Keşke hep kültürden konuşsak değil mi!
Dursun GİRGİN...

Keşke hep kültürden konuşsak değil mi!

Bu içerik 801 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba.

Bu ülkenin kültürel kimliğine zerre kadar dahi olsa katkıda bulunan tüm değerli dostlara selam olsun

Ölenlere rahmet, hayatta olanlara da sağlık sıhhat diliyorum.

Neşet Ertaş’ın güzel bir sözüyle başlayım isterseniz.

Evet, Neşet Baba, ‘Gönül arzu eyler dostu görmeyi engel bırakmıyor. Buna ne dersin’ diyor.

Evet, ben de hep kültürden bahsetmek istiyorum. Hep kültürel değerlerimizi yazıp çizelim diyorum ama ne çare öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, ne çiftçinin, ne işçinin, ne esnafın, ne memurun, ne emeklinin derdine çare olan siyasetçilerimiz var.

İşte bu nedenle çaresiz kaldığımız için bizler de ister istemez isteklerimizin dışına çıkıyoruz değerli dostlarım.

Yıllar önce, Araştırmacı Gazeteci sayın Uğur Dündar’la 1970’li yıllarda, geçmişten beri devam edegelen haksız vergiler yüzünden babalarımızın, atalarımızın çektikleri çilelere değindik ve bu zulümlerin halâ devam ettiğinden bahisler açarak o günkü siyasetçilerimizi bir bakıma uyarmak istedik. Yıllar geçti bu zulümler nihayet 2006’lı yıllarda yine birileri tarafından hortlatıldı. Nihayet gerek dernek olarak, gerekse o günkü birçok siyasetçilerimizin de yardımlarıyla nihayet bu zulüm 2010 yılında sona erdirildi. Peki sadece vergi zulmünden kurtulmamızla bu insanların sorunları bitti mi ki? Maalesef bitmedi.

Bugün, her zaman kültürel konuları konuşamaz hale gelmemizdeki en büyük etken, bu ülkedeki gelir dağılımının adaletsiz bir şekilde devam etmesidir.

Bugün eski Dibekdere yok, ama yine de şahsen ben bu gelişmelerden pek de hoşnut değilim. Bizler Dibekdereli Romanlar olarak belki de Türkiye’deki Romanlar içinde en rahat konumda olan kişileriz. Ancak benim sorunum çok farklı.

Evet dostlar, başta kendi aramızdaki yani zurnacı davulcu dostlarımız ile düğün ve derneklerden elde ettiğimiz gelirleri kendi aramızda adaletli bir şekilde bölüşememekten tutun da, tıpkı devlet tarafından yıllardır adil bir gelir dağılımı bulamayan kesimler ne yazık ki bugün mevcut sanatlarını birer birer terk ediyorlar ve bu gidişat da beni ürkütüyor.

Evet dostlarım, her ne kadar bir zurna ustasıyla bir davul çalan veya dem zurnacı dediğimiz kişiler eşit zahmet çekmeseler de içimizde öyle zurnacılar var ki, deveyi havuduyla yutuyorlar, bu da beni çok üzüyor.

Neyse sevgili dostlarım, aslında kültürel konularda o kadar çok konuşulacak dertlerimiz var ki, say say bitmez günlerce, yaz yaz bitmez.

İşte bütün bu olumsuz tabloları en aza indirebilmek adına 2002 yılında bir dernek kurdum. Ne çare, kim kime dum duma. Seni dinleyen kim!

Hele ki şükürler olsun, bugün geç de olsa artık hakkı hukuku gözeten yavrularımızın sayısı her geçen gün çoğalıyor. Bu da, sanat adına, kültür adına, doğruluk ve dürüstlük adına, hak adına, adalet adına bizleri sevindiriyor.

Aslında olması gereken de bu değil mi dostlarım.

İşçi hakkını almak ister, işveren verdiği paranın karşılığını ister. O halde neden doğru dürüst yaşayamıyoruz şu üç günlük dünyada.

İşte her şey gibi yine sona geliyoruz.

Her sözün bir sonu var elbette. Bu köşe yazımızın da sonu olacak değil mi.

Ve işte bugünlük de bu kadar diyelim ve az veren candan, çok veren maldan deyip gelecek yazılarımızda elimizden geldiğince hep kültürden söz edeceğim, tabii ki birileri bizlere de karışmazsa.

Haydi dostlarım hoşça kalın, dostça kalın.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X