Kim bunlar, amaçları ne? / 1
Gülçin ERŞEN...

Kim bunlar, amaçları ne? / 1

Bu içerik 581 kez okundu.

Gülçin ERŞEN

Çok izlenen ulusal kanallarımızdan birinde Türkiye’nin dış politikasının değerlendirildiği bir televizyon programını izlerken, otorite sayılacak konukların yanısıra adını ilk kez duyduğum, kendisini ilk kez gördüğüm biri, tavırları ve konuşması ile olumsuz yönde dikkatimi çekti. Kim bu Murat Özer diye araştırayım dedim. Sözde gazeteci kimliğinden çok (nerede doğduğu, hangi okulu bitirdiği belirsiz), bir derneğin Yönetim Kurulu Başkanı olarak anıldığını gördüm: İMKANDER (İnsanı Müdafaa ve Kardeşlik Derneği).

Dernek kendi internet sistesinde amaçlarını şu şekilde açıklamış: “Genelde tüm İslam coğrafyasında zulme uğramış ve zor durumda kalmış bütün Müslümanlara; özelde ise Kafkasya’da süregelen savaştan dolayı mağdur duruma düşmüş bütün Kafkasyalı (Çeçen, İnguş, Dağıstanlı, Karaçay Türk’ü, Nogay Türk’ü, Kabardin-Balkar) dul, yetim, hasta, gazi ve mültecilere maddi, manevi ve hukuki konularda imkanlar ölçüsünde yardımcı olabilmektir.”

Biraz daha irdeleyince; İMKANDER Genel Başkan Yardımcısı Ömer Bezirgan’ın “Humeyni’yi Atatürk’ten çok seviyorum” diyen Nuray Canan Bezirgan’ın eşi olduğunu anladım... Canan Bezirgan, 2009’da telefonda görüştüğü Gazeteci Ruhat Mengi’ye, kendisi yüzünden eşinin Belediye’deki işine son verildiğini söyleyip şöyle demiş: “Bizim örtümüzle iktidara gelenler, bizleri düşüncelerimizi ifade ettiğimiz için cezalandırdılar. Eğer ilgilenirseniz olanları size açıklamaya hazırım. Takiyyeci, güya muhafazakar AKP’nin biz örtülüleri nasıl seçim öncesi kullandığını fakat iktidardayken nasıl davrandığını çarpıcı şekilde göz önüne sermek isterim.” (?!) Ruhat Mengi, kendisiyle televizyonda röportaj yapmayı kabul etmemiş.

 

Hem AKP hem CHP; ama aslında Atatürk düşmanı

Ömer Bezirgan ise; Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı olduğu dönemde, seçim çalışmaları nedeniyle vatandaşlarla sohbet ederken, elinde “Ey Fatihliler çarşafa tükürenler, örtüye saldıranlar geliyor” yazılı bir pankartla onu protesto etmiş. İMKANDER’in ilk genel başkanı olan Nuray Canan Bezirgan ise eşini, “Eşim AKP’ye destek vermiyor, sadece bu çarşaf olayına bireysel tepkisini ortaya koydu” demiş o sıralar.

Bayan Bezirgan, 2010 yılında Milliyet’te yeralan habere göre; bir televizyon kanalında “Eğer başıma birşey gelmeyecekse Atatürk’ü sevmiyorum” diyerek dikkatleri çekmiş bu kez. Daha sonra da eşiyle, bu kez Yabancılar Şube Müdürlüğü Misafirhanesi’nde görevli polis memurlarının saldırısına uğradıklarını iddia ederek basında yeralmışlar.

Provakasyonun (kışkırtıcılığın) çok yönlülüğüne ve çeşitliliğine bakın!

İnterneti biraz daha araştırınca, Hizb-ut Tahrir Türkiye’nin youtube’da paylaştığı videolar arasında Ömer Bezirgan’ın konuşmalarına bolca yer verildiğini gördüm.

Henüz doğrudan silahlı çatışma ve katliamlara karıştığı görülmediğinden, gerek batılılar gerekse Türk aydınlar tarafından pek dikkat çekmediği ve tehlikeli sanılmadığı anlaşılan Hizb-ut Tahrir hakkında araştırma yapınca karşıma çıkan bilgilerden bazılarını paylaşayım:

“Hizb-ut Tahrir: 1953’te Filistinli alim Takiyyuddin en Nebhani tarafından Kudüs’te kurulmuştur. Partinin amacı tüm Müslümanları birleştirerek şeriat kurallarıyla yönetilecek İslami hilafet devleti kurmaktır.”

Bazı Avrupa ülkelerinde faaliyetleri yasaklanan bu oluşumun meğer Türkiye’de kolu varmış, ve Mart 2016’da İstanbul’da lüks bir otelde “Uluslararası Hilafet Sempozyumu” bile düzenlemişler!

Öte yandan; Hizb-ut Tahrir’in (Kurtuluş Partisi) Türkiye Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar’ın, “IŞİD’i o topraklarda işgalci olarak gösteremezsiniz. IŞİD’in işgalci olabilmesi için küfür devleti olması lazım” şeklinde açıklamaları da 26 Haziran 2015’te Yeni Akit Gazetesi’nde yayımlanmış.

