Kira sözleşmelerinde ‘Kefil’in durumu
Av. Ezgi EFENDİOĞLU ÇİÇEK...

Kira sözleşmelerinde ‘Kefil’in durumu

Bu içerik 2191 kez okundu.

HUKUK KÖŞESİ / Av. Ezgi EFENDİOĞLU ÇİÇEK / info@ezgiefendioglu.av.tr

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca kefalet; “kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.”

Kefalete ilişkin sözleşmelerde taraflar alacaklı ve kefilin kendisidir. Borçlu, kefalet sözleşmesinde taraf sıfatına sahip değildir. Kefalet sözleşmesi, ancak mevcut bir borcun varlığı halinde yapılabilir. Bunun gibi ileride doğacak ya da bir koşula bağlı olarak doğacak borçlar için de koşulun gerçekleştiği ya da borcun doğduğu anda hüküm ifade etmek üzere kefalet sözleşmesi yapılabilir. Kefalet sözleşmesi yaparken, kefilin ne kadar süre ile ve azami ne kadar miktar üzerinden sorumlu olduğunun açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Sözleşmenin yazılı olması, kefilin sorumlu olduğu azami miktar ile süresinin belirtilmesi kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarını oluşturmaktadır. Kefalet ile ilgili yapmış olduğumuz kısa açıklamalardan sonra, günlük hayatta sıklıkla karşılaştığımız kira sözleşmelerine kefil olanın hak ve yükümlülüklerini inceleyeceğiz.

Kefaletin türleri 6098 sayılı yasada sayılmıştır. Kira sözleşmelerinde daha çok “müteselsil kefil” sıfatı karşımıza çıkmaktadır. Müteselsil kefalet türünde alacaklı, borcun ifasını borçludan talep edebileceği gibi, borçluya hiç başvurmadan doğruca kefilden de borcun ifasını isteyebilir. Adi kefaletten farklı olarak, alacaklının öncelikle borçluya müracaat etme zorunluluğu bulunmayıp, alacaklı eş zamanlı olarak kefilden ve borçludan borcun ifasını talep edebilir.

Yukarıda da belirtmiş olduğumuz gibi kefalet sözleşmesinin yazılı olarak yapılması şarttır. Kira sözleşmelerinin yazılı yapılması şartı kanunumuzda kabul edilmemiştir. Dolayısıyla sözlü olarak da kira sözleşmesi yapılabilir. Ancak, kefalet sözleşmesinin yazılı yapılması zorunlu olduğundan, sözlü yapılan kira sözleşmelerinde kefilin bulunduğundan bahsetmemiz mümkün değildir.

Peki, kira sözleşmesinde müteselsil kefil olarak imzası bulunan bir kimsenin, kefalet sorumluluğundan kurtulması hangi hallerde mümkün olur? Kefilin sorumluluğu kira sözleşmesinin süresi ile sınırlıdır. Örneğin kira sözleşmesi 1 yıllığına yapılmış ise kefilin sorumluluğu da 1 yıl içindir. Kira sözleşmesinin 1 yılın sonunda bildirim yapılmaksızın yenilenmesi halinde kefilin sorumluluğu devam etmeyecektir. Kefilin sorumluluğunun devam etmesi için her kira yılı için ayrıca kefalet sözleşmesi yapılması gerekmektedir. Böylece, kira sözleşmesi bittikten sonra kefil ayrıca kefaletinin devamı için yeni bir kefalet sözleşmesi yapmamışsa kefilliği ortadan kalkacak ve alacaklı bu kişiye borcun ifası talebinde bulunamayacaktır. Yapılan kira sözleşmesine “kefilin sorumluluğu kira sözleşmesinin yenilenmesi halinde de devam eder” şeklinde konulan maddeler Yargıtay tarafından geçersiz sayılmaktadır. Bu durum, kanımızca da olması gereken bir yaklaşımdır.

Kefilin sorumlu olduğu miktarı, kefalet tarihini ve kefaletin müteselsil olup olmadığını kendi el yazısıyla belirtmesi gerekmektedir. Ayrıca kefil olan kişi evli ise kefil olacak miktarı ve süreyi belirtmek suretiyle eşinden yazılı onay alması gerekmektedir. Bu rızanın en geç sözleşmenin yapıldığı gün alınması gerekmektedir. Eşin rızasının hiç alınmaması ya da alınan rızanın geçerlilik şartlarına aykırı olması durumunda da kefilin borçtan sorumlu tutulması mümkün değildir.

Her ne kadar 6098 sayılı yasa ile kiracının hakları korunmakta ise de aynı yasada kiraya verenin haklarına halel getirmemek adına, kiraya vereni koruyan birtakım düzenlemeler mevcuttur. Böylece yasa koyucu, kira sözleşmesinde zayıf taraf olarak anılan kiracı ile güçlü taraf olarak anılan kiraya verenin hak ve sorumluluklarını hakkaniyetli bir şekilde dengelemektedir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X