Biz bu kültürü yolda bulmadık!
Dursun GİRGİN...

Biz bu kültürü yolda bulmadık!

Bu içerik 661 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba. Kültür değerlerimize sahip çıkalım. Yıllardır bizler Dibekdereli zurnacılar ve davulcular olarak çok çile çektik. 40-50 km yollara yayan gitmekten tutun da, 8-10 zurnacı ve davulcu Çine ve Karpuzlu’nun köylerinde doğru düzgün yatak yok, yemek yok; deyim yerindeyse bir köle gibi çok çileler çektik.

Tabii her yer aynı değildi, yani bu gerçekleri anlatmaktaki amacım şu: Bugün bazı kişiler ahkam kesiyor, atıp tutuyor; yok efendim “Türkiye’de ilk defa ben şunu yaptım, ben bunu yaptım” gibi abuk sabuk sözlerle bir nevi kariyerlerini yükseltmeye çalışıyorlar ya, işte bizleri de çok rahatsız eden konular bunlardır.

Mesela bir Lüleburgazlı zurnacı Küçük Hasan’la ben ta 1980’li yıllarda tanıştım ve ilk zurnacılar davulcular arasındaki kültür alışverişini başlatan kişi benim. Mesela benim akrabalarımdan bir genç yavrumuzun 1984 yılında düğününde zurnayı benim çalmamı istediler, ben de bu hakkımı, kazancımı Lüleburgazlı Küçük Hasan’la paylaştım. Hatta o düğünden kazandığım tüm paraları ben, Lüleburgazlı Küçük Hasan’a ve yanında ona eşlik eden ve bugün halâ hayatta olan davulcu Ahmet Özden hocamla yanlarında gelen 5 kişilik davul zurna ekibiyle ekmeğimi paylaştım. İşte Muhtar Dursun böyle bir kişi. Bugün Muhtar Dursun’un haricinde, soruyorum Dibekdere’de yüzlerce düğün dernek oldu, acaba hangi zurnacı ustası oğlunun düğününde dışarıdan bir zurnacı veya davulcu getirdi? Bu sözlerim sadece Dibekdereliler için değil tabii, Lüleburgazlı Küçük Hasan için de geçerli.

Değerli dostlarım, demem o ki, zurnacı olmak ayrı şey kültür adamı olabilmek çok çok ayrı ve özel bir durum … Herkes zurnacı davulcu olabilir ama kültür adamı olabilmek o kadar da basit bir olay değil.

Bunun için bir kere özverili olacaksın, kıskançlık nedir bilmeyeceksin.

Gerçi bu anlattığım sıfatların birçoğu bazı dostlarımda da var.

Demem o ki sevgili dostlarım, benim anlatmak istediğim konular çok çok farklı şeyler. Ben bu kültürü seviyorum onun için de severek bu sanatımı tam 60 seneden beri icra ediyorum. Mesela benim yanıma bugüne kadar binlerce araştırmacısı, gazetecisi, televizyoncusu, köşe yazarıymış, folklörcüsüymüş binlercesi gelip gitti. Hiçbir zaman acizlik getirmeden doğru bildiklerimi anlattım, sazımla icra ediverdim.

Peki bana hiçbir şahıs, “Ben Dibekdereli zurnacı Muhtar Dursun’dan şu zeybeği öğrenmek için şu kadar para verdim” diyebilir mi?

İşte kültür paylaşımı diye ben buna derim.

Evet, bir gün gelecek bu konular hep günün gündemi olacak, işte ben de şimdiden şunu söylüyorum: “Yalan söyleyen tarih utansın!”

Ben bütün bu konuları yazıp çizmekle, ne kimseyi incitmek ne de üstünlük taslamak gibi bir niyetim hiç yok. Herkes bilir beni, öyle bir hastalığım yok çok şükür.

Ve yine şükürler olsun ki, halâ sevenlerim her gün telefonlarla arayıp benim haklı savaşımın yanında olduklarını açık seçik söylüyorlar.

Evet dostlarım, her zurna festivalinde zurnacı dostlarım beni telefonlarla arayıp “Abi bizleri de niye davet etmiyorsunuz!” diye sitem ediyorlar.

Herkes şunu çok iyi bilsin ki, eğer bir gün gerçekten de bir ‘Davul Zurna Festivali’ yapabilirsek, inanın bu kültürün ana merkezi konumunda olan Edirne, Kırklareli, Lüleburgaz, Manisa, Turgutlu, Kırşehir, Gaman, Aydın ve Germencik’ten birçok dostlarım Dibekdere’yi görme ve Dibekdere’de zurna çalma fırsatını da elbette bulacaklardır.

İnşallah bu güzel amacımıza bir gün kavuşuruz, tıpkı masallardaki çobanlar gibi ...

Neyse bu çoban hikayemizi de gelecek yazımda paylaşalım, oldu mu dostlarım!..

Haydi hoşça kalın, dostça kalın.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X