Darbe Yazıları
Hamdi TOÇCUOĞLU...

Darbe Yazıları

Bu içerik 685 kez okundu.

Hamdi TOPÇUOĞLU –

DARBE NASIL ÖNLENDİ?

Dün sabah Facebook sayfamdan bir soru sormuştum: Sizce darbe nasıl önlendi?

Amacım, dostlarımın görüşlerini bir çatı altında görme şansı yakalamaktı.

Sağ olsunlar; birçok arkadaşım görüş bildirdi. Görüşlerin ortak yanları kadar, farklılıklarının olması beni son derece sevindirdi. Çünkü demokrasinin ve gelişmişliğin en değerli gücü, görüşlerini korkusuzca ve uygarca dile getirebilen kitlelerdir.

Sevgili dostlar, eğer bu girişim başarılı olsaydı, bugünlerde yaşayacaklarımızı, 12 Eylül sonrası yaşadıklarıma bakarak tahmin edebiliyorum.

Her darbenin kendine özgü gerekçeleri var. 27 Mayıs’la, 12 Mart, 12 Eylül’ün, 28 Şubat’ın, 5 Mayıs’ın (Bunu bilerek yazıyorum.) ve 15 Temmuz’un gerekçeleri de dinamikleri de farklıdır.

Bu ülkede devlet, her zaman siyasal erki ele geçiren zümrenin elinde, "ötekileri" hizaya getirmenin sopası olmuştur. İktidarlar, siyasal erki çoğunlukla, refahı arttırmak ve yaymak için değil, kendi oligarklarının refahını arttırmak ve taraftar yaratmak için kullanmışlardır.

Ben, bu ülkede gerçek anlamda bir demokrasi olmadığını düşünenlerdenim. Bu kavga, demokrat kisveli monokratların kavgasından başka hiçbir şey değildir.

Bana göre 15 Temmuz ne bir ayaklanma ne bir kalkışma ne de başkaldırıdır. 15 Temmuz, menzili aynı iki kardeşin aynı direksiyona geçme kavgasından başka bir şey değildir. "Paralel" sözcüğü bu anlamda son derece önemlidir.

Bu kavgayı kim kazanırsa kazansın, ekonomik açıdan ezilenlerle sosyal ve kültürel açıdan farklı olanlar için değişen bir şey olmayacaktı.

Gelelim darbe nasıl önlendi sorusuna.

Durup düşünelim: Bu ülke halâ tek kanallı televizyona mahkûm olsaydı, bugün durum ne olurdu?

O gece Twitter, facebook, Skype, facetime gibi sosyal medya araçları olmasaydı Cumhurbaşkanı, görüntülü ve sesli mesajını halka iletebilir miydi?

Kaderin cilvesine bakın ki TRT’nin susturulduğu saatlerde “Tarafsız olan, bitaraf olur” diyerek tehdit ettiği medya kuruluşu, Sayın Erdoğan’ın çağrılarını yayımlıyordu.

Kaderin cilvesine bakın ki taraftarlar, kendisine dokunacağını düşündüğü her olayda sesini kestiği Twitter, Facebook gibi sosyal medya üzerinden haberleşerek alanlara akmıştı.

Taksim’i işçi sınıfına yasaklayanlar, can derdine düştüklerinde tereddütsüz açıvermişlerdi.

Ne gariptir ki, dün kendi değerlerini savunmaktan başka hiçbir amacı olmayan gençleri, çocukları çapulcu ilan edenler; bugün halka meydanlarda sabahlayın diyerek demokrasi bekçiliğine davet ediyorlar.

Vatandaş seni savunduğu zaman demokrat, sana karşı çıktığı zaman çapulcu, vatan haini! Yok böyle bir demokrasi.

Gerçek demokrasi, farklılıkları koruyup kollar. Çoğunlukçu değil çoğulcudur.

Devlet, yasaklarla değil, özgürlüklerle büyür. Kinle, öfkeyle değil; hoşgörüyle yönetilir. Dışlamayla değil; kucaklamayla, ayrımcılıkla değil; birleştiricilikle sığınak olur.

Mesele bir olmak değil; birlikte olabilmektir.

Dileyelim bu yaşananlardan herkes, bu kara geceden gereken dersleri çıkarır.

 

NE SAFIM NE DE SALAK

Sizce o gece, R.T Erdoğan değil, bir muhalefet lideri sokağa çıkın deseydi, o çember sakallılardan kaçı sokağa çıkardı?

Faraza Demirtaş, faraza Kılıçdaroğlu ya da Bahçeli camilerden halkı demokrasiye sahip çıkmaya çağıralım deseydi, sizce Görmez Efendi bu isteği nasıl karşılardı?

Sahi siz, o gece sokaklara dökülenlerin, gerçekten parlamenter demokrasiyi korumak için sokağa çıktıklarına mı inanıyorsunuz?

Yoksa siz de mi emre itaatten başka bir suçu olmayan Anadolu'nun gencecik çocuklarını kırbaçlayanların, tekmeleyenlerin, boğazlayanların birer demokrasi savunucusu olduğunu sanıyorsunuz?

Demokrat, her şeyden önce başkasının yaşam hakkını teslim eder.

Ben, darbeciler başarılı olsalardı, yine lanetlerdim onları.

Ama ben, ordusunu emanet ettiği komutanların ne mal olduğunu bil(e)meyen bir başkomutanı, demokrasi kahramanı olarak görmem, göremem.

Boğaz Köprüsü’nde hain

Hakkari, dağlarında şehit,

Verebilseydi on sekiz binliği

Şimdi yar koynunda olacaktı garip.

Adı Memet’tir onun.

Yaşasın diye beyler,

Yirmisinde can vermeyi

Alın yazısı beller.

Ey, Memetlerin asalağı gafiller,

İndirin artık maskelerinizi.

Yeter bu oyun, bu riya, bu gaflet.

Atın sözlüğünüzden “demokrasi” sözcüğünü.

Yüreğinizde birazcık insanlık olsun yeter.

 

DARBE GECESİNDE NOTLAR

Demokratsanız, en kötü demokrasinin bile her türlü darbeden iyi olduğunu savunmak zorundasınız.

Demokraside siyasal iktidarlar halk oyuyla giderler, darbelerle değil.

Askeri darbe, sivil darbe; iyi darbe, kötü darbe; kanlı darbe, kansız darbe, modern darbe, postmodern darbe, senin darben, benim darbem …

Yok böyle bir şey: Darbe darbedir.

Demokrasi, bir yaşam biçimidir. Demokratsanız, demokrasiyi hayatın her alanında savunmak zorundasınız.

Ancak demokratım diyen herkes, şapkasını önüne koyarak, neden ikide bir bu ülkede darbe girişimleri oluyor, sorgulamak zorundadır.

Bu badireler de atlatılır.

Sorumlular, yarın sabah, bizi dünyaya küçük düşüren bu girişimlerin bir daha gerçekleşmemesi için demokrasinin gerçek anlamda tesisi konusunda içten çalışmalıdırlar.

Dileriz bu son olur.

Bu halk, bu gece iradesine sahip çıkarak dünyaya müthiş bir hikaye sunmuştur.

Umalım ki bu hikaye, demokrasimizin evrensel normlarla donatılması konusunda da itici bir güç olur.

SORALIM

FETÖ veya başkası böyle bir kalkışmayı gerçekleştirmeden önce bu ülkenin istihbarat örgütleri neredeydi?

Türk ordusunda bunca FETÖ'cü generali hangi başkomutan atamıştı?

Elbette hırsız suçludur. Peki, hırsızla yıllarca evi paylaşan, ona evin en mahrem yerlerini emanet eden ev sahibinin hiç mi suçu yoktur?

Bu halkın tüm demokratik hakları TBMM'ye emanettir. Her nereden ve kimden gelirse gelsin onu korumak zorundadır.

Daha dün, bu ülkede halktan % 49 oy alan bir partinin başkanı ve başbakanının bir gecede, cumhurbaşkanı tarafından başkanlıktan ve başbakanlıktan indirilmesini, demokrasinizin neresine yerleştiriyorsunuz?

Gezide, Artvin'de sadece sadece demokratik haklarını kullanmak için sokağa çıkanları çapulcu olarak niteliyordunuz.

Suçu, dün gece sadece ve sadece komutanlarına itaat etmek olan gencecik erlerimizin kafasını tekbir sesleriyle kesenleri ne olarak niteliyorsunuz?

Ben, demokrat ona derim ki; darbe yapanla da darbeye sebep olanla da hesaplaşmayı bilir.

Kimse bu menfur olaydan kahraman çıkarmaya kalkmasın. Bence dün gecenin kahramanı yok; ama suçluları pek çoktur.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X