Bu kadar da nankörlük olur mu!
M. Cafer METE...

Bu kadar da nankörlük olur mu!

Bu içerik 557 kez okundu.

Cafer METE / Emekli Halk Eğitimi Merkezi Müdürü

Bir tarihçi veya tarih profesörü değilim. Ancak herkes gibi tarihi ve tarihi romanları ve hikayeleri severek okurum. 1930’ların Osmanlı ve Türkiye tarih kitapları kitaplığımda mevcuttur.

Sevgili halkım, incelediğim kitaplarda ve İslam dininde, bugün yapılan insanlık dışı hareketlere hiç rastlamadım. Ancak şu var ki: savaş hali hariç, savaşta ya öleceksin ya da öldüreceksin. Yeter ki devletin, milletin huzuru olsun.

Ancak bugün öyle mi ya; bürünüyorsun kara çarşafa, eline alıyorsun 99’luk tespihi, halkın içine girip canlı bomba olarak hiçbir suçu ve kabahati olmayan masum halkı, bebeleri, daha anasından doğmamış çocukları bir hiç uğruna öldürüyorsun, sen bundan ne kazanıyorsun? Hayatını bir hiç uğruna, yaşamak, dünya zevklerinden nasibini almak varken, kendi canını, kanını alıyor cehenneme yolcu oluyorsun. Amma sana diyorlar ki; eğer bu işi yaparsan cennetliksin, sen Halifenin aslanısın.

Dünyada büyük savaşlar olmuş, binlerce insan hayatı sönmüş amma bir ideal, bir gaye, amaç, bir menfaat uğruna olmuştur. Amma bakıyorum ki güzel ülkemin güzel insanları dağından, taşından, ovasından, bozkırdan, yetişen çiçeklerden, mis kokan güzel yurdumdan ne istersiniz bre gafiller?

Siz, dünyada, derelerinden harıl harıl su akan, ormanlarından mis kokan, ovasından fışkıran sebze, meyve ve çeşitli besin maddeleri yetişen bu güzel ülkeden ve kardeşçe asırlarca bir arada yaşamış, yardımsever insanlardan ne istiyorsunuz bre gafiller?

Bizler, medeniyetler kıtasından göç etmiş, dünyaya medeniyeti yayan bir toplumuz. Hiçbir ülkenin toprağında, malında, canında, gelirinde, giderinde gözümüz yoktur. Bre gafil sen ne istersin bizden? Toprak mı, para mı, pul mu? Bizim, sizin gibilere verilecek hiçbir şeyimiz yoktur.

Biz bu vatanı yabanda bulmadık, canımız, kanımız pahasına savaştık, çalıştık kazandık. İmar ettik, fabrikalar, barajlar, çeşitli tesis ve gelir kaynakları yarattık. Bunlara mı göz diktin, gözün kör olsun.

Sen Fetullah efendi, yabancıların teşviki, kendinin makam, mevki hırsı ile güzel yurdumuzu demokrasiden ayırıp şeriat devleti haline çevrilmesi için ihtilal yapmaya kalktın. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu PKK kan gölüne çevirdi. Ne ev kaldı ne de yurt. Fabrikalar, yollar, araçlar yakıldı, yıkıldı. İnsan kendi kardeşini, anasını, babasını, çocuğunu öldürür mü? Bir hiç uğruna vatanına, milletine ihanet eder mi?

İŞİD’çılar, siz nereden çıktınız? Irak-Şam İslam Devletiyiz diyorsunuz. Geçmişiniz, maziniz, tarihiniz, dininiz, diliniz nedir? Adınızda İslam kelimesi geçiyor amma hakikaten Müslüman mısınız? Eğer Müslüman olsaydınız, vatandaşı zehirli gazla imal ettiğiniz öldürücü bomba ile, beynini yıkayarak, Ankara’da, Suruç’ta, Diyarbakır’da, Gaziantep’te yüzlerce vatandaşıma kıyabilir miydiniz?

