Atatürk ve “Başkanlık”
Celal DURGUN...

Atatürk ve “Başkanlık”

Bu içerik 573 kez okundu.

‘sözün özü’ - Celal DURGUN / celaldurgun@hotmail.com

Yıl 1930, Başkanlık sistemi tartışılıyor.

Atatürk’e, Amerikan tarzı başkanlığı önerenler var.

Atatürk’e, “ebedi cumhurbaşkanlığı” teklifinde bulunanlar var.

4 Ekim 1930 tarihli Cumhuriyet gazetesinde aşağıdaki yazı yer alıyor.

“1930’da Başkanlık sistemi gündeme gelince, Amerikan sistemini uygulamayı hiç düşünmediğini, sistemsiz ve kanunsuz bir şekilde Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlığı birleştirmeyi asla düşünmediğini, düşünecek adam olmadığının milletçe bilindiğini açıklamıştır.

Zorunlulukların Başbakan olmasını gerektirmesi halinde bu görevi alçakgönüllülükle ve minnetle yapmaya hazır olduğunu, bu durumda Cumhurbaşkanı kalmasına yasal imkân kalmayacağını belirtmiştir.”

***               ***               ***

Fethi Bey’in, ömür boyu Cumhurbaşkanlığı teklifine Atatürk itiraz eder.

“Milletin sevgi ve güvenini kaybetmediğim müddetçe tekrar seçilirim, milletin oyu esastır” diyerek geri çevirmiştir.

Atatürk, 1923- 1927- 1931- 1935 TBMM’de seçilerek Cumhurbaşkanı olmuştur.

Her seçimde, Genel Kurul salonundan ayrılmıştır.

***               ***               ***

Atatürk’ün, yasa koyma, yasayı veto etme hakkı da yoktu.

Atatürk, hükümet işlerine de müdahale etmezdi.

1923’te, Konya esnaf ve tüccarları Atatürk’ü bir ziyafete davet ederler.

İçlerinden biri Atatürk’e, Hükümetin, ticaretimizi geliştirmek için neler düşündüğünü sorar.

Atatürk; “Evvela şunu söyleyeyim ki, bendeniz içinizde Hükümet adına değil, ordu adına değil, sadece bir milletvekili, belki de yalnız bir arkadaşınız, bir kardeşiniz gibi bulunuyorum. Onun için sorunuza Hükümet adına cevap vermeye yetkim yoktur. Eğer sorunuzu, ‘Sen ne diyorsun? Senin ticaretimiz hakkında ki fikrin nedir?’ diye soraydınız o zaman cevap vermekte sakınca görmezdim ve kabul ediyorum ki, asıl amacınız da budur” demiştir.

***               ***               ***

Atatürk, yargıya da saygılı olmuştur.

Yargıyı yönlendirme, baskı altına alma gibi hukuk dışı davranışlardan uzak durmuştur.

Tarih 9 Ocak 1936.

Ankara’da, “Atatürk’e suikast” iddiasıyla çok önemli bir dava başlamıştır.

Davanın sekiz sanığı vardır.

Savcı, yargıçlardan sanıkları cezalandırarak, rejimi güçlendirmelerini talep etmiştir.

Atatürk, başından itibaren dava ile hiç ilgilenmemiş, yargıyı yönlendirecek en ufak bir girişimde bulunmamıştır.

Mahkeme, delil yetersizliğinden bütün sanıkları

beraat ettirmiştir.

***               ***               ***

Sizi düşünmeye, elinizi vicdanınızın üstüne koymaya davet ediyorum.

Atatürk, isteseydi ebedi “şef” olmaz mıydı?

Atatürk, isteseydi “Başkanlık” sistemini getirmez miydi?

Atatürk, istese Meclisi de dağıtır, kanunu da koyar, yargıyı da yönlendirirdi.

Atatürk, Hitler olmadı.

Atatürk, Mussolini’ye özenmedi.

Atatürk, çağdaşlığın-uygarlığın-medeniyetin yolunu seçti.

Kendisi için değil, milleti için çalıştı.

Gücünü, iradesini, aklını, yaşamını millet yolunda kullandı.

Demokrasiye inandı.

***               ***               ***

Kaynak: Akl-ı Kemal-Atatürk’ün Akıllı Projeleri- Sinan Meydan.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X