Kızılçullu Köy Enstitülü Öğretmen Halil İbrahim  Berberoğlu’nun ardından
Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ...

Kızılçullu Köy Enstitülü Öğretmen Halil İbrahim Berberoğlu’nun ardından

Bu içerik 512 kez okundu.

Haftada Bir / Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ kekocabasgmail.com

24 Temmuz 2016 günü sosyal medyada, Yatağan’da yaşayan Kızılçullu Köy Enstitüsü çıkışlı, baba dostu, öğretmen Sevgili Halil İbrahim Berberoğlu Amca’nın aramızdan ayrılış haberini acıyla öğrendim. Bir ışık daha sönmüştü, oğlu sevgili Ercömert’i arayarak başsağlığı diledim ve bu haftaki köşe yazımı Halil İbrahim Amca’ya ayırmaya karar verdim.

Halil İbrahim Berberoğlu Öğretmenim ile sevgili babam Kızılçullu Köy Enstitüsünde 1940-1945 yıllarında dönem arkadaşıydılar. Çocukluk yıllarımdan beri kendisini tanırım. 2008-2011 yılları arısında “Kızılçullu Köy Enstitülü Yıllar” kitabını hazırlarken Halil İbrahim Berberoğlu Öğretmenimle daha yakından tanışma olanağım oldu, onunla uzun uzun söyleşmiştik. Onunla buluşmamızı kitapta, “23 Ocak 2010 Cumartesi günü Yatağan’daydım. Demeç gazetesindeki arkadaşlarımdan baba dostu Halil İbrahim Öğretmenin telefonunu almıştım. Oğlu Mehmet, Konya Selçuk Üniversitesinde öğrencimiz olmuştu. Sabah, Kavaklıdere’den telefonla aradım. Sevgi dolu bir sesle “Hemen gel görüşelim” dedi. Yatağan garajı karşısında evi vardı. Dışarıda beni bekliyordu. Çocukluğumdan tanıdığım dost bir simaydı Halil İbrahim Amca. Evinin altındaki oğlunun mimarlık bürosunda konuştuk. Geçirdiği nörolojik bir sıkıntı nedeniyle unutkanlık vardı. Ama soruları sordukça gözleri ışıldadı. Anımsamaya çalıştı. Bana fotoğraflarını göndereceğine söz verdi. Karşımda hayatı başarmış, çocuklarını iyi yetiştirmiş ve toplumsal sorumluluğunu yerine getirmiş bir öğretmen profili vardı. Heyecanlı, hareketli ve sevgi doluydu. Yaptığımız çalışmaları izlediğini, babamın iyi dostu olduğunu söylerken gözleri ışıl ışıl idi. Babamların Yatağan’dan Kavaklıdere’ye enstitü dönüşlerinde arkadaşlarıyla 28 kilometre yürüyerek gittiklerini anlattı. Onlarla bir kez daha onur duydum” şeklinde anlatmıştım.

Onunla söyleşide ‘enstitülü öğretmen olarak  neyi başardınız?’ şeklinde bir soru sorduğumda heyecanlanmış ve ışıl ışıl gözleriyle “Köylerde öğretmenlik yapmak dışında, tuvalet yapımı ve kullanımı konusunda halkı eğitmek en önemli uğraşımdı. Köylerin çehresini değiştirdik. Bizi çok yönlü yetiştirmişlerdi. Köylüyü aydınlatan önder öğretmenlerdik. Günümüzde eğitim hiç iyi gitmiyor. Eğitim düzeni bozuk, iyi öğretmen yetişmiyor” şeklinde yanıtlamıştı.

Söyleşide çocukluk yıllarına kadar sorular sormuştum. Halil İbrahim Öğretmenim 1927 Yatağan Nebiköy doğumluydu. Halil İbrahim Amca, o yıllarda Nebiköy’ün nüfusunun  400-500 civarında olduğunu, babasının çiftçilik yaptığını  ve babasını onlar küçük yaşta iken kaybettiğini ifade etmişti. O yıllarda Nebiköy’de 3 sınıflı ilkokul ve tek öğretmenin olduğunu, 4. ve 5. sınıfları Yatağan’da okuduğunu anlatmıştı. 31 yıl köylerde onurla, işle, emekle öğretmenlik yapan Halil İbrahim Öğretmen dört çocuk babasıydı. 

Sevgili Ercömert’in mimarlık bürosunda çayları yudumlarken, Halil İbrahim Öğretmenime Kızılçullu’ya nasıl gittiniz şeklindeki soruma, “Kulaktan kulağa gelen bilgilerle Kızılçullu’dan haberdar olduk. Nebiköy’den Kızılçullu’ya benimle birlikte Feyzullah Ertuğrul, Mahmut Yanar ve Emin Yalçın gitti. Ben ilk kez 1939’da başvurmuştum. O zamanlar Köy Öğretmen Okuluna giriş için para alırlardı. Anam bu parayı bulabilmek için ineğimizi satmıştı. Muhtar, köy sandığına olan borcumuzu istediği için, ilk yıl Kızılçullu’ya gidemedim. 1940 ekim ayında Yatağan kır kahvesinden kamyona bindik. Yanımda Şadi Uysal ve abisi vardı. Aydın’dan trenle İzmir’e vardık. O yıllarda bit salgını vardı. Enstitüde elbiselerimizi ütüye tuttular. Kaydımızı eğitim başı Şaban Güler yaptı” şeklinde anlatmıştı.

