Yakılan, Korunamayan Bir Kültürel Miras: Akçadağ Köy Enstitüsü
Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ...

Yakılan, Korunamayan Bir Kültürel Miras: Akçadağ Köy Enstitüsü

Bu içerik 1075 kez okundu.

Haftada Bir / Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ kekocabasgmail.com

17 Ağustos 2016 günü “Malatya Haber” internet sitesinde ”Akçadağ Öğretmen Lisesi’nde Yangın” başlıklı bir haber vardı. Haber Malatya’nın Akçadağ ilçesinde bulunan Akçadağ Anadolu Öğretmen Lisesi yerleşkesinde çıkan yangında 100 dönüm alanın  kül olduğunu yazıyordu (http://malatyahaber.com/haber/akcadag-ogretmen-lisesinde-yangin/). Haberi  okuyunca irkildim. Son aylarda yaşanılanları da düşünerek  öğrenci emekleriyle üretilmiş, Cumhuriyetin “en kıymetli eseri” denilen enstitü mekanları yıkılarak, yakılarak tümüyle silinmek isteniyordu. Yakılan mekanlar 1938-1940 Eğitmen Kursu, 1940-1954 Akçadağ Köy Enstitüsü, 1954-1974 Akçadağ İlköğretmen Okulu, 1974-2014 Akçadağ Öğretmen Lisesi-Anadolu Öğretmen Lisesi olarak çevre illerdeki yoksul köy çocuklarına parasız, yatılı, laik, karma, demokratik, bilimsel eğitim ile ışık olmuş aydınlanma kurumlarıydı. Yakılan da aydınlanma düşüncesiydi.

Haber; “Edinilen bilgiye göre, Akçadağ ilçesine bağlı Karapınar mahallesinde bulunan ve yıllardır eğitim ve öğretim faaliyeti göstermeyen Akçadağ Anadolu Öğretmen Lisesi yerleşkesinde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Çevredeki vatandaşların durumu fark ederek haber vermesi üzerine, olay yerine gelen Malatya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye ekipleri ve belediye bünyesindeki iş makineleri yangına müdahale etti. 100 dönümlük alanda etkili olan ve yaklaşık 4 saat süren çalışmalar sonucunda kontrol altına alınarak söndürülen yangında, yerleşke içerisinde bulunan 800 çam ağacı yanarak kül olurken, 12 lojmandan 4’ü tamamen yandı. 8 lojmanda ise hasar oluştu”  şeklinde devam ederek soruşturma açıldığını da ifade ediyordu.

“Akçadağ İmecesi” nasıl oluştu? Akçadağ Eğitmen Kursu, 1938 yılında Şerif Tekben müdürlüğünde açılır. 17 Nisan 1940 Köy Enstitüleri yasası çıkınca Eğitmen Kursu yeni kurulan Akçadağ Köy Enstitüsü içine alınır. Akçadağ, Tunceli, Malatya, Adıyaman ve Elazığ’dan öğrenci alır. 1940’ta Akçadağ Köy Enstitüsü Müdürü Şinasi Tamer ve Eğitim başı da Şerif Tekben olur. Şerif Tekben, 1942 yılında, Şinasi Tamer’in Akçadağ’dan ayrılışı ile enstitünün müdürlüğüne getirilir. Akçadağ Köy Enstitüsünün  gelişiminde Şerif Tekben’in emeği ve çabaları belirleyici olmuştur. Akçadağ Köy Enstitüsü, Malatya’ya 30 kilometre, Akçadağ ilçesine 26 kilometre uzaklıkta, Karapınar  ve Kırlangıç köyü yakınlarında bozkır bir arazide öğrencilerin-öğretmenlerin  emekleriyle kurulmuştur. Zamanla enstitüdeki tarımsal faaliyetlerle Akçadağ Köy Enstitüsü yerleşkesi yeşile boyanmış, mekansal gelişmelerle, Sultan Suyu kenarında kurulan elektrik santralı ile bir enstitü yerleşkesine dönüşmüştür. Tüm bu süreçler sonunda kendisi üreten ve ürettiğini tüketen, kamuya yük olmayan üretici bir enstitü doğmuştur. Akçadağ’ın enstitü tarihine bir başka çok önemli katkısı, müdür Şerif Tekben’in büyük çaba ve emeği ile kurulan matbaası olmuştur. Bu matbaada yayınlanan “Akçadağ” adını verdikleri dergide öğrencilerin şiirleri, öyküleri ve enstitü çalışmaları yayınlanır. Tekben, matbaa için makine aldığını ilk başlarda Ankara’dan gizler. Fakat Tonguç, bunu haber alır, Tekben’e şifre ile ulaşır, onu özendirir, kutlar ve “Matbaa büyük kuvvettir. Bunu sağladığın için tebrik ederim” ifadeleri ile Tekben’i yüreklendirir. Şerif Tekben, sadece Akçadağ Köy Enstitüsü müdürü ve eğitimci olarak değil, enstitü sonrası yaşam süreçlerinde özellikle 1960’lı yıllarda “İmece ve Türk Solu” dergilerinde öncül görev almış, toplumsal ve siyasal yaşamla ilgili sorumluluk almış bir aydındır. Akçadağ’dan öğrencisi Nedim Şahhüseyinoğlu’na göre, “O öncü bir öğretmendir, savaşımcıdır. Tonguç’un ekibindendir, sosyalisttir, TİP’lidir, örgütçüdür, girişimcidir, gözünü budaktan sakınmazdır.”

