Ruhumuza yapışan kirler!
Fikret ÇOBAN...

Ruhumuza yapışan kirler!

Bu içerik 532 kez okundu.

Hayata Dair / Fikret ÇOBAN

Dışarıdan eve gelince ne yapıyoruz? Ağır eşyalarımızı bir kenara bırakıp elimizi yüzümüzü yıkıyor ya da işin ağırlığına göre duş alıyor; rahatlamaya, hafiflemeye, bu sayede bedenimizi özgürleştirmeye çalışıyoruz.

Günlük işlerin, devlet işlerinin koşturmacası ağır çünkü, yorucu ve tekrar edip durduğu için bıktırıcı.

Önce bedenimizi temizliyor, yorgunluğumuzu böyle dinlendiriyoruz. O zaman daha rahat oluyor, daha olumlu düşünmeye başlıyor, işin aslı kendimiz oluyoruz. Yaşıyor olmanın gereği bu.

Peki ruhumuzu; gün boyu ezilen, hırpalanan, değişik olumlu-olumsuz hareketlerle karşılaşan ruhumuzu nasıl dinlendireceğiz, onu kötülüklerden nasıl arındıracağız?

Var mı bunun bir reçetesi, bir kolaylaştırıcısı?

Yani günün, yaptığımız işin, Türkiye gündeminin ruhumuza yapışan kirlerinden, yalanlarından nasıl ve hangi güçle arınacağız?

Elbet durduğu yerde her şey kirlenir, temizlemezsek yatıp kalktığımız odalar kirlenir, yürüdüğümüz yollar, oturduğumuz mekanlar, su bile kirlenir durduğu yerde, su!

O zaman insan niye kirlenmesin. Hareket etmiyorsa, okumuyorsa, düşünüp tartışmıyor ve yeni görüşler ortaya atmıyorsa ....

Ne olur, insan da kirlenir. Tıpkı su gibi, oturduğu mekan gibi, yattığı yatak gibi...

Demek ki; sürekli temizlik, özellikle ruhun temizliği, kötülüklerden ve hırstan arınmak, insan insana yaşamak ve sevmek için gerekiyor.

Sorun budur kardeşim. İnsan insana sohbet edemeyişimiz, insan sıcaklığını duyamayaşımızdır!

Bazen kendime gelip; hikayeler, hayat dolu hikayeler yazmak istiyorum ama olmuyor işte. İki ay tatilden sonra, nasıl biteceğini kestiremediğim böyle saçma sapan yazılar yazıyorum.

Yazmaya başladığım 20 yıldır asıl yazmak istediklerimi yazamıyorum, yarım kalıyor, bekliyor, çöpe atılıyor, daha da acısı kalbimde kalıyor.

Aslında ben halâ istediği gibi içini dökememiş, mutluklarını ve eziyetlerini istediği gibi yazamamış, yaşadıklarını çocuklarına bile anlatamamış biriyim.

Bazen dediğim aslında çoğu zaman oluyor.

Benden diyorum bazen, yaşadıklarımdan, oy verdiğim partilerden, okuduğum kitaplardan, kıyasıya savunduğum fikirlerden, kazanması için mücadele ettiğim örgütlerden yarına ne kalacak?

Sahip olduğumuz makamlardan, mevkilerden, varsa şöhretten diyorum, yarına ne kalacak?

50 yıl bile değil 30 yıl sonrasına ne kalacak?

O zaman:

“Ne duruyorsun be...

at kendini denize:

geride bekleyenin varmış, aldırma,

görmüyor musun,

her yanda hürriyet ...”

(Orhan Veli)

 

Demlenmiş sözler ...

Dursa bile dünya

hiç durmadı aşk

insanlar sevdiler

hep bazı insanları.

 

(Cemal Süreya)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X