31 Mart ayaklanması ve 15 Temmuz darbe girişimi
Mehmet SARI...

31 Mart ayaklanması ve 15 Temmuz darbe girişimi

Bu içerik 1271 kez okundu.

Mehmet SARI - Emekli İlköğretim Müfettişi

Çok zaman tarihte yaşananlardan ders alan yok… Bu iki olayın da (31 Mart ayaklanması ile 15 Temmuz darbe girişiminin) ruhu, amaçları aynı, birbirine çok uyuyor. Başta ikisi de kanlı isyan…

Ortak amaçları şeriat ve irtica olmuş, bunu da dinci gruplar yapmış mevcut yönetime karşı… Ama ikisinde de şeriat yönetimi getirmek isteyen isyancı subaylar aydın subayları tavsiye etmek için isyan etmiştirler.

31 Mart ayaklanmasının arkasındaki emperyalist güç İngiltere imiş. Zira İngiliz ajanı olan Kıbrıslı Nakşibendi Şeyhi Derviş Vahdettin ve gazetesi Volkan, bu ayaklanmada başrolü oynamış. Ayrıca Volkan gazetesi yazarlarından Saidi Nursi, Nurculuk tarikatı kurarak Derviş Vahdettin ile 31 Mart ayaklanmasını körüklediler. Yine bu şahıs o tarihlerde kurulmuş olan Kürt Teali Cemiyetine girdi ve 1912’de yazdığı kitapta “Uyan ey Selahattini Eyyubi’nin torunları Kürtler” diyerek Kürtleri Türklere karşı tahrik amacına girişmiş.

Ne garip bir tesadüf ki, 31 Mart ayaklanmasına katılan tarikat mensupları ile, 15 Temmuz isyanı elebaşısı Fethullah Gülen ve ekibi de aynı Nur tarikatındanmış.

15 Temmuz ayaklanmasına gelince, bunun arkasında ise emperyalist güç ABD’nin olduğu yönünde iddialar var … Bu iddialara göre, isyancıların başı olan Fethullah Gülen de ABD’de yaşamakla, desteği oradan almakta imiş. Ama Türkiye’nin çok yerlerinde Işık Evleri, Cemaat Okulları, Dershaneleri açarak kandırmasını yapıp dünyanın çok ülkesinde okullar açarak ABD çıkarlarına hizmet etmiş. Böylece, gerçek İslam ile uzaktan yakından hiç bir ilgisi olmayan ılımlı İslam politikalarını dünyaya yaymış. Bunlar, ilkokul mezunu bir emekli imamın kafası ve parası ile olacak işler değildir haliyle …

31 Mart ayaklanmasında aynı benzerlik varmış. İsyanı başlatan Taşkışla’ya yerleştirilen Avcı Taburları öncelikle komuta heyetini rehin almışlar ve daha sonra meclis binasını işgal etmişler. Binlerce asker ve subayı, sivili öldürmüşler. 15 Temmuz kalkışmasına gelince de aynı şiddet, öldürme yaşatılmadı mı? Komuta  heyeti rehin alındı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalandı. Sivil, polis ve asker şehit edildi. Birçok kritik tesis ve merkez tahrip edildi.

Netice olarak her iki isyan da silahlı kuvvetler tarafından bastırıldı ve böylece ülke büyük bir tehlikeden kurtarıldı.

Dolayısıyla anlaşılıyor ki; yüz yıllık tarihi bir geçmişe rağmen silahlı kuvvetlere sızan ve burada yuvalanan irticai terörün metot ve uygulama yöntemleri aynı idi… Önemli olan, silahlı kuvvetlerin içinde bu tür dinci grupların yuvalanmasına imkan vermek ve gerekli önlemleri almamak yüzyıl öncesinde de bugün de aynı tahribatlara yol açıyor. İşte bu nedenle Türk Silahlı Kuvvetlerinin laik, çağdaş, aydın ve Atatürkçü nitelik ve özellikte korunması çok önemli… Umarım siyasiler bu yaşanan son tehlikeden gerekli dersi almışlardır ve gerekeni yaparlar.

Görüldü ki; ordu millet kucaklaşması ve demokrasiye sahip çıkma milletçe son tehlikeden sonra iyi oluştu. Ama bu kıymetin değeri iyi anlaşılıp, gerçek demokrasiye, insan haklarına, laik eğitime, tam adalete, yargıya inşallah kavuşuruz. Bir daha geçirilen kötülükler milletime yaşatılmaz asla…

Bu kritik dönemde dost düşman herkes bilmelidir ki, ulu önder Atatürk ve Kuvayı Milliye yiğitlerinin kurduğu bu yüce devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti hiçbir zaman sarsılmayacak, bu sarp kale tunçtan yığınlar halinde, omuz omuza yürüyen Türk milletinin ve ordusunun sırtında ulaşılmaz bir kartal yuvası olarak ebediyete kadar var olacaktır.

Bu yazımdaki bazı bilgileri Aydınlık gazetesinden aktardım, okurlarım da öğrensin diye… Ve laikliği ve demokrasiyi ulusça iyi yaşayalım, tam koruyalım artık diye. Yani halkımı bilinçlendirmek istedim, hep yaptığım gibi …

Umarım yararı olmuştur.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X