Akçadağ Köy Enstitüsü, kuruluş sürecinde yöresindeki köylerle oldukça sıcak ilişkiler kurarak, imece ve dayanışmaya köylüleri de katar. İmece yoluyla komşu köylülerine kayısı, elma, kavak, bağ dikiminde yardımcı olurlar, enstitüde ulusal bayramlarda ya da diğer günlerde düzenlenen temsillere, eğlencelere ve törenlere tüm köylüleri davet ederler. Köylüler de düğünlerine enstitünün öğretmenlerini, yöneticilerini, folklor ve müzik ekiplerini çağırırlar. Akçadağ’da çevresiyle eğitsel-kültürel dayanışmayı öne çıkaran bir enstitü gerçeği yaşanır. Köy Enstitülerin 1954’te kapanmasıyla kurulan Akçadağ İlköğretmen Okulu döneminde de bu ilişkilerin geliştirilerek sürdürüldüğü görülmektedir. 

Malatya Haber internet sitesindeki haberin altında Akçadağ çıkışlı öğrencilerin yorumları vardı. Bir Akçadağlı: “11 yaşındaydım oraya gittiğimde. Çam, akasya ağacını ilk kez orada gördüm. Akasyanın çiçeklerini yerdik. 6 yılım  orada geçti. 350-400 kardeştik biz orada… Gece üzeri açılan kim varsa nöbetçi bir öğretmen tarafından bir anne-baba şefkatiyle üzeri örtülürdü, yemekler her zaman eşit paylaşılırdı, insan ister istemez paylaşımcı ve sosyal biri oluverirdi orada” diyerek yaşadığı Akçadağ’ı anlatır.  Bir diğer Akçadağlı: “Geceleri gizli gizli gidip ağladığım yerlerdi. Şimdi fotoğraflarıma bakıp anlıyorum. Rant için yıllardır boşaltmaya çalışıyorlardı zaten, geçen yıl okulu taşıyıp bu yıl yaktılar. İzleyin, 3 yıl sonra 4 tane fabrika yapacaklar” diyerek endişelerini ifade ediyordu.

Bir başka Akçadağlı ise, “Yazıklar olsun… Bu kıymetli mirasa sahip çıkmayanlar ve korumayanlar tarih sizleri affetmeyecektir. Her taşında, her ağacında yoksul köy çocuklarının alınteri ve emeği var Akçadağ Köy Enstitüsünün. Bizlere de yazıklar olsun ki enstitüler için yeteri kadar mücadele edemedik” diyerek düşüncelerini ifade ediyordu.

Son olarak bir başka Akçadağlı, “Bundan 21 yıl önce buğday ambarında yangın çıkmıştı, yangının elektrik kontağından çıktığı rapor edilmişti, fakat yangının çıktığı yerde elektrik yoktu! Ben bunu Güneş TV’de haber yapmıştım. Biraz araştırınca ambarın içindeki buğdayın yangından hemen önce boşaltıldığını öğrenmiştik ama bize yandığı söylenmişti. O işte yöneticilerin parmağı vardı, bence bu yangından da şüphe duyulmalı…” diyerek endişelerini dile getiriyordu.

Son sözde bir öneri olmalı. Tonguç’la, Yücel’le onur duyduğunu belirten CHP artık bir şeyler yapmalıdır. Rantçı, gerici anlayışın göz diktiği, öğrenci emekleriyle yapılan 21 Köy Enstitüsü mekanlarının korunması, restore edilmesi ve buralardaki Anadolu Öğretmen Liselerinin tekrar açılması konusunda çaba göstermeli, yasa önerisi vermelidir. Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği olarak enstitülü büyüklerimizin emekleriyle üretilen bu mekanların korunmasını boynumuzun borcu olarak görüyoruz …

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X