Doğru söze tahammülü olmayanlar hep kaybederler
Dursun GİRGİN...

Doğru söze tahammülü olmayanlar hep kaybederler

Bu içerik 390 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba.

Bayramdı seyrandı derken, günler yıldırım hızıyla gelip geçiyor. Sonuçta da yorgun ve üzücü geçen bir yaz nihayet yerini sonbahara bırakmak üzere. Okullarımız açıldı.

İnşallah kazasız belasız yavrularımız eğitimlerini tamamlarlar.

Şu aralar işler yoğun malum; düğün sezonu, sünnettir, gelin almadır derken bayağı bayağı yoruldum. Eh ne de olsa artık yolun sonu görünüyor dersek herhalde yanlış da olmaz.

Malumunuzdur, Muğla ilimizde üç tane zurna festivali yapıldı. Elbette bir kültür adamı olarak yapılan festivallerle ilgili görüş ve önerilerimizi yazıp çizmek ve de çok değerli hemşerilerimizle paylaşmak benim tabii hakkımdır. Ama gel gör ki en küçük eleştiriye dahi tahammül edemeyen kültür fukaraları ve de siyaset fukaralarının, söylenen sözlere bugüne kadar en ufacık bir itirazda bulunmamaları da işin başka bir yönüdür.

Çok değerli hemşerilerim, amaçsız hiçbir şey yapılmaz. Onun için biz 2002 yılında kurmuş olduğumuz, kısa adı MUZKAT-DER olan derneğimizin tüzüğünde de birçok maddeler vardır.

Bu kültürü tanıtmak, bu kültürü yaşatan kişiler arasındaki birçok olumsuzlukları kaldırıp birbirleriyle yardımlaşma sağlamanın yanısıra, Türkiye genelindeki tüm zurnacı ve davulcularla diyalog halinde bulunarak bir nevi birbirimizle kültür alışverişinde bulunmak gibi birçok güzel maddeler vardır ve bu maddeleri de hiçbir yerden ve de yönetimden yardım almadan bu fakir kendi başına yapmıştır.

Oysa ben isterdim ki böyle bir festival aracılığı ile Muğla yöresine ait tüm zeybekler çalınsın, bilmeyenler de öğrensin. Nerede öyle duyarlı yöneticiler?

İşte bütün bu sözlere, bu eleştirilere tahammül edemeyip tıpkı AKP’nin Fazıl Say

gibi büyük bir müzisyene sahne yasağı koyması gibi, bir muhtar Dursun’a dahi tahammül edemeyen bu kişiler, eğer birkaç eleştirici daha dahil olsa var ya, inanın bunlar ne yapacaklarını tamamen şaşırırlar.

Evet, bu tür festivaller aslında bizler için büyük bir fırsattı. Muğla’nın zeybek kültürünü

anlatmak için inşallah Zurnacılar Davulcular Derneği olarak, çok değerli Milas halkımızın da katkı ve yardımlarıyla öyle davul zurna festivali yapacağız ki, görenler küçük dillerini yutacaktır.

Evet dostlar, ‘at binenin, silah kuşananın’ denir.

Atalarımız bir de, “Bir işe başladığın zaman iş senden korksun, sakın ha sen işten korkma” derlerdi. Bu anlamda, sanat ve kültür de erbabından korksun diyorum.

Dostlarım, aslında söylenecek o kadar çok söz var ki sormayın.

Neşet Baba’nın, “Sorsam öldürürler, sormasam ben ölürüm” dediği gibi öyle bir memlekette yaşıyoruz ki, deyim yerindeyse aslanları kedilere boğdurmaya çalışıyorlar. Böyle bir anlayış da bizlere ters geliyor.

İşte el etek öpmemenin sonucu budur. Fakat ben ömrüm boyunca hiç el etek öpmediğim için, ‘ağam-paşam demeyi de beceremem’ ki!

En hayırlısı, ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.

İşte benim de özüm budur. Asla yalakalığı sevmem, yalakalardan da hiç mi hiç hoşlanmam, işte o kadar.

Bu arada, Tarık Akan dostuma da Allah’tan rahmet dilerim.

Son söz: “At ölür eğeri kalır, ama yiğit ölürse namı kalır” ...

Tıpkı Tarık Akan gibi…

Hoşça ve dostça kalın. Güzel günler görmek dileğimle.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X