Dibekdere için bugün ne yapabiliriz?
Dursun GİRGİN...

Dibekdere için bugün ne yapabiliriz?

Bu içerik 533 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba…

Asıl mesele de bu ya, yani Dibekdere için bugün ne yapabiliriz?

Bugün her yerde davul ve zurna kültürüne karşı bir sempati var. Her şeyden önce bu kültürün uzun yıllar ayakta durabilmesi için bu insanların karnının tok olması gerekir. Bunun için de Dibekdere’deki mevcut davul zurna kültürünün bir nevi alan çalgısından salon çalgısı haline getirilmesi gerekir. Bunun için özellikle şu yaklaşan kış sezonu boyunca yetenekli davulcu ve zurnacı yavrularımıza eğitim vermek zorundayız. Örneğin koltuk altı davul eğitimi, zurnalarda da özellikle de makam usul gibi derslerle bu gençlerimizi eğitmemiz gerek.

Bu konularla ilgilenebilecek çok değerli dostlarımız var, artı bir de Dibekdere için birçok plan ve projelerimiz var. Örneğin çocuk davulu, akortlu zurna çeşitleri, zurna kamışı gibi konularda Dibekdere bir marka olsun istiyoruz. Bunun için de Dibekdere’ye çok amaçlı bir Kültür binası yapılması gerekir ki bu köyün insanı artık 12 ay boyunca kültürel kimliği ile karnını doyurabilsin. Aksi halde bu kültürel kıyım devam ettiği müddetçe çok kısa bir zaman sonra birçok kültürel değerlerimiz gibi yöremizin davul ve zurna kültürü de büyük yaralar alacaktır. İşte bütün çabamız bu.

Meselâ 19 Aralık’ta Dibekdere’yle ilgili bir fotoğraf sergimizin açılışı için İzmir’e gideceğiz. Şimdiden orada görev yapabilecek gençlerimize söylüyorum. Herkesin ağzından çıkan cümle şu; “Benim cebime o gün kaç para girecek?” Oysa bu fotoğraf sergisi için birkaç senedir onca özverili çalışıyoruz. Yani şunu söylemek istiyorum; bugünkü gençlik artık her şeyi hazır istiyor. Zaten bu konularla ilgili Dibekdere’de birkaç kişinin haricinde özveriyle çalışan kişi maalesef yok.

İşte beni de en çok üzen konu bu ya. Çünkü yıllardır Muhtar Dursun bu kültüre emeğini veriyor ama balına kaymağına gelince başkaları yiyor. Halbuki gerçekte böyle mi olmalıydı? Bence hayır. Neden, çünkü savaşa girmeyen asker ganimetten yararlanamaz. İşte o kadar.

Bu konuyu özellikle ifade ettim ki Dibekdere’nin davul ve zurna kültürünün yaşaması, yaşatılması konusunda herkes Muhtar Dursun’la hem fikir olsun.

Bir zamanlar Osmanlı dönemindeki bir hayırsever Müslüman kadının yaptığı gibi ben de yarın şu aşağıdaki sözleri söylemeyeyim.

Bu hayırsever kadıncağız Müslümanların vurdumduymaz hallerine öylesine kızar ki sormayın. Ve bu kadın bir hayır çeşmesi yaptırır. Derken bu çeşmenin de başına şöyle bir yazı yazar; “Bu çeşmeden Museviler ve Hırıstiyanlar su içebilir, ancak Müslümanlara haramdır.”

Bu söze, zamanın Müslümanları öyle kızarlar ki sormayın. Derken bu durum ta padişaha kadar uzanır gider. Zamanın padişahı da kadını çağırır ve sebebini sorar. Kadın da padişahtan üç istek ister. ‘Eğer bu üç isteğimi yerine getirirseniz ben de neden böyle bir yazı yazdığımı size söylerim’ der. Padişah da bunu kabul eder.

Birinci şart olarak; Yahudilerin hahambaşını tam ayin yaparken yakalayıp buraya getirin der. Padişah da kabul eder ve hahambaşını yakalatıp getirir. Kadın da saray penceresinden aşağı bakması için padişahı uyarır. Bir de ne görsün padişah, her yer Yahudilerle dolu.

Aynı gün bir de Hırıstiyanların papazı için aynı işlemi yapmasını ister. Yine tüm Hırıstiyanlar da papazlarının ardından koşup gelirler saraya.

Sonra da sıra Müslümanlara gelir. Hayırsever kadın bu sefer de en sevilen cami imamını yakalayıp saraya getirmesini ister. Ve padişaha; “Ey padişahım bak bakalım senin sözde Müslümanlarına” der. Padişah da bir bakar ki sarayın avlusunda hiç kimsecikler yok.

İşte o zaman kadın padişaha döner ve sorar; “Ey padişahım, benim yerime siz olsanız böyle Müslümanlar için ne yapardınız?” Ve padişah da; “Valla ben olsam bu insanlara su bile vermezdim.”

İşte ben de umarım böyle kelimeler kullanmak zorunda kalmam.

Çünkü birlikten kuvvet doğar, birlikten dirlik doğar.

Bu milletin başına ne gelmişse hep sorumsuzluğumuzdan dolayı gelmiştir ...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X