Kanadı kırık kuş
Dursun GİRGİN...

Kanadı kırık kuş

Bu içerik 400 kez okundu.

Dostlarım merhaba…

Bir gün Hazreti Süleyman peygamberin huzuruna bir kanadı kırık bir kuş gelir ve şikayetçi olur. Hikaye aynen şöyle gelişir…

Dervişin biri yolda yürürken bir yerde güzel bir kuş görür ve bu kuşu yakalamak amacıyla usul usul kuşa sokulur. Tam kuşun üzerine atlayacaktır ki, kuş dervişin kötü niyetli olduğunu anlar anlamaz kaçmak isterken o arbedede kanadı kırılır.

İşte gidip bu durumu Hazreti Süleyman peygambere şikayet eder.

Olay bu, gelelim kuş ile dervişin ifadelerine.

Hazreti Süleyman önce dervişi dinler.

“Ey derviş, bu kuşun kanadını sen mi kırdın?” Derviş evet der. “Anlat bakalım olay nasıl gelişti” der. Derviş başlar söze; “Ben kuşu yakalamak için usul usul yaklaştım, ben yaklaştıkça o kuş da hiç kaçmadı. Tam üzerine atladığımda, işte ne olduysa o esnada oldu ve bu arbede esnasında kanadı kırılmış” der.

Hazreti Süleyman bu kez kuşa döner ve “Ey kuş, söyle bakalım bu dervişin ifadeleri doğru mu?” diye sorar. Kuş cevaben, “Evet doğrudur” der. Hazreti Süleyman peygamber de kuşa der ki; “Ey kuş, yüce Rabbim her türlü tehlikeye karşı sana çok güzel bir savunma aracı vermiş. Bak o esnada uçup kaçsaydın başına bu belalar asla gelmezdi. Niye uçup kurtulmadın” der. Kuş da; “Ey Allah dostu güzel peygamberim, sen de çok iyi bilirsin ki Allah dostlarından asla hiçbir mahlukata zarar gelmez. Eh bu kişinin de başında sarığı, sırtında da dervişlik cübbesi vardı. Ben de o bir Allah dostudur bana asla zarar veremez diyerek kaçmadım. Ta ki son anda dervişin niyetinin kötü olduğunu anladım ama o anda da iş işten geçmişti. Ve sonucu görüyorsun, kanadım kırıldı. Peki söyler misin bana ey Hazreti Peygamberim, suçlu ben miyim yoksa bu sarığı başında cübbesi sırtında olan sahtekar mı” der.

Kuş böyle deyince Hazreti Süleyman peygamber kuşu haklı bulur ve dervişe ceza vermek için kuşun hangi kanadı kırılmışsa dervişin de o kolunun kırılmasını emreder. Ancak kuş tekrar devreye girerek; “Ey Allah dostu, sen bu dervişin kolunu kırma. En güzeli ona öyle bir ceza ver ki bir daha şu dervişlik takkesiyle, dervişlik cübbesiyle asla sokaklarda dolaşmasın. Sanırım en güzel ceza da bu olur, çünkü böyle yapmaz da onun kolunu kırar ve salıverirsek o kol iyileşince daha ne kuşların kanadını kolunu kırar. İşte bunun için diyorum ki buna verilebilecek en güzel ceza onu bu dervişlikten men etmektir” der.

Evet güzel dostlarım; şimdi böylesine güzel bir hikayeden sonra, bu ülkede yapılması gereken en güzel uygulama ne biliyor musunuz? Bunların takkesini başından çıkartmak.

Yeter artık bu milletin din diyanet cemaat adına kandırıldığı.

Yine de siz siz olun, özellikle de yakınlarınızı bu tür tehlikeli kişilerden, ilişkilerden koruyun. Bilmem anlatabildim mi?

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X