Köy Okulları
Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ...

Köy Okulları

Bu içerik 478 kez okundu.

Haftada Bir / Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ - kekocabasgmail.com

“Ne zaman bir köy türküsü duysam / Şairliğimden utanırım”

Bedri Rahmi

“Topraktan öğrenip / kitapsız bilendir. / Hoca Nasreddin gibi ağlayan / Bayburtlu Zihni gibi gülendir. / Ferhad’dır / Kerem’dir / ve Keloğlan’dır”

                                                                  Nazım Hikmet

 

5-6 Mart 2016 tarihlerinde Çanakkale’deydik. Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği (YKKED) danışma kurulu toplantısını Çanakkale şubemizin ev sahipliğinde gerçekleştirdik. Şubelerden gelen arkadaşlarımızla derneğin çalışmalarını değerlendirdik, beyin fırtınası yaparak tartıştık ve neler yapabileceğimizi konuştuk. Dernek ailesi cıvıl cıvıldı, heyecanlıydı. Her şube kendi yöresinde farklı farklı etkinlikler gerçekleştiriyor, bir aydınlanma okulu gibi çalışıyor ve topluma ışık saçıyordu.  Şubelerimizin çoğunda demokratik kültüre ve sanata katkı anlamıyla mandolin toplulukları kurulmuştu, YKKED-Tiyatro  toplulukları ve halk oyunları ekipleri de oluşuyordu. YKKED-Çanakkale şubemiz ise çalışmalarını daha çok kapatılan köy okulları, kültürel miras ve taşımalı eğitim üzerine yoğunlaştırmıştı. Çanakkale şube başkanımız Prof. Dr. Osman Demircan ve yönetim kurulundaki arkadaşları, Çanakkale köylerindeki kapatılan köy okullarıyla ilgili fotoğraf sergileri açıyor ve kırsal bölgelerdeki eğitim, kültürel miras sorunsalını ülke gündemine taşıyordu.

6 Mart sabahı yaklaşık yüz kişilik YKKED ailesi, otobüslerle Çanakkale şubemizin öncülüğünde, Prof. Dr. Osman Demircan’ın belirlediği kapatılan köy okulları ziyaretlerini gerçekleştirdik. Çanakkale boğazına yukarılardan bakan Kemel köyünden gezi başladı. Baharın tüm renkleriyle doğaya egemen olduğu bir günde köylerde gördüklerimiz ilginçti. Doğu’da aramaya gerek yoktu, Çanakkale köylerinde yoğun bir yoksulluk gözle görünüyordu.  Son 14 yıldır ülkeyi yöneten siyasal iktidarın eğitim, tarım ve hayvancılık politikaları nedeniyle köyler boşalmıştı. Köylerde evini, barkını bırakamayan, doğa içinde yaşamaya alışık yoksul koşullarda yaşayan yaşlılar kalmıştı. Son rakamlar, ülke nüfusunun % 20’sinin, yani 15-16 milyon insanımızın halâ köylerde yaşadığını gösteriyor.

Bizleri en çok etkileyen, köylerdeki kapatılan köy okullarının virane halleriydi. Okullar bakımsız ve yıkılmak üzereydi. Bu okulları dolaşırken, ülkemizde demokrasi kültürü gibi kültürel miras algısının hiç yerleşemediğini görmekten büyük acı duydum. Halbuki bu okullar o köyde yüzlerce çocuğun kitapla, sanatla, bilimle buluşmalarını sağlayan aydınlanma kurumlarıydı. Bu değişimi sağlayan aydınlanma kurumlarının 2016’daki durumu bu kötü görüntüler olmamalıydı. Okulları dolaşırken ne yapmalı sorusu hep belleğimdeydi. Gönlüm, kapatılan her köy okulunun büyükşehir belediyesi, muhtarlar ve köy halkı tarafından onarılıp bakılması, duvarlarda bu okullarda geçmişte eğitim gören öğrencilerin isimleri, bu okulda çalışmış öğretmenlerin resimli özgeçmişleri, kütüphanesiyle bir halk odası gibi işlev görüp oradaki çok az insan bile olsa o köyün toplumsal belleği olması gerektiğini düşündüm.

Yoksul bir Çanakkale köyünde öğle yemeğinde ayran eşliğinde bulgur pilavını hep beraber yedik. Çoğu öğretmen olan arkadaşlarımızla dönerken ‘ne yapmalı’yı tartışmaya devam ediyorduk. Her şeyden önce ülkedeki tarım ve hayvancılık politikalarının gözden geçirilmesini ve terk edilen köylerde zirai faaliyetlerin ve üretimin  arttırılması gerektiğini paylaştım arkadaşlarımla. Ayrıca bugün ülkemizde yaklaşık 300 bin atanamayan öğretmenin olduğunu biliyoruz. Atanamayan bu öğretmenlerin kapatılan köy okullarına ataması yapılarak bu virane durumdaki okulların bir kültürel miras, halk odası biçimiyle yeniden yapılandırılması projesinin hayata geçirebileceğini ifade ettim. Her gün sabah minibüslerde yaklaşık 10 km ötedeki farklı bir merkeze eğitime giden çocukların sayıları çok az bile olsa kendi köylerine döndüklerinde bu eski okulda rehber öğretmen eşliğinde kütüphane, etüt merkezi olarak işlev görmesinin önemli olacağını düşündüm. Böylece atanamayan öğretmenlerin de istihdamı ve kırsal bölgelerde de öğretmenlerin var olması hayata geçebilecek.

Tüm bunların yapılabilmesi için laik, demokratik, bilimsel eğitimi referans alan, halkın   bütün çocuklarının eğitim hakkını öne çıkaran, eğitimin bir insan hakkı olduğu gerçeğini içselleştiren bir siyasal yaklaşıma gereksinim olduğu çok açık. Çanakkale köylerinde gördüğümüz kapatılan köy okulları sanki günümüzde örselenen, yok edilmek istenen Cumhuriyet mekanları gibi duruyordu karşımızda. Köy Enstitülü öğretmenler ve eğitmenlerin bu okulların yapılması sürecinde emeklerini, umutlarını kattıklarını biliyoruz. Onların emekleri, aydınlanmadan yana olan aziz hatıralarına saygı adına ve halâ köylerde yaşayan insanlarımızın hakları adına kapatılan köy okullarının yeniden açılması konusunun gözden geçirilmesini talep etmek güncel toplumsal-insani görevdir. YKKED bundan böyle bu arayış ve taleplerin takipçisi olacaktır.

Unutulmamalıdır ki, okulun olmadığı yerde ışık yoktur, aydınlanma yoktur, geleceğe dair umut yoktur. YKKED-Çanakkale şubemizin değerli başkanı Sayın Prof. Dr. Osman Demircan ve yönetim kurulundaki dostlarıma, ürettikleri bu farkındalık nedeniyle sonsuz teşekkürler…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X