“Çöl kimseyi sevmiyordu!” (Milas Lisesi mezunu bir yazardan ...)
Fikret ÇOBAN...

“Çöl kimseyi sevmiyordu!” (Milas Lisesi mezunu bir yazardan ...)

Bu içerik 839 kez okundu.

Hayata Dair / Fikret ÇOBAN

Yaz sıcaklarında, içinde çöl geçen bir romanı okumak, nasıl bir duygudur? An be an yaşadığımız bunaltıcı sıcaklar ile zihnimizdeki çöl imgesi birleşince ne olur, ruhumuz kaynar mı? Ateşimiz çoğalır mı?

Çölü, bu kadar güçlü bir imge olarak zihnime yerleştirdiğime şimdiye kadar tanık olmadım.

Çöl filmleri izledim, çöl masalları dinledim, çöl mesnevileri, menkibeleri okudum, ama çölün insan hayatına nasıl aktığına, ona dönüştüğüne ben kendi adıma söyleyeyim,

ilk defa bu kadar canlı tanık oldum.

İlerdeki günlerde çok tartışılacak, edebiyat dünyasını etkileyecek bir romandan söz ediyorum.

Üstelik bu romanın yazarı içimizden bir, ömrünün çoğu Milas’ta geçmiş, 1997 yılında Milas Lisesi’nden mezun olmuş Sami Özbil.

Liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanır.

Öğrenim gördüğü yıllarda; politik bir kuşağın içinde yer alır.

“Yasadışı sol bir örgüt”ün  militanı olmaktan tutuklanır, hapis yatar, ölüm oruçlarına katılır, korsikof hastalığına yakalanır, serbest bırakılır, tekrar tutuklanır.

Şimdi ise 10 yıldır tek kişilik hücresinde hapistir.

Kitaplarını hapis tutulduğu hücresinden yazmayı sürdürmektedir.

“İçeriyle dışarının ilişkisini bu şekilde kurduğunu” söyler.

“Çöl Kimseyi Sevmiyordu” romanını daha yeni okuyup bitirmişken, İletişim Yayınları “Eksik bir şey” adlı yeni romanını da piyasaya sürdü.

Sami Özbil, oldukça üretken bir yazar.

Hapishane koşullarına aldırmadan yazmaya devam ediyor.

Şimdiye kadar yayınlanmış kitaplarına bakarsak, düşünün artık:

Harman, Soluk Soluğa, Kan Kurumaz, Şafakta Yankılanan, Yüzüme Bak, Çöl Kimseyi Sevmiyordu ve Eksik Bir Şey.

Bunlar roman, bunun dışında şiir ve öykü kitapları da var.

Demek ki; yazarak kendini yeniden var ediyor ve edebiyatla buluşuyor.

Yazma işini, sözcüklerle oyun oynamaya dönüştürmüş, belki o sayede hapisliği yeniyor.

Cezası kesinleşmiş, bir 30 yıl daha yatması gerekiyor.

Yazıyı, kitabın kısa bir özetiyle bitirelim.

Kitap, İslamiyetin doğuşunu anlatılıyor. Tarafsız ve kendi sosyal gerçekliği içinde. Tayrzar Kabilesinden Ammar’ın oğlu Nevres üzerinden, islamiyetin Asr-ı Saadetini  anlatıyor.. Acılar, kalbi aysız gece kadar karanlık adamlar, Kureyş kervanları, Mekke’nin zenginleri, köleler, ömre bedel aşklar, köle Leyla ile kahramanımız Nevres’in aşkı, soyulan kervanlar, dağa çekilmiş eşkiyalar, cenk hançerleri, han gürültüsü, esirgeyen ve bağışlayan Allah ... Ali ile çatışan Muaviye ...

Sami Özbil, gürül gürül akan bir dil ile Asr-ı Saadet’in hikayesini nesnel gerçekliği içinde oldukça etkili anlatıyor.

 

Demlenmiş sözler ...

Kendimi yeniden kurmalıydım, sıfırdan, yalansız.

(Sami Özbil, “Eksik bir şey”den)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X