“Dostlar, bayramınız mübarek olsun”
Dursun GİRGİN...

“Dostlar, bayramınız mübarek olsun”

Bu içerik 330 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba.

Aslında bu başlık bir türküde geçer, aynen aktardım.

“Gele gele geldim ben bir kara taşa,

Yazılanlar gelirmiş başa,

Dostlar, bayramınız mübarek olsun” diye başlayan bu güzel Anadolu ağıtı, bizlere aslında her şeyi anlatıyor da, bizler toplum olarak ne atasözlerimizden bir şeyler öğreniyoruz ne de büyüklerimizin nasihatlerini dinliyoruz.

Yani tabiri caizse, burnunun doğrusuna giden bir milletiz vesselam. İyisiyle kötüsüyle, hayrıyla şerriyle bir mübarek ramazan bayramını daha ağırladık. Nice canlar hayata veda edip gitti, binlerce kaza, binlerce ölü ve yaralı. Peki bu insanlar uslanır mı dersiniz? Bence hayır.

Eğer bu millet gerçekten de her olaydan bir ders çıkarabilse bu olaylar bu kadar da kabarık bir rakama ulaşmazdı.

Evet, acısıyla tatlısıyla dedik ya, iyi tarafı şu oldu: 9 günlük bir tatil iç turizmi canlandırdı ve nefes aldırdı. Tabii ki bu da en çok sahil kentlerimize yaradı.

Neyse, Allah daha çok versin ama sadece sahil boylarına değil, dağıyla, taşıyla güzel Türkiyemin her köşesinde yaşayan tüm insanlarımıza versin. Versin ki; daha da açlık, yokluk, kıtlık sonucu ölümler olmasın maazallah.

E baksanıza 3 milyon daha nüfusumuza ilave olacakmış. Güler misin ağlar mısın şu milletin haline. Zaten bugün dahi günübirlik yarı aç yarı tok yaşayan toplumumuzda 3 milyon Suriyelinin gelişiyle işsiz sayısı daha da çoğalacak. Bugün dahi hastanelerde zar zor sıra bulup da iki dakikalık bir süre içinde tedavi edilmeye çalışılan hastalarımız için bundan sonra muayene süresi biraz daha kısalacak.

Hani bir yabancı dizi izlemiştik, merhaba güle güle diye. İşe o misal bir sürede hastalarımız iyi olmaya çalışacaklar. Tabii ki iyi olabilirlerse. Beni bir de merak ettiren konu şu: Hani şu dilenciler var ya; Suriyeliyiz yardım edin sözcüğünün yerine ne yazacaklar mesela, ucuz Suriyeli işçi var mı yazacaklar, yoksa Suriye’ye bizi geri gönderin mi yazacaklar doğrusu çok merak ediyorum.

Neyse, yüce rabbim hiçbir ülkeyi veya milleti yurdundan, yuvasından etmesin. Ancak Türkiye halâ Nato’yu güçlendirmeye çalışıyor. Peki adama sormazlar mı; hani senin şu Türkiye’nin özellikle Suriye sınırlarına konuşlandırdığın şu meşhur füze rampalarına ne oldu? Hani bunlar sözde dışarıdan gelebilecek füzeleri yakalayıp havada patlatacaktı? Peki ne oldu bu füze rampalarına? Şimdi halâ Nato’yu güçlendirelim diye Almanlara, İngilizlere yeşil ışık yakmanın bence hiç gereği yok.

Bakınız bugün, geç de olsa ABD ve İngiltere hükümetleri bir acı gerçeği dile getirdiler. Nedir bu acı gerçek; evet, yıllar önce bir hiç uğruna bir yalan bir dolan uğruna canlarından, mallarından, ırz ve namuslarından olan o zavallı Iraklılara oldu.

Evet, bugün artık dünyanın gözü önünde ABD ve İngiltere hatalarını açık seçik söylüyorlar. Oysa o günlerde bu yanlışı haykıranları vatan haini olarak ilan ediyorlardı.

Bugün de, ‘Suriyelilere vatandaşlık vermeyelim’ diyenlere ateş püskürüyoruz, işte böylesine hargürlerle geçen bir Ramazan bayramını daha kutladık. Sahi şu iftar sofraları mesela. Aç, fakir vatandaşlarımız için yine devam edecek mi? Çok merak ediyorum, işte bu nedenle diyoruz ya; öze inmeyen bir Müslümanlık olursa işte böyle acı sahneler de elbette ki kaçınılmaz olur.

Her şeye rağmen dostlar; geçmiş bayramınız mübarek olsun, tabi olabiliyorsa ...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X