‘Mirasın Reddi’
Av. Ezgi EFENDİOĞLU ÇİÇEK...

‘Mirasın Reddi’

Bu içerik 808 kez okundu.

HUKUK KÖŞESİ / Av. Ezgi EFENDİOĞLU ÇİÇEK / info@ezgiefendioglu.av.tr

Mirasın reddi kavramı; mirasçıya, mirasçı olma sıfatını kabul etmeme hakkı veren bir kurumdur. Medeni Kanunun 605. maddesinde mirasın reddi şu şekilde düzenlenmiştir: “Yasal ve atanmış mirasçılar, mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” Buna göre mirasın reddi ya mirasçının iradesinden ya da kanun gereği, mirasbırakanın ölüm tarihinde terekenin borca batık olması nedeninden kaynaklanır.

Mirasçılık sıfatından kendi iradesiyle vazgeçen kişinin yapmış olduğu ret “gerçek ret olarak tanımlanır. Gerçek ret yapılabilmesi için öncelikle mirasçının mirasçılık sıfatını kazanması gerekeceğinden, bu ret ancak mirasbırakanın ölümünden sonra gerçekleşebilir. Kişi, mirasbırakanın sağlığında mirasçı sıfatından vazgeçmek isterse “mirastan feragat sözleşmesi” yapması gerekir.

Gerçek ret için mirasçının, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh mahkemesine başvurarak mirası reddettiğini beyan etmesi gereklidir. Yapılacak bu reddin kayıtsız ve şartsız olması gereklidir. Mirasçı hiçbir şarta bağlı olmaksızın mirası reddettiğini belirtmelidir. Sulh hakimi kendisine gelen sözlü veya yazılı red beyanını bir tutanakla tespit eder. Mirasçı dilerse mahkemeden, kendisinin mirası reddettiğini gösteren bir belge talep edebilir.

Mirasın reddedilmesinde dikkat edilmesi gereken husus sürelerdir. Mirası reddetmek isteyen mirasçı, mirasbırakanın ölümünün üzerinden 3 ay geçmeden bu iradesini mahkemeye sunmalıdır. 3 aylık süre içinde mirasın reddi için mahkemeye başvurmayan mirasçı mirasın reddi hakkını kaybeder ve mirası kayıtsız şartsız kabul etmiş sayılır. Vasiyetname ile atanan mirasçı için süre, lehe olan tasarrufun kendilerine resmen bildirilmesiyle başlar.

Mirasçılık sıfatının mirasçının kendi iradesiyle değil de kanunen reddedildiği haller, uygulamada “hükmi ret” olarak anılmaktadır. Medeni Kanunun 605. maddesi “Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır” hükmünü içermektedir.

Maddeden de anlaşıldığı gibi borca batık olma durumu söz konusu ise mirasçıların mirası reddetmiş sayılacağı karine olarak kabul edilmiştir. Borca batık olma durumunun açıkça belli ya da resmen saptanmış olması gereklidir. Açıkça belli olma, mirasbırakanın ödemeden aczinin en az mirasbırakanın çevresi tarafından biliniyor olmasıdır. Resmen sabit olma ise, mirasbırakan hakkında aciz vesikasının alınmış olmasıdır.

Hükmi reddin söz konusu olduğu hallerde kabul için bir süre öngörülmemiştir. Böylece borcun batık olduğunun tespiti mahkemeden her zaman istenebilir.

Yasal mirasçıların mirası reddetmeleri durumunda miras, mirası reddeden mirasçılar aradan çıkarılarak kalan mirasçılar arasında paylaştırılır. Dolayısıyla, mirası reddeden kişinin altsoyu yok ise, kalan mirasçıların mirasçılık payı artmış olur.

En yakın mirasçıların tümünün mirası reddetmesi halinde, tereke sulh mahkemesi tarafından iflas hükümlerine göre tasfiye olur. En yakın mirasçılardan anlaşılması gereken, mirasbırakanın sağ kalan eşi ve çocuklarıdır. En yakın yasal mirasçıların tümünün mirası reddetmesi halinde yapılan tasfiyeden geriye bir şey kalırsa bunlar mirası reddedenler arasında sanki mirası reddetmemişler gibi paylaştırılır. Burada da bir istisna durum söz konusu olup, bakiye kısım reddedenler arasında paylaştırılmaktadır.

Yasal mirasçıların yanında atanmış mirasçıların da var olması halinde yukarıdaki hükümler uygulanacak mıdır? Bu soru, uygulamada da sıklıkla karşılaştığımız bir durumdur. Sadece atanmış mirasçıların mirası reddetmesi durumunda, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiye olunması yoluna gidilmez. Bu durumda atanmış mirasçıların payı terekeye geri döner ve yasal mirasçılar bu mirastan yararlanırlar. Hem yasal hem de atanmış mirasçıların tümünün mirası reddetