Acil ... Acil ... Acil!
Zeki SARIHAN...

Acil ... Acil ... Acil!

Bu içerik 446 kez okundu.

Zeki SARIHAN -

IŞİD'in Gaziantep'te bir çocuğu kullanarak yaptığı katliam, hükümetin aklını başına getirmediyse bilmem ki başka nasıl bir felaket bu işi yaptıracak. Beşer onar kırılarak ülkede tüten bir ocak bırakılmaması mı aklımızı başımıza getirecek?

Hep aynı demeçler: “Bizi korkutamazlar, sonlarını getireceğiz, birlik ve beraberliğimizi kimse bozamaz vs.”

Sonra aynı politikalara devam. Aynı sonuçlarla karşılaşma. Aynı feryatlar ve demeçler...

Oysa hükümet, doğrudan doğruya kendi iktidarını düşürmeyi hedef alan 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Fetullahçılara karşı nasıl da şahinleşti. İçerde ve dışarda kendini yapayayalnız hissedince bazı politikalarından nasıl da çark etti! Aklını başına toplaması için birinin onu koltuğundan itmesi mi gerekiyor?

Aslında ülkeyi iyi yönetmediği ve bu felaketin hazırlayıcısı olduğu için hemen istifa etmesi gerekirdi. Bari, yaşananlardan dersler çıkarsaydı.

IŞİD ve PKK'nın saldırıları karşısında hükümet ne yapıyor? Sorunun kaynağına inerek çözüm üretecek yerde eski ve sonuçsuz kalan politikalarına devam ediyor.

Oysa dakika sektirmeden ve acilen yapılması gerekenler vardır.

 

SURİYE VE IRAK'TAN ELİNİ ÇEK!

IŞİD saldırıları dış kaynaklıdır. Türkiye'nin güney sınırlarının ötesinde laik Kürtlerle azılı İslamcı bir takım Arapların toprak ve egemenlik kavgasının bir sonucudur. İslamcı hükümetimizin bu kavgaya müdahale etmesinin nedeni Kürtleri sevdiğinden ve Kürtleri koruma isteğinden kaynaklanmıyor. Amerika'nın hatırı olmasa, IŞİD'in topraklarını Esat'ın ve Kürtlerin egemenlik bölgesine doğru uzatmasından gizli bir sevinç de duyacak. Onun IŞİD karşıtlığı Irak ve Suriye'deki rejimleri tayin etmeye çalışan Amerika'nın müttefiki olmasından kaynaklanıyor. IŞİD de bunun öcünü Türkiye'de saldırılar düzenleyerek alıyor. Bunu da özellikle son Antep saldırısında olduğu gibi Kürt nüfusu hedef seçerek yapıyor.

Türkiye'nin ABD'nin yelkenine binerek bu belaya bulaşması gerekmezdi. Sınırlarında güvenliği sağlaması, IŞİD'lilerin Türkiye'de dolaşmasını ve yuvalanmasını denetim altına alması yeterli olabilirdi.

Hükümet, neden IŞİD belasına bulaştı? Çünkü Amerika istedi. Hükümete “Sen IŞİD'le savaşırsan ben de PKK'yı terör örgütü ilan ederim, onu silahlandırmam ve senin üstüne salmam” dedi. Ne var ki Hükümet bu konuda ABD tarafından aldatıldığı kanısındadır. Ona göre PKK'yı ABD kollamakta ve kullanmaktadır. En azından Hükümetin PKK'nın bir kolu olarak gördüğü Suriye'deki PYD'yi IŞİD'le mücadelesinde desteklemekte, hatta onunla birlikte hareket etmektedir. Yani dolaşık ve bulaşık işler. Çözmeye çalıştıkça dolaşıyor...

Acilen ve öncelikle başka ülkelerin iç işlerine karışmaktan, oralardaki siyasi kavgalarda taraf olmaktan vazgeçmek gerekir. Sen hangi yetkiyle ve hangi uluslararası yasaya dayanarak Suriye'deki muhaliflere silah sevki yapıyorsun? Seni dünyaya nizam vermek için mi iktidara getirdiler? Kim getirdi? Bu silahların geri çevrilip senin halkını vurabileceğini hiç düşünmedin mi? İşte vuruyor! Halâ aklını başına almayacak mısın?

Yarın bizim ülkemizdeki bir iç kalkışma ve iç savaşı bahane ederek başka ülkeler silahlı müdahalede bulunursa ne yaparsın? Hiç değilse sana yapılmasını istemediğin bir şeyi sen de başkalarına yapma.

 

KÜRTLERLE BARIŞ!

Demek ki sorun dış politikadan olduğu kadar Türkiye'nin iç politikasından, yani Kürt sorunundan da kaynaklanıyor. Hükümet bu sorunu çözmekte başarısızdır. Başarısız ne kelime? Sorunu daha da büyütmüştür?

Oysa yurtta barış, dünyada barış politikasının çağdaş bir yorumuyla Türkiye halkının Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Sünni ve Alevisiyle, barış ve huzur içinde yaşaması mümkündür.

İkinci yapacağın iş, gene acilen ve öncelikle Kürtlerin siyasi temsilcilerini davet edip ne istediklerini sormak ve bunların insan haklarına, akıl ve mantığa uygun olanlarını kabul edip millete derin bir nefes aldırmak değil mi? Silahlı çözüm politikalarından şimdiye kadar Türk ve Kürt ocaklarının sönmesinden başka ne elde edildi? Bu inat niye? Üstelik parlamentoda Kürtlerin siyasi temsilcileri yanıbaşında iken... Onları parlamento dışına atmaktan veya işlevsiz bırakmaktan ne kazanacaksın?

Eğer hükümeti bu saydığım politikaları uygulamaya zorlamazsak, akan ve akacak kanlardan, yanan ve yıkılan evlerden ve kin bağlayan yüreklerden hepimiz sorumluyuz demektir. Hükümetin arkasına geçip “Yak, yık, taş üstünde taş bırakma!” diyenler kadar, suskun kalanlarımız da bu sorumluluğa ortaktır...

(Ayvalık, 22 Ağustos 2016)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X