“FETÖ” (1)
Celal DURGUN...

“FETÖ” (1)

Bu içerik 614 kez okundu.

‘sözün özü’ - Celal DURGUN / celaldurgun@hotmail.com

Cumhurbaşkanlarını, Başbakanları, Bakanları,

milletvekillerini kandıran;

MİT’e, emniyete, orduya sızan;

YÖK’ü, milli eğitimi, adliyeyi ele geçiren;

Rektörleri, profesörleri, düşünce adamlarını “tavlayan”;

Yazarları, çizerleri yandaş yapan;

Bir değil iki dili, ana dili gibi bileni;

Yurt içinde en iyi okullarda okuyanı;

Yurt dışında yüksek lisans yapmışı,

doktorasını vermişi “mürit” yapan;

Sıradan vatandaşı din-iman; Allah-Kur’an söylemi ile “esir” alan; Fetullah Gülen, namı değer “Hoca Efendi”, son günlerde “FETO” diye anılan zat kimdir?

“Fetullah Gülen Hazretleri” mi?

“Hoca Efendi” mi? “Hizmet erbabı” mı?

“FETO” mu? “PDY” mi?

Âlim mi? Zalim mi?

Ulema mı? Cahil cühela mı?

Aşağıdaki sözler Fetullah Gülen’e aittir.

***               ***               ***

“1978 yıllarıydı. Çamaşırlarım iyice birikmişti. Akşam yıkarken bayağı canıma tak etti.

Bir ara içimden “acaba evlense miyim?” diye geçti.

Katiyyen düşünme şeklinde değil,

şimşek süratinde gelip geçen bir fikir.

Ertesi gün erken vakitlerde bir arkadaş geldi ve bana şunu nakletti; ‘Akşam rüyamda Efendimizi gördüm, Size selam söyledi ve evlendiği gün ölür ve cenazesine de gelmem’ buyurdu.

Bu bir rüyaydı. Rüya ile amel edilmeyeceğini de biliyordum ama şahsım adına bu işarete saygılı olmaya çalıştım.”

***               ***               ***

“Arkadaşlarımdan biri, yaşlı bir kadının dua istediğini getirdi.

Bu yaşlı kadıncağız için doktorlar, “kanser metastaz (yayılım) yapmış ve her yanını kaplamış; bir hafta kadar ya yaşar ya yaşamaz… Götürün son günlerini evde geçirsin” demişler.

Kadıncağızın şahsıma büyük hüsn-ü zannı (iyi niyet) varmış; arkadaşlarımızı araya koyup ısrarla;

“Dua etsin, şifa bulurum” demiş.

O masumeye nasıl dua ettiğimi şimdi hatırlamıyorum.

Altı ay kadar sonra arkadaşıma ‘o kadın ne oldu’” diye sordum. “Yaşıyor” dedi.

Sonradan iki yıl gibi bir zaman geçti,

“ne oldu” diye yine sordum.

Hacca gitti geldi, torunlarını büyütüyor” cevabını aldım.

***               ***               ***

 “Çok sevdiğim bir arkadaşımın hanımında evlenir evlenmez cinnet emareleri baş göstermişti. Kaskatı kesilip gözleri dönüyor ve “geldiler” diyordu.

Gitmedikleri hekim kalmadı. Prof. Ayhan Songar da bir hayli meşgul oldu.

Sonra Allah (CC) başka bir yerden kapı açtı ve böyle arızalı, malül (hasta-sakat-kötürüm) kimselere okuyan bir hocaefendi, bir ay gelip bu kadına okudu ve biiznillah (Allah’ın izni ile) hasta belli ölçüde ifakat (hastalıktan kurtulma) buldu.

Bir defasında Ashab-ı Bedr’in (Bedir savaşına katılan) isimlerini de yanıma alarak,

hastanın beyi olan arkadaşımı ziyaret etmek istedim.

Ben daha merdivenlerden çıkarken kadın, “Hoca geliyor, onun da iflahını keseceklermiş” diye bağırmaya başladı.

Ben içeriye girmedim. Ashab-ı Bedr’in isimleri bulunan kâğıdı arkadaşa verdim ve o da götürüp onu kadının üzerine

bırakıverdi.

Sesi aşağıya kadar gelen hemşiremiz şöyle diyordu: ‘Niye kaçıyorsunuz? Hz. Hamza geldi diye mi?’ Bunu nasıl izah eder ve hangi maddi sebebe bağlarsınız bilemiyeceğim!.. O mübarek hemşiremiz, şu anda tamamen iyileşmiş durumdadır.”

***               ***               ***

“Bir gün bu arkadaşlardan biri rüya görüyor.

Hatice validemiz kapının dışında. Efendimiz de içeride oturuyor.

Ders yaptığımız bu dört-beş kişiyi kastederek, Hatice Validemiz efendimize: “Ya Resulallah, ‘bunlar ‘bizden hoşnut musun Ya Resulallah’ diye soruyorlar” diyor. Ve efendimizden cevap geliyor: “Evet hoşnutum. Hele birisi, hele birisi!..” diyor.

***               ***               ***

“Hele birisi, hele birisi” kim acep?

Kaynak: Kanla Abdest Alanlar – Ergün Poyraz

(NOT: Parantez içindekiler bana aittir.)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X