“Hanım kırar bardağı kaza olur ... ”
Zeki SARIHAN...

“Hanım kırar bardağı kaza olur ... ”

Bu içerik 442 kez okundu.

Zeki SARIHAN

Fetullahçı politikacılar bunca yıl CHP veya başka bir parti içinde çalışsalar, parti politikalarını geçekleştirmek için partinin diğer yöneticileriyle birlikte davransalar ve bundan ötürü parti yönetiminden ölçüsüz övgüler alsalardı bugün o partinin hali ne olurdu?

Araya kara kediler girdikten sonra parti yöneticilerinin “Bilmiyorduk, aldandık, iyi niyetimizin kurbanı olduk” gibi mazeretleri kabul edilir miydi?

Hele bu kadro kanlı bir darbe girişimine kalkışmışsa?

O parti bütün medya kanallarında sabah akşam yerden yere vurulmakla kalmaz, parti yöneticileri tutuklanır ve parti de kapatılırdı.

Atalarımız, “Hanım kırar bardağı kaza olur, hizmetçi kırar suç olur” demişler. Suç ve suçlu kavramına, tarihten gelen deneyimleriyle ne anlamlı bir yorum getirmişler.

Bu atasözü hakkında bir kompozisyon yazdırdığım ortaokul öğrencilerinin bile onu günlük olaylardan örnek vererek mükemmel olarak açıkladığını görmüştüm.

Hanım, egemeni temsil eder. O suç işlemez! Olsa olsa elinden bir kaza çıkar. Bu kazada bir kasıt yoktur. Üzerinde durulmayabilir. Hatta kabahat hanımda değil bardaktadır!

Hizmetçi ise yönetilenlerin karşılığıdır. Hizmetçilerin ellerinde yaptırım gücü yoktur. Hanım ne söylerse ona hak vermek veya öyle görünmek zorundadır.

Siz hiç ağaların suç işlediğini duydunuz mu?

Onlar kimseyi dövmez, öldürmez. Bunu adamlarına yaptırırlar. Maşa varken ellerini neden ateşe soksunlar?

Ağa ve eşraf, istediklerini hapisten çeker alır. İpten adam kurtarır, istediklerini de hapse attırır, vurdurur. Kimse de onlardan hesap soramaz.

Köyde veya kasabada herkes gerçeği bilir ama söyleyemez.

Şu Fetullahçı darbe girişimi sonrasında yaşananlar tam da hanım ve hizmetçinin bardak kırma işini hatırlatıyor.

Evet, iktidar partisini şu noktada mazur görelim: Fetullahçıların kanlı bir darbe yapacaklarını bilmiyorlardı. Ama onların devlet kadrolarına sızarak, yurtlar ve okullar açarak devleti dincileştirmek istediklerini bilmiyor değillerdi.

Bu konuda onlarla aynı amacı taşıyorlar, bu nedenle onlara devletin olanaklarını sunuyorlar ve mal varlıklarını peşkeş çekiyorlardı.

 

TÜRKİYE NE HALE

GELMİŞ!

AKP ile Fetullahçıların kavgası milletin haklarını savunmak, daha ileri bir Türkiye kurmak için değil, milleti tek başına yönetmek, yani post kavgasından ibaretti.

Fetullahçılar, açtıkları dersane ve okullarla yurtlarda kendi kadrolarını yetiştirirken, AKP “Bu çocukları sana yedirmem. Onlar benim arka bahçemdir, şeriatçılar ancak benim okullarım ve yurtlarında yetişir” dedi ve kavga buradan çıkmadı mı?

O zaman Fetullahçılar “Sana bir oyun oynayayım da dünya kaç bucakmış gör” diyerek yolsuzluk kasetlerini piyasaya sürmediler mi?

Buna AKP iktidarının nasıl bir cevap verdiğini biliyoruz: Yargıdan ve Emniyetten Fetullahçıları temizlemek. Dersanelerine el koymak.

Fetullahçılar da buna 15 Temmuz darbe girişimiyle karşılık verdi.

Bu iki çarpışan kanadın arasında ideolojik bir fark yok...

Türkiye ne hale gelmiş, başımızı ellerimizin arasına alıp derin derin düşünelim…

“Bilmiyorduk, aldandık” diyerek kimse zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkmaya kalkmasın. Fetullahçıların ideolojisini bal gibi biliyor ve benimsiyordunuz. Birbirinize koltuk çıkıyordunuz.

Bardak ellerinizde kırıldı.

Bir kaza oldu değil mi?

Siz hesap vermezsiniz.

Oysa şimdiden tarih sizin suçunuzu kayda geçti.

Gelecekte bu hesabı millete de vermek zorunda kalacaksınız.

(3 Ağustos 2016)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X