Beyceli’de Bayram
Zeki SARIHAN...

Beyceli’de Bayram

Bu içerik 460 kez okundu.

Zeki SARIHAN

Dokuz günlük tatilin iki günü yolda, altı günü memleketim Fatsa’da geçti. Çeşitli zamanlardaki ziyaretlerim sonrasında da anlattığım gibi, bir yandan memleketin hür havasını soludum, yeşilin her tonu ile gözlerim bayram ederken bir yandan da ortalığın durumu hakkında gözlemlerde bulunmaya çalıştım.

Merak ettiğim iki şey, halkın ekonomik ve sosyal yaşayışındaki değişimdir. Geriye mi gidiyorlar, yerlerinde mi sayıyorlar, ileriye mi gidiyorlar? 72 yaşında olduğum için karşılaştırmayı 50 ve 60 yıl öncesiyle yapma olanağım var.

Ekonomik gelişmeye bakarak 60 yıl öncesine göre neredeyse karşımızda yepyeni bir Türkiye var. Bayram nedeniyle kentlerden de gelenlerin arabalarıyla köy sokakları adeta park yeri sıkıntısı çekiyor! Köyde tarım faaliyeti devam ediyor fakat asıl geçim kaynağı artık kentlerdeki iş alanları ve emeklilik maaşları.

Kültürel kalkınma ise ekonomik kalkınma ile at başı gitmemiş. Köyüm Beyceli örneğinde, bunun gerilediği bile söylenebilir. 1960’larda köyde yapılan kültür şenlikleri ve Okuma Odası açılarak atılıma geçmiş olan aydınlanma faaliyetini 1971 ve 1980 darbeleri yok etmişti. Onun yerini Kur’an kursları ve imam hatipçilik almıştı. Taşımalı eğitime geçilmesi nedeniyle okul da bir irfan merkezi olmaktan çıkmıştı.

Fakat birkaç yıldır bu alanda bir yeniden toparlanmaya tanık oluyoruz. Bu bayramda Beyceli Köyünde Kültür ve Dayanışma Şenliğinin üçüncüsü yapıldı. Cami avlusunda bayram namazının ardından bayramlaşma töreninden sonra başlayan şenlikte geleneksel güreşler temsili olarak yapıldı. Çuval, kaşık içinde yumurta yarışı, urgan çekme gibi ilkokuldan kalma eğlenceler, çevirme çıkrığa binme gibi ata yadigârı yarışlar yapıldı. Geleneksel el sanatlarından süpürge ve sepet yapımı canlandırıldı. İçecek ve yiyecek dağıtıldı. Şenlik için katkıda bulunanlara ve hayatta olan üç eski muhtara plaketler verildi. Şenlik yerine köy tarihinde iz bırakan 1967’deki yol yürüyüşünden büyütülmüş fotoğraflar asıldı. Palyaço, çocukların yüzlerine çizgiler çizdi. Havaya, içinde şenliğin mesajı bulunan balonlar uçuruldu. Şenliği Ordu’da yayın yapan bir TV kanalı baştan sona çekti ve yayımladı.

Şenliğe en çok parasal katkı yapan ‘Ağa’ ilan edildi. Bu ağa, köyün en yoksullarından birinin oğluydu ve İstanbul’da fabrikası varmış! Yalnızca bu durum bile köydeki eski vesayetin nasıl sona ermiş bulunduğunu gösteriyor…

Dikkat çekici olan, izleyici olarak da olsa şenliğe katılan kadınların giderek artmakta oluşu. Ön sırada erkekler, onun arkasında biraz da erkeklerle karışık kadınlar ve duvarın üstünde kadınlar oturdu. Üniversiteyi bitiren bir genç kız da keman çaldı. Laik gelenekle modernizm, cami avlusunda buluştu! Gelecek yıllarda bu şenliklerde modern öğelerin daha da artmasını bekleyebiliriz.

Sıra Köyün geçmiş kültürünü bir müzede sergilemeye gelmiş olmalıdır. Boş olan iki ilkokul bunun için elverişlidir. Her köyde bulunması şart olan fakat bütün ülkede pek az köyümüzde bulunan ‘halk kültürü müzesi’nin Beyceli’de açılması pek uzak görünmüyor.

Okulun önünde, ramazanın son günlerinde bazı kişiler tarafından toplu iftar verildi. Bayramın ertesinde de burada bir kına gecesi yapıldı. Eskiden köy düğünlerinde Perşembe günleri erkekler toplanır, Cuma günü ise kadınlar kendi aralarında eğlenirlerdi. Artık kına gecelerinde ve düğünlerde kadın erkek birlikte eğleniyor. Müzik eşliğinde oynuyor.

Sözü şuraya getireceğim:

Türkiye’yi bugün yönetmekte olanlar, ülkeyi daha da muhafazakârlaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Fakat toplum onları dinlemiyor. Alttan alta bir sekülerleşme yayılıyor.

Bilgi ve görgü arttıkça bunun önüne geçilmesi imkânsız hale geliyor.

İktidarların zihni daralırken toplumum zihni genişliyor.

(11 Temmuz 2016)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X