“FETÖ” (2)
Celal DURGUN...

“FETÖ” (2)

Bu içerik 534 kez okundu.

Celal DURGUN –

Fetullah Gülen; kendisini ermiş, geçmişi ve geleceği bilen, hak yolunun yolcusu olarak tanıtır.

Yazdığı kitapları okuyun, vaazlarını dinleyin, sohbetlerini izleyin aynı şeyleri okursunuz, aynı şeyleri dinlersiniz.

Keramet ehlidir! Okuması, üflemesi keskindir!

Rüyasında “efendisi” ile sohbet eder! 

Cinlerin esir aldığı kadını bir duası ile iyileştirir.

Kanser illetine yakalanmışı, dua ile ayağa kaldırır.

Hz. Hamza, Fetullah Gülen’in koruyucusudur.

Sözü Fetullah Gülen’e bırakıyorum.

“Salih bey, Cevdet ve ben üçümüz Ankara’dan İstanbul’a geliyoruz… Kartal civarına kadar geldik. Hava hafif hafif yağıyordu. Oralarda çukurca bir yer varmış; tam biz oraya yaklaşmıştık ki; yağmur olanca hızıyla şiddetlendi ve rampanın dibine indiğimizde de bujiler su aldı. Ve araba stop etti. Bir iki dakika içerisinde sular kabardı ve bizim arabayı yüzdürmeye başladı. Her geçen dakika sular daha da kabarıyor ve bir afet halini alıyordu. Öyle ki, kısa bir müddet sonra kalas yüklü kamyonları bile kaldırıp sağa sola sürüklemeye başladı. Camı biraz açayım dedim, içeriye dolan su üçümüzü de sırılsıklam etti. Hemen camı kapattım.  Elden bir şey gelmiyordu. Koca koca otobüsler, kamyonlar dahi suyun yüzünde adeta saman çöpüne dönmüşlerdi.…

Cevdet soğukkanlı ve gülüyor… Salih Bey ise benim adıma endişeli…

Her ikisi de sizi kalas yüklü bir kamyona bindirelim, biz arkadan geliriz diyorlardı. Tabii ki kabul etmedim. Ben araba için endişeleniyordum; zira o araba bizde emanet olarak bulunuyordu. Ya gider şu kıyıdaki bariyerlere çarparsa, diye ödüm kopuyordu.

Selin ortasında oradan oraya sürüklenip duruyoruz. Yer yer diğer arabalar bizim üzerimize, biz de onların üzerine gidiyoruz. Direksiyon hakimiyeti diye bir şey yok…

Bir ara baktım ki büyük bir kalas bize doğru geliyor. Aklımdan, şu kalas bizim ile sütre arasında dursa hiç olmazsa araba kıyıdaki sütrelere çarpmaz diye düşündüm. Ve tam o esnada arkadaşlara ‘dua edin’ dedim. Kendim de “Ya seyyidina Hz. Hamza! Ya seyyidina Hz. Hamza” diyerek o yüce ruhu imdadımıza göndersin diye cenabı hakka dua ettim. Üzerimize doğru gelmekte olan kalas, yanımızdan geçerek gözden kayboldu. Ve hayrettir selin mecrası birden değişti, hızı da azaldı…

Olayın şahitleri var. Bu değişikliği ve birden selin hızını azaltmasını fiziki kanunlarla açıklamak imkansız. Hiçbirimizin şüphesi kalmadı ki, Cenab-ı Hakk o mukaddes ve yüce ruhu istihdam buyurdu ve yardımımıza gönderdi… Ayrıca, aynı hadise içinde birçok inayet ve yardım da görmüştük… Mesela, selin hızı kesilince ben arkadaşlara “inip arabayı selin dışına taşıyalım” dedim. Beraberce arabadan indik, bir de ne görelim, o kalas, aynen düşündüğümüz gibi gelmiş ve kıyıdaki sütrelerle bizim aramıza girmiş. Öyle ki iki insan hususi onu oraya yerleştirseydi ancak böyle yerleştirebilirdi.

İkincisi; Araba yerli araba, bagajı da açık. Tam üç saat arabanın üzerinden su geçti. Ben çantalarımız ve içindeki çamaşırlarımız tamamen ıslanmıştır, diyordum. Halbuki bagajı açtığımızda, oraya bir damla suyun girmediğini gördük… Hemen müsait bir yer bulup çamaşırlarımızı değiştirdik…

Üçüncüsü; Soğuğa karşı çok hassas olmama rağmen, üç saate yakın sırılsıklam arabanın içinde oturdum, diğer iki arkadaş da öyle. Ancak hiçbirimiz hasta olmadık…

Dördüncüsü; Ali Kervancı Bey’e telefon edelim; gelip bizi alsın dedim. Salih Öz Bey, yakınımızdaki bir benzinliğe telefon etmeye gitti. Telefonlar bozuk. Akşama kadar hiç çalışmamış... Salih Öz Bey, jetonu alıp çeviriyor ve telefon cevap veriyor. Ali Bey’le görüşüyorlar. Sonra aynı telefonu başkaları da kullanmaya çalışıyorlar ama telefon yine çalışmıyor…

Beşincisi de Ali Kervancı Bey bize daha sonra şöyle anlatmıştı. Salih Bey telefon etti. Fakat yer ve mevkiini tam olarak söylemedi. Sadece, Ankara yolu üzerinde bir benziklikte bekliyoruz dedi. Benzinliğin adını da söyledi ancak unuttum. Mustafa Özcan Beyi de alarak yola çıktım… Gece karanlık… Elektrikler kesik… Göz gözü görmez bir halde…

Bir de oraları çok bilmiyorum… Bütün bunlara rağmen, hiç zahmet çekmeden ve hiç kimseye sormadan bir benziklikte durdum. Ne gariptir ki, burası Salih Öz bey’in söylediği benzinlikmiş.”

(Kaynak; Kanla Abdest Alanlar / Ergün Poyraz)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X