 

İstanbul’da Uluslararası Hilafet Sempozyumu

Hizb-ut Tahrir Türkiye, hilafetin kaldırıldığı 3 Mart tarihinde İstanbul’da “Nasıl Bir Hilafet” başlıklı Uluslararası Hilafet Sempozyumu düzenlemiş. İnternetteki duyuru metninde sempozyumu Hizb-ut Tahrir “Türkiye Vilayeti”nin düzenlediği yazıyor. (Yani, bir İslam Devleti kurulursa, Türkiye bunun ancak bir vilayeti sayılacakmış. Padişahlığı ve Hilafet’i Türkiye’ye yeniden, kendilerinin tüm İslam aleminin, hatta dünyanın hükümdarı olabileceği umuduyla getirmeyi çalışanlara duyurulur.)

Duyuru ve haber niteliğindeki (yazım yanlışlarıyla dolu) metinde yeralanları (yazım yanlışlarını düzelterek) paylaşmayı sürdüreyim:

“Kaldırılmasının üzerinden 92 yıl geçtikten sonra Müslümanlar yeniden Hilafetin kurulmasını istiyor ve bunun için çalışıyorlar. Batı ise, beklenen Hilafeti karalayıp itibarsızlaştırmaya ve içini boşaltıp değersizleştirmeye çalışıyor.

Hilafetin son başkenti İstanbul’un ev sahipliği yapacağı Uluslararası Hilafet Sempozyumu tam da böyle bir süreçte önem arz ediyor. Türkiye ve birçok ülkeden davetlilerin katılacağı Sempozyumda Hilafete dair her şey konuşulacak.”

İşte konu başlıklarından bazıları:

İslam’ın Yaşanması İçin Devlet Gerekli mi?

Hilafet Tarihsel Bir Uygulama mı Yoksa Şer’i Bir Hüküm mü?

İslam’a Göre Meşru Olan Yönetim Nedir?

Ümmet Nasıl Bir Hilafet İstiyor?

Hilafet’in kurulması yeniden mümkün mü? (MÜMKÜN OLMADIĞI YÖNÜNDE GÖRÜŞLERİ VARSA, BUNCA ÇABA, ORGANİZASYON NİYE? G.E.)

Hilafetin bütün yönleri ile konuşulacağı Uluslararası Hilafet Sempozyumuna tüm Müslümanlar davetlidir. (MÜSLÜMAN OLMAYANLAR GİDEMEZ Mİ?)

Endonezya, Ürdün, Filistin gibi ülkelerden birkaç konuğun dışındaki konuşmacılar Türkiye’den ve hemen hepsinin adını ilk kez duyuyorum: Mustafa Özcan (Gazeteci – Yazar), Dr. Mehmet Kürşat Atalar (Yazar), M. Hanefi Yağmur ( Hizb-ut Tahrir Türkiye Vilayeti Merkezi Temas Heyeti Üyesi), Selahattin Yazıcı (TİYEMDER Onursal Başkanı), Abdulkadir Şen ( Marmara Üniversitesi Ortadoğu Araştırma Enstitüsü), Abdurrahim Şen (İlahiyatçı Yazar),

 

“Ey Türkiye Halkı tehlikedesin!”

Kendilerini parti olarak adlandıran örgütün “Türkiye Vilayeti”nin sitesine yüklenmiş videoların başlıklarına göz attığımızda epey ilginç konular karşımıza çıkıyor:

- Adım Adım Hilafete Yürüyoruz... (2 hafta önce 361 görüntüleme)

Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar’ın Ankara Hilafet Konferansı Konuşmasından.

-Hilafet Başkanlık Modeli Değildir... (2 hafta önce 144 görüntüleme) Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Sayın Mahmut Kar’ın 2016 Ankara Hilafet Konferasında yaptığı konuşmadan.

-Hilafet Tek Çaredir.. (2 hafta önce 267 görüntüleme)

-Ey Türkiye Halkı tehlikedesin! (1 ay önce 344 görüntüleme) (BURADA DA TÜRK HALKI YERİNE, “TÜRKİYE HALKI” DENİLDİĞİNE DİKKAT ÇEKERİM. AMA, HDP’Lİ VEKİL GİBİ “TÜRKİYE HALKLARI” DEMEMİŞLER. G.E.)

Bunları araştırıp okuyunca, bir kez daha farkına vardım ki; gerçekten TEHLİKEDEYİZ!

Türkiye, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarının, bölücü ve gericilerle, şeriat ve hilafet savunucularıyla nasıl ortak paydalarda buluştuğunun bir kanıtı sayılabilir bu araştırma ve yazı...

İMKANDER, bana DENİZ FENERİ’ni çağrıştırdı... NTV, CNN Türk gibi kanallarda tartışma programlarında boy gösteren Murat Özer ve Kenan Alpay gibi kişileri de FETÖ’yü kuran, besleyen, büyüten, destekleyenlerin - o örgüt ve üyelerinin bir kısmı deşifre olduğundan - oyuna sürdüğü “yedek oyuncular” olarak görüyorum.

Bu yazının devamı niteliğideki aynı başlıklı ikinci yazımda, anlatmayı sürdüreceğim.

* * *

AÇ KAPIYI BEZİRGANBAŞI... BEZİRGAN BAŞI... Bakalım o kapıdan daha neler girecek?! Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne sınırlarımızı eleğe dönüştürmenin acısını birlikte yaşadık, yaşıyoruz. Bu kez ne ve kim oldukları belirsiz; ama ana amaçlarının – müslüman göçmelenlere yardım kamuflajı altında – uluslararası örgütlerle işbirliği içinde, kışkırtıcılık ve karıştırıcılık olduğu belirgin kişi ve kuruluşları iyice araştırılmalı ve tehlike daha da büyümeden gereği acilen yapmalıdır.

(Ekim 2016 / Güllük)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X