Kızılçullu’daki eğitim süreçlerini ve koşulları da, “Sınıfımız karma idi. Kız-erkek kardeşce eğitim yapardık. A şubesindeydik. İlk kez trene binmiştik, Kızılçullu’da ilk kez kaloriferi ve Eşrefpaşa üzerinden İzmir’e inerken ilk kez denizi görmüştük. Kızılçullu’da hiç sıkıntı çekmedik. Hayat çok hareketliydi. Müdürümüz Hamdi Akman her yerde bizimleydi. Onu severdim. Orak biçerken bile bizimleydi. Bir keresinde okulun kanalizasyonu kapanmıştı. Ayaklarını, kollarını sıvayarak sorunu çözmüştü. Zekeriya Tonguç sert ama dürüst bir insandı. Müzik öğretmenimiz Mehmet İnal, Milas-Selimiye’den bizim bir arkadaşımızla evlenmişti. Bize mandolin çalmayı öğretti. Resim dersini bazen bahçede yapardık. Geçecek kadar not alırdım. Kütüphanemiz zengindi. Klasikler vardı. Bir gün sınıfta çok iyi hazırlanarak Fransız İhtilali’ni anlatmıştım. Bayramlarda İzmir’i sarsardık. Alsancak Stadyumu’na Eşrefpaşa, Mezarlıkbaşı üzerinden halkın alkışları arasında giderdik. Çok mutlu olurduk bu ilgiden. Enstitüde piyes ve müsamere en önemli etkinliklerdendi. Hasan Çakı Efe bize zeybekleri A’dan Z’ye öğretti. 1940’lı yıllarda İzmir sakin bir kentti. İkinci Dünya Savaşı nedeniyle enstitüde pencereler siyahlarla kapatılırdı. 1942’li yıllarda ekmek vesika ile verilirdi. Ama aç da kalmadık. Voleybol oynardım. Kızılçullu çayında yüzmeyi de öğrenmiştim. Yapıcılık kolundaydım. Turgut’tan Ali Taşcı dış duvar, ben de iyi iç duvar örerdim. Bulgurca köyünde bir ay staj yaptık. Çiftliklerimiz bizim uygulama alanlarımızdı. Kızlar orada inek sağarlardı. Arıcılık dersi aldık. Ziraat öğretmenlerimiz eli öpülesi insanlardı. Bir kış Ege’de tüm zeytinler kurudu ama enstitünün zeytinleri kurumamıştı. O yıl çok soğuktu. Kar yağdığında öğretmenlerimiz yapraklardaki ve kökün civarındaki karları bizlere temizleterek ağaçların kurumasını önlemişlerdi. Şiir okumayı çok severdim. Faruk Nafiz Çamlıbel’in Hancı şiirini o yıllarda keyifle okurdum. Köylüler bizleri gördükçe “Biz de çocuklarımızı gönderelim” derlerdi. 5/A sınıfı olarak Ortaklar’ın temelini biz attık. Temelini attığımız binanın temeline, içinde isimlerimizin olduğu bir şişe koymuştuk. Pulur Köy Enstitüsünün temelini de biz atmıştık. Ali Taşcı arkadaşım ve yapı kolu oradaydı. Orada 45 gün kaldık. Milas Köşk köyünün okulunu da biz yapmıştık” ifadeleriyle sevgiyle anlatmıştı.

Halil İbrahim Öğretmen mezun olduktan sonra Hisarönü köyüne öğretmen olarak atanır. Tek öğretmen olarak 85 öğrenciye  öğretmenlik yapar. Mezun olurken enstitü onlara inek, at, araba vermişti. Onları üretim süreçlerinde kullanır. Köylerde öğretmenlik yapmak dışında tuvalet yapımı ve kullanımı konusunda, temiz su kullanımı konusunda halkı eğitmenin en önemli uğraşısı olduğunu ifade etmişti. Berberoğlu Öğretmen olarak çalıştığı köylerde tüm enstitülü öğretmenler gibi daha çok çocuğun okula kaydolması ve daha yüksek okullara gitmesi için çabalar. Söyleşide Nebiköy’de çok sayıda öğrencinin dışarıdaki okullara gitmesinin, Kızılçullu’ya giden dört Köy Enstitülünün eğitim hakkı elde etmesinde katkısı olduğunu ifade ederken gözü parlıyordu.

2016 Temmuz ayı ülkemizin en kaotik dönemi oldu. Cumhuriyetin kuruluş felsefesinden ayrıldığımız anda ülke tosluyor ve kayalara çarpıyor. Halil İbrahim Berberoğlu Öğretmenim bir Cumhuriyet öğretmeniydi. Cumhuriyetin aydınlık ışığı ile  enstitülerde eğitim aldılar, eğitim hakkını kazanarak ve iş üreterek, emek vererek köylere onurla Cumhuriyeti taşıdılar. O nedenle onların çalışkanlıkları, yurtseverlikleri hiç unutulmayacaktır.

Canlandırılacak köyün eğitim kahramanı Can Halil İbrahim Amcanın aziz hatırasına saygıyla …

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X