‘Çevre’ye, insanlığa saygılı olalım!
M. Cafer METE...

‘Çevre’ye, insanlığa saygılı olalım!

Bu içerik 1065 kez okundu.

Cafer METE / Emekli Halk Eğitimi Merkezi Müdürü

Bizlerin bir atasözü vardır: “Aslan yatağından belli olur” diye.

Bu sözü her zaman aklımıza getirerek, mümkün mertebe çevreye karşı bir ilgi odağı bilincini okullarımızda ve hayatta öğrenciye ve halkımıza vermemiz gerekmektedir.

Çevrenin temiz olması, kendi sağlığımız yönünde faydalı olduğu gibi halk sağlığı, turizm ve göz zevkimiz yönünden de yararlıdır.

Düşünün bir, tepeye çıkmış tabiatı seyrediyorsunuz. Ovaları yemyeşil, papatyalar, nergisler, laleler ve kır çiçekleri açmış çevreyi rahatsız edecek pis kokular yok. Orada oturup manzarayı oturup seyretmez misiniz?

Bir parkı düşünün, her tarafı göz zevkimize göre düzenlenmiş, banklar konulmuş, rahat rahat oturulsun dinlenilsin diye. Yenilen çerezlerin kabukları çöp kovasına atılsın diye çöp kovaları konmuş. Parkın tertemiz, etrafınızda çiçekler açmış ve sizi ruhen dinlendiriyor olmasını istemez misiniz?

Sabah veya akşamüzeri hava alıp dolaşmak veya dinlenmek için çay bahçesine gidip dostlarla sohbet etmeyi, çay içmeyi kim istemez? Elbette hepimizin dinlenmeye, dostlarla sohbet etmeye, sağlığımız yönünden yürüyüş yapmaya ihtiyacımız var. Böyle bir tur esnasında, yolda etrafınıza bakınıyorsunuz, yol tertemiz sigara izmariti, sigara paketi, çerçöp yok, yol kenarlarını belediye çiçeklerle bezemiş, insanın gözü gönlü açılmaz mı? Zevk duymaz mı? Memnun olmaz mı?

Sinema, tiyatroya gittiniz. Salon tertemiz, koltuklar rahat, arkadaşınız veya eşinizle sinema ve tiyatro seyredeceksiniz, insan konuşmaları, çiğdem çıtırtısı yok. İnsan huzurla film seyretmeyi arzulamaz mı?

Sevgili halkım, daha çok misaller vermek mümkün, amma bir de bunun aksini düşünün. Parka gidiyorsunuz pislikten, çekirdek kabuğundan, kağıt kırpıkları, artık sayamayacağım kadar çeşitli eşyalar atılmış. Yolda pislikten yürümek imkansız, içiniz dışınıza çıkıyor. Aksırık, tükürük be kardeşim, senin aksırığın ve tükürüğün ya mikroplu ise, bana geçerse sevinir misin? İnsan huzurla yolda yürüyemiyor.

Mahalli idareler yol kenarına banklar koymuş, vatandaşın oturup dinlenmesi için, çiçekler dikmiş göze hoş görünsün diye. Sen ne yapıyorsun; bankları kırıyor, mikroplu ayakkabınla üstüne çıkıyorsun, çiçekleri koparıyorsun.

Bak arkadaş, bu mal belediyenin değil senin ve benim ortak malımız. Sen bunları kırmakla tüm halkımın hakkına tecavüz etmiş olmuyor musun?

Yol kenarına ağaçlar dikilmiş, onlar yarın gelişip senin ve benim oksijen kaynağımız olacak. Şehre bir güzellik gelecek, hepimizi güneşten koruyacak, ama sen onları kırar ve sökersen hepimizin sağlığına zarar değil mi?

Eskiden sık sık Ankara’ya gider gelirdim. Denizli’yi geçince içimde bir karamsarlık başlardı. Çünkü her taraf bozkır, bir tek yeşillik yok. Araziye ekilen hububat büyümüyor, yolların etrafı bomboş, üzülmemek elde mi idi.

1970’li yıllarda ordumuzun ODTÜ ve Orman Bakanlığı ile müştereken yapılan ağaçlandırma sayesinde bugün Ankara ve İç Anadolu’nun bir yeşillikler diyarı olduğunu görmek sevinçli değil midir?

Eski Milli Eğitim Bakanı, Mustafa Necati: köy enstitüleri için yaptığı bir konuşmada “Ben Anadolu’yu, bozkırları yeşillendirmeye gidiyorum” demişti.

Ben de köy enstitüsü mezunu bir öğretmen olarak, Sayın Bakanımıza diyorum ki, “Bu gençlik sizin arzunuzu gerçekleştirdi. Edebi istirahatgâhınızda rahat uyuyun.”

SONUÇ OLARAK: sevgili halkım, biz Müslümanlığımızla, Türklüğümüzle övünen, gurur duyan, Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerine bağlı bir ulus olarak, insanlığı, güzelliği, temizliği, yeşili, tabiatı, çevreyi seven insanlarız.

Öyle ise çevreyi temiz tutmak, yardımcı olmak, birbirimizi sevmek, kırmamak, yıkmamak, dünya cenneti ülkemizi temiz tutup turizmi geliştirmek, çevreyi korumak, kimseyi rahatsız etmemek, devlet ve millet malına zarar vermemek, kendimize yapılmasını istemediğimiz bir hareketi bir başkasına yapmamak, bu millet için canını vermiş, gazi olmuş, devlet için insanlık için çalışmış insanlara sevgi ve saygı ile bakalım, küçükleri koruyalım. Nehir, deniz ve kıyılarımızı temiz tutalım kirletmeyelim.

İnsana, çevreye, tabiata bağlı ve saygılı insanlarımız olduğu gibi, çevreyi kirleten ve insanlara karşı sevgisi, saygısı olmayanlar yüzünden zarar verenler olduğunu da görüyorum. Yolda yürürken sigara izmaritini, boş sigara paketini sokağa atan, bankları kıran, çiçekleri koparıp atan, parkta çiğdem yiyip kabuklarını rastgele atanları da görüyoruz.

Temennimiz şudur ki, bütün insanların birbirlerine olduğu gibi, çevreye ve insan haklarına saygılı olmaları dileğiyle.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X