Yeni bir güne başlarken
Hamdi TOÇCUOĞLU...

Yeni bir güne başlarken

Bu içerik 488 kez okundu.

Hamdi TOPÇUOĞLU

Varlığını bir değer yaratmaya adayanlarla, bir değerden nemalanarak var olmaya çalışanlar arasındaki bir kavga bu.

Bodrum bir değerse; bu betonlaşmanın bu değeri nereye taşıyacağını sorgulamak öncelikle her Bodrumlunun görevidir.

Kentlerin de ömrü vardır. Bu yüzden dünya, ölü kentler mezarlığıdır. Kimi kentler bin yıllarca yaşar. Onlar, yarattıkları değerlere sahip çıkabildikleri ve yeni değerler yaratabildikleri için uzun ömürlüdürler.

Kimi kentler, tarih sahnesinde kelebek ömrü yaşarlar. Onlar moda kentlerdir. Bir var bir yok.

Bodrum, son altmış yılda, Gökova’nın ve yarımadanın birbirine ulanan harika yalılarının ve koylarının ekmeğiyle ve antik çağın değerleriyle yeniden gündeme gelmiştir. Ne yazık ki bu değerlerini hızla yitirmektedir. Elinde kalan son nimet Gökova’daki koylardır. Onların da çok kısa bir zamanda biteceği kesindir.

Mazı, Çökertme Koyları imara açılmıştır. Ören’de termik santralin limanı özelleştirilmiştir. Kömür taşıyan dev gemiler körfezde dolaşmaya başlayınca buraları ilk terk edecek olanlar şimdilerde otel, rezidans yapmak için yanıp tutuşanlar olacaktır.

Kent kurmanın temelinde iki harç vardır: Kültür ve ekonomi.

Bodrum, tarihteki en görkemli dönemini bu toprakların yerlileri yani Karyalılarla yaşamıştır.

Herkes, Mauseliom’un antik çağın yedi harikasından biri olduğunu söyler geçer. Ancak o harikayı yaratan ekonomiyi ve kültürü düşünmez.

O ekonomi, “dağlarından yağ, ovalarından bağ akan” Karya topraklarının sunduğu ekonomidir. Karya’nın onlarca kentinde on binlerin kültürel gelişimini sağladığı tiyatroların, agoraların, gynasyumların varlığıdır Bodrum’u yıldızlaştıran.

O kültürün Artemisia, Ada, Antiochos, Mausolos gibi devlet adamları; Herodotos, Thales, Paniassis, Dionysıus, Menippos, Hipokrates, Ctesias… gibi sanat ve bilim insanları vardır.

Geçmişinden ders alamayan kentler, tarihin çöplüğüne gömülmeye mahkûmdur.

Bodrum, ölümü yaşamış bir kenttir. Yüzyıllarca yolu, suyu olmayan bir garip kasaba olarak kalan Bodrum’a tarih lütfetmiş, yeniden bir yıldız olma şansı vermiştir.

Ne acıdır ki Bodrum bu şansı iyi kullanamamış, tarihin ve doğanın kendisine sunduğu müthiş değerleri tam bir mirasyedi savurganlığıyla harcayarak, kaderini yapsatçılara, alsatçılara teslim etmiştir.

Bodrum’un 1965’te 5 bin 165 olan yerleşik nüfusu, bugün 157 bin olmuştur. Bu, 80 milyona, 3 milyon Suriyeli monte etmekten daha önemsiz bir sosyolojik değişim değildir.

Nüfusu elli yılda 30, konut sayısı 150 kat artan bir kentin büyümesinin ve değişiminin bir gelişme olduğunu hiçbir kent bilimci bize anlatamaz.

Kentler geleceklerini, doğal kaynaklarını da gözeterek planlarlar.

Bodrum, daha düne dek Bardakçı’dan teknelerle çekilen suyla yetinen bir yerdi. Bugün, kendi çevresindeki derin kuyulardan sağladığı su, sadece 300 bin metre küptür. Geri kalan 10 milyon metreküp su için Milas’a muhtaçtır.

Bodrum, elektriğini Yatağanlının, Milaslının yaşam haklarını çiğneyen termik santrallerinden sağlar. Ne enerji üretiminde elini taşın altına koymak ister, ne tüketiminde tutumludur. Yatağan Termik Santrali’nin neredeyse iki ünitesinin kendisine çalıştığı aklına bile gelmez. Yatağan’a ve Karacahisar’a yapılmak istenen yeni termik santrallerinin orada yaşayanlara yaşatacağı felaket umurunda bile değildir.

RES’lere hayır! Termik santrale evet! Ben cici yaşayayım, ama arka bahçemdekiler ölsün. Milas’tan su gelsin; Yatağan’dan elektrik.

Denizi bitmiş, betona yenik düşmüş; tarihin emaneti değerleri talan edilmiş; üstelik yeni hiçbir değer yaratamamış Bodrum’un yeniden ölü kentler arasına katılması kaçınılmazdır.

Kimi, dindar bir Bodrum yaratmak için külliye peşinde,

Kimi, devlet kıyağıyla mülk sahibi olmak için TOKİ peşinde,

Kimi, cennet koyları yandaşa candaşa peşkeş çekerek dünyalığını katlama peşinde,

Bu gidişe dur demek isteyenleri aforoz etmek ise bedava…

Bodrum yanıyor. Bodrumlu vahametin ya farkında değil ya da umursamıyor.

Kimse bu yangının, Bodrumla sınırlı kalacağını sanmamalıdır.

Bu yangını söndürecek su Milas’tadır, Yatağan’dadır, Kavaklıdere’dedir, Muğla’dadır.

Bodrum’un kurtuluşu kadim Karya ve Menteşe bütüncüllüğünü temel alan gelecek planlamasıyla mümkündür.

Bunu yapmak, Ankara’dan önce, hatta Ankara’ya rağmen bizim görevimizdir.

 

Hamiş:

Büyükşehir Belediyesinin Sazköy’e yapmayı planladığı çöp depolama sahası için Milas’ın çöpü buraya gelecek yalanıyla Bodrumluları ayaklandırmaya çalışanlara neden bir Allah’ın kulu;

  • Efendi, Bodrum gecelerini ışıl ışıl aydınlatan elektrikle, çeşmelerinden akan su nereden geliyor biliyor musun, diye niye sormaz, anlamam.
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X