Kim bunlar, amaçları ne? / 2
Gülçin ERŞEN...

Kim bunlar, amaçları ne? / 2

Bu içerik 745 kez okundu.

Bu yazının ilkinin yazılmasına yol açan İMKANDER Başkanı Murat Özer, bu kez gazeteci sıfatıyla CNN Türk’teki tartışma programına katılmıştı; yanında da Yeni Çağ Gazetesi’nden Kenan Alpay vardı.. Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Halkı’nı bir arada tutan “Ortak Değerler”in tartışıldığını anladığım programın diğer konukları İlahiyatçı – Eğitimci Yazar Ayşe Sucu ve adını anımsamadığım tarihçi bir akademisyendi.

Program boyunca Murat Özer ve Kenan Alpay, iki yakın arkadaş kıvamında, demogojiyle, sürekli konuyu ve tartışmayı saptırıp savundukları diğer konuşmacılarca çürütüldüğünde, biraz geri adım atıp, her fırsatta Atatürk düşmanlığı, laiklik karşıtlığı temeline oturtulan görüşlerini, abartılı, kışkırtıcı örneklerle dışa vurdular. Benim “lafı kıvırmak” dediğim şeyin bir örneğini, Murat Özer şöyle sergiledi: Önce, “Her şeyden Mustafa Kemal Paşa’yı sorumlu tutmak, hep onu suçlamak haksızlık” deyip; Atatürk’ün CHP’nin ambleminde de bulunan ‘6 İlkesi’nin Türkiye’nin başına dert olduğunu savundu. (Oysa, ‘Atatürk İlkeleri’nin tam anlamıyla uygulandığı, devrimlerinin tamamlanıp tamamlanmadığı tartışmalıyken...)

Kenan Alpay’ın, laiklik karşıtı ve İslam Dini ile laikliğin bağdaşmadığı yönündeki sözlerine karşı, Ayşe Sucu bir hadisi örnek göstererek karşılık verince, Alpay yüzünü ekşiterek son derece saygısız ve aşağılayıcı bir tavırla ‘Üniversitede kimden aldınız hadis derslerini bilmem ama’ diyerek söze girdi. İki üniversite bitirmiş, İlahiyat dalında yüksek lisans yapmış Ayşe Sucu’nun, “Hadisler zaten Hz. Peygamberimizin…” diye başladığı cümlesini “uydurma diyeceksiniz” diye atılarak kesen Kenan Alpay’a, tavrının çok çirkin olduğunu belirten Sucu, daha sonra hadisin tamamını ve kaynağını okuyarak yanıt verdi: “Hz. Peygamberimiz diyor ki; ‘Ben ancak bir beşerim. Size dininize ait bir şey söylersem uygulayın. Size şahsi görüşüme dayanarak bir şey söylersem ben ancak bir beşerim. Siz dünya işini daha iyi bilirsiniz’”...

Sucu, kendisine “Peygamberimizin adını kullanarak yalan söylüyorsunuz!” diyerek hakaret eden Alpay’ı, “Müslüman ciddi adamdır. Lütfen ciddi olun” diye eleştirdi ve kendisinden özür dilemesini istedi. Kenan Alpay ise Ayşe Sucu’nun okuduğu hadisin hurma ağacının aşılanması ile ilgili bir hadis olduğunu ve hurma ağacı ile sınırlı olduğunu savundu. İşte “kıvırma”nın örneklerinden biri de bu.

 

Din ve tarih meseleleri

Programa katılan akademisyen tarihçinin “Halifeliğin saltanata dönüştürülmesi”nin islama ve sonradan islam ülkelerine ve islamiyetin başkalarının gözündeki imajına zarar verdiğini belirtmesi üzerine; Alpay, “Cumhuriyetin ortak değerlerinin iddia edildiği gibi “Laik, demokratik, sosyal hukuk devleti” olmadığını savundu. Sonra, kendi içinde çelişerek, İslamiyet’in zaten bu değerlerin hepsini kapsadığını vurguladı. Ardından dini vakıfların kapatılmasını, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulmasını eleştirdi.

Tarihçi bunun nedenlerini ve gereklerini açıklamasına karşın, onu hiç dinlememiş ya da anlamamışçasına bildiğini okuyan Murat Özer, “Şeriat zaten ‘hukuk’ demek. Niye şeriata karşı olduğunuzu anlamıyorum” derken, onun destekleyicisi Kenan Alpay, “Halk zaten müslüman ve o şekilde yönetilmek istiyor...” diye söze karıştı. (BEN MÜSLÜMANIM AMA, BU SÖZDE MÜSLÜMANLARIN SAVUNDUĞU, ASLINDA KENDİLERİNİN DE NE OLDUĞUNU TAM BİLMEDİĞİ ŞERİAT İLE YÖNETİLMEK İSTEMİYORUM! AYRICA, DİĞER YURTTAŞLAR DA KENDİ DİNSEL KURALLARININ UYGULANMASINI İSTERSE NE OLACAK?)

Devletin akıl ve bilim ile yönetilmesi gerektiğini savunurken, sürekli sözü kesilen, lafı ağzına tıkılmaya çalışılan Ayşe Sucu’nun şu sözleri, bence konunun ve benim görüşlerimin de özü: “Birey İslam dininin ilkelerini kendi içinde yaşayamayıp başkalarına da zorla dikte ettirirse, bunu da dinin bir gereği gibi sunarsa, bir adım ilerleyemeyiz, daha da geriye gideriz.”

 

Basının görev ve sorumlulukları

Bunlar dini ilahiyatçıdan, tarihi tarihçiden daha fazla bildiklerini öne sürüyor, üstelik de dar görüş ve kıt bilgi kaynaklarıyla, ön yargılarının ve kulaktan üflenmiş bilgilerini şiddetle, hakarete varan saygısız bir tarz ile savunuyorlar ya; bu aydın, gazeteci, yazar olma adına vahim bir şey. Bu sözde gazetecileri büyük televizyon kanallarındaki ciddi tartışma programlarına sanki birer otoriteymişçesine konuk etmek ayrı bir vehamet! Çünkü, bu gibi kimselerin ne yazıları ne de söyledikleriyle kamuoyuna gerçek bilgi, yarar ve katkı sunmayacağı açıktır. Kendilerine yer buldukları belli başlı gazeteler ve televizyon kanalları, internet sitelerinde zehir saçarlarken, NTV ve CNN Türk gibi kanallar bunları konuk ederek, kendi ciddiyet, inanırlık ve güvenirliklerine zarar vermekte, argo deyimle; “Kendi ayaklarına sıkmaktadırlar”. Zaten TRT kanallarını ve NTV’yi yaklaşık 6 yıldır izlemiyorum; yine de ara sıra izlediğim büyük ulusal kanallarda karşıma çıkan bu tür bağnaz, Atatürk ve laiklik düşmanı, şeriat ve hilafet yanlısı, düşük seviyeli, niyetleri belli kişilerin varlığından da buralarda yayımlanan programlar sayesinde haberdar oldum. Ama, bunların zehirlerini buralarda, daha geniş kitlelere saçmasını, buna göz yumulmasını öfkeyle ve hayretle karşılıyorum! Çünkü, bunların anlattıkları da tavırları da normal, kabul edilebilir, hukuğa ve müslümanlığa uygun, yakışır şeyler değil. Dini kullanarak, bölücülük, kışkırtıcılık yapmakta, ulusal değerlerimize hakaret etmekte ve bunu son derece kaba, saygısız bir tarzda, dayanaksız ve gerçek dışı bilgilerle yapmaktadırlar!

 

Eğitimleri ve ideolojileri şaibeli

Daha önceki yazımda Murat Özer’in aldığı eğitime, mezun olduğu okula, nereli olduğuna ilişkin bir bilgiye rastlamadığımı belirtmiştim. Kenan Alpay ise, kendi sitesinde İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu olduğunu yazmış. Bu ülkede rahmetli Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’dan, şimdiki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kadar, devlet adamlarının ve siyasilerin eğitim durumunun, diplomalarının gerçekliğinin tartışıldığı anımsanırsa, Alpay’ın sitesindeki bu bilginin doğruluğu kanımca şüphelidir. Eğer, gerçek ise, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde eğitim ve öğretimin, mezunların bilgi ve kültür düzeylerinin çok düşük olduğu söylenebilir.

Bir televizyon programında ilk kez izlediğim Kenan Alpay hakkında “Ekşi Sözlük”de yazılanlara göz atarsanız, haklı olduğumu anlarsınız:

“Hoşuna gitmeyen doğruları duyduğu zaman, insanın babasına hakaret edecek kadar müslümandır kendisi.”

“Bilgi ve hitap konusunda abiciklerinden çok eğitim alması lazım piyasaya sunulması için. Lise seviyesi tarih bilgisi ve yanlı yorumla olmaz bu işler...”

“Beraber futbol bile konuşulmayacak kişi.”

“Yorumlarında ve tartışmalarda ‘yok yea, hadi yea, ya bi git yea’dan öte gidemeyen, dinci kesimin kendini en geliştirememiş, bırakıldığı yerde kalan acınası bir kişi.”

“Her söylediği kelimeyi 3 kez tekrar ederek ve karşısındakine zerre saygı duymadan konuşarak bir şeyler anlatmaya çalışan yandaş.”

“Vasıfsız yandaş yazarlardandır.”

“Şimdi Haber Türk’te denk geldigim ve Enver Aysever karşısında rezil durumda kalmış bir insan. Kendi provokasyon yaparken provokasyonun yanlı oldugunu söyleyebilen bünye. Konuşurken yüzü geriliyor. Tipik Akit yazarı aslında. Çok peygamber derse, daha dindar olacağını düşünen tipik yobaz.”

“Bu tür adamlar, var olma sebepleri olan mekanizmalar ortadan kalktığı zaman hayatlarına normal olarak devam edip bir sonraki yandaş olacağı sistemi beklemek için dünyaya gelmişlerdir.”

“Sözlükte kapladığı kilobyte kadar kıymeti var mıdır bilinmez.”

 

Yanlış bilgilenmek ve bilgilendirmek

Program sırasında tarihçi akademisyenin, Özer ve Alpay’ın 1’inci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’na ilişkin söyledikleri karşısında, artık isyan edip dillendirdiği gibi; tarihe ilişkin bu saçmalıkları (televizyonda olduğu gibi) bir yerlerde bilgi olarak anlatıyorlarsa, vay milletin haline! Bilgi kirliği ve son derece saçma bilgiler bir tek medyada mı? Savaşta tek gözüne şarapnel sıçradığı için Mustafa Kemal Atatürk’ün “Deccal” olabileceğini; Kurtuluş Savaşı’nı başlatan kalpaklı Mustafa Kemal ile savaş sonrası Cumhuriyeti kurarak, devrimler yapan bıyıksız ve orta yaşlı Atatürk’ün aynı kişi olmadığını (Aslının öldürülüp, yerine başkasının geçirildiğini) öne süren ortaokul müdürü tanıyorum!

Yani, bireyleri, toplumu bilgilendirmesi, eğitmesi, haberdar etmesi gereken en önemli kurumlar ve kişiler, işlevlerini tam anlamıyla yerine getiremezler, hatta kötüye kullanırlarsa, bu hepimiz için büyük bir tehlikedir.

Birtakım ihbarlarla, eften püften gerekçelerle insanlar suçlanıp, tutuklanıp, yargılanıp, cezalandırılacaklarına, önce bu tür kişiler, kurumlar, siteler hakkında gereken yapılmalıdır. Çünkü, PKK terörü de (bir avuç çapulcu), Gülen Cemaati (hayır işliyorlar) diye önemsenmeyerek, göz yumularak bu hallere geldiler.     (Ekim 2016 / Güllük)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X