ın deyimiyle söylersek: “Toplumcu sistemler çözülünce toplumsal olan her şey buharlaşır”.

Onun yerine doğrudan siyaset erkleri ve onların siyasi yapıları aracılığı ile devreye sokulan yardımlar, sadaka kültürü ve sonucunda sorgusuz biat ortaya çıkıyor.

Oysa bizim istediğimiz “aslolan yoksullara yardım değil yoksulluğun ortadan kaldırılması” sözü de tüttürü olarak kalıyor.

Yani işin gerçeği, toplumla ilişkiniz ganimet üzerinden gelişmiyorsa sizin büyüme şansınız yok.

Siyaset, topluma direk ganimeti paylaşma üzerinden giderse kalabalık bir kitleye dönüşür. Ve kimse bu nerden geliyor, bunun doğru olanı bu mu, diye sormaz? Pastanın paylaşımına bakar, cebine girene bakar.

Dolaysıyla böyle bir ganimeti paylaşmak için herkes kendine göre safını belirler.

En yoksulundan en varsılına kadar herkes kendi payına düşene bakar.

Ve bu halka halka birbirine eklenen kalabalıklar o iktidar dediğmiz aygıtı ortaya çıkarır.

Bu kalabalıklar, işin büyüsü bozuluncaya kadar o ganimetin çemberinde durur.

Peki biz ganimet olarak topluma ne sunuyoruz, ne vaat ediyoruz.

‘Özgür gelecek, güzel günler’ bizim ganimetimiz de bu.

Doğru olan da bu ama.

Sosyal olan çözülünce, dayanışma, imece gibi duygular değer kaybına uğrayınca; “kazanmak, ne pahasına olursa kazanmak, ama yalnız kazanmak” bireyciliği yükselen değerse sizin alıcınız olmaz ki!

Uzatmadan, gerçek şu: Sosyal olan, toplumcu olan görüşler, felsefeler, uygulamalar kapitalizmin tekliği karşısında moral üstünlüğünü ve gücünü yavaş yavaş kaybetti. Özgür gelecek gibi, eşitlik-adalet gibi sosyal içerikli değerler bireyselliğin ve paranın hakimiyeti karşısında değer kaybetti, geriledi.

Bu yanlış olduğu için değil, kendilerini yenileyip, üretip geliştiremedikleri için bu durum kaçınılmaz oldu.

Robin Hanhel’in ‘iktisadi adalet ve demokrasi’ kitabı bu durumu daha güzel açıklıyor. Bu kitap diyor ki, bütün yanlışlardan sonra, acılardan sonar, bari bundan sonra şu yanlışları yapmayalım artık diyor Robin Hanhel:

21’inci yüzyılın devamında özgürlükçü siyasal anlayışlar, evrensel hukuk ve insan hakları temelli sosyal demokrasinin ve diğer toplumsal-sınıfsal hareketlerin ister istemez birlikte olacaklarını ve bunun tercih meselesi değil hayat meselesi olduğunun altını çiziyor.

Çok geniş bir toplumsal buluşma zemini sunuyor bize.

“Sosyalizmin başarısızlığı onun felsefesinden değil ekonomik paylaşımından, demokrasi zayıflığından, öngörüsüzlüğünden kaynaklandı” şeklinde anlatıyor.

Demek ki; demokrasiyi, iktisadi paylaşımı, özgürlükçü siyasal yaklaşımları ıskalamayan bir sosyalizmin tekrar gelecek oluşturma şansı var, kapitalist sömürünün hakimiyeti karşısında sosyal olanın yeniden hayatımıza girme şansı var gibi geliyor bana.

Korku, hırs, iktidar kaygısı gibi ‘ben düşünceleri’nden kurtuldukça insan özgürleşecek ve özgürleşen insanın talepleri diğer toplumsal hareketlerle sınfsal olarak buluşacak, çünkü hayat bunu gerektirecek.

 

Demlenmiş sözler ...

Kapitalizm kendi mezarını kazmıyor artık. Tam tersi mezarımızı kazmak için kullanacağımız, kürek ve kazmaları bile bize nasıl pahalı satacağını düşünüyor.

Robin Hanhel

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X