Pensilvanya, İmralı, Kandil; yeri, yurdu, makamı olmayan, bizim dinimiz olan İslam aleminde böyle bir mahluk çıkmış İslam alemini zora sokmakta ve insanları dinden imandan çıkartmakta. Yahu siz kimsiniz? İŞİD, siz kime hizmet etmektesiniz biliyor musunuz? Gencecik çocukların beynini yıkayıp ölüme sevk etmekle beraber insanlık alemini de bedbaht ediyorsunuz.

Bak arkadaş, Hıristiyan aleminin bütün rüyası, ezeli planı Kudüs’tür. Kudüs’ü almak, Hıristiyan aleminin başkenti yapmak için, bugüne kadar üç defa Haçlı Seferleri düzenlediler amma Anadolu geçit vermedi. En son 1900’lerde Osmanlı İmparatorluğu’nun en zayıf zamanında, Türk istiklal savaşının başlamasına sebep olan İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan’ın işgalinin amacı Anadolu yolu ile Kudüs’ü almaktı.

Türk kurtuluş savaşının mimarı aziz Atatürk ve senin yıkmak için uğraştığın bu millet, çelik bir kale gibi dik durdu ve hepsini bu güzel yurdumuzdan geldikleri gibi geri göndermesini bildi ve becerdi. Sonraları Fetö, devlet içinde emniyet, yargı ve orduya sızmak, Milli Eğitimi, sağlığı elde etmek ve örgütlenmek için zaman ve zemin kolluyordu. En uygun zamanı buldular, ben sendenim diyerek her tarafa ahtapot gibi kollarını açıp o bölgeye hakim olmaya başladılar. Devlete sızmaları 1970’den bu yana olmakla beraber 1981’den sonra en uygun zamandı. 1984’de PKK bayrak açtı ve katliamlara başladı, halen de devam ediyor. Fetö, ihtilal için orduyu kullandı. Irak’a demokrasiyi getireceğiz dediler, İŞİD denilen örgütü çıkardılar.

Bu örgütlerin amacı ülkede, anarşi yaratmak, iç savaşa sürüklemek, dış güçlerin amacı idi. Amaçları, Haçlı seferlerini tamamlamaktı. Diğer taraftan siz demokrasiyi felç ettiniz, “ben size demokrasiyi getireceğim” diye, ezeli planlarını uygulamaktı. Amma planları tutmadı. Bizimkiler de bu planı anlayacak kapasitede olmadıklarından dış güçlerin oyuncağı oldular.

Sevgili halkım; Bir millet kendi arasında müşterekte birleşemiyor, anlaşamıyorsa ve bölünmüşse o millete hayat hakkı yoktur. Bu bakımdan ezelden beri var olan ve var olacak olan bizi bölmeye çalışıyorlar, biraz da başardılar gibi amma bunu tahakkuk ettiremeyecekler. Biz Türkler istiklal savaşında nasıl büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde topsuz, tüfeksiz, sopa ile yedi düvele karşı gelip bu memleketi müstevlilerden temizlemişsek, bir araya gelip kilitlenmişsek, yine kilitlenmek, bir araya gelip vatan ve millet hainlerini yok etmek boynumuzun borcu olsun.

İstiklal  savaşında bir Amerikalı general Sivas’a gelerek Mustafa Kemal Atatürk’e “gelin bu savaştan vazgeçin, kazanma imkanınız hiç yok, boşuna kan dökülmesin” diyor. Atatürk de cevaben; “Türk milleti esir olarak yaşamaktansa ölmeyi tercih eder” diyerek generale cevabını veriyor.

Sevgili Halkım: Aziz Cumhuriyetimiz kurulduktan bu yana, koynumuzda yılan çıyan beslemiş ve büyütmüşüz. Nankörler bu millet size; hayat, ekmek, su, makam, rütbe verdi. Bu kadar da nankörlük olur mu!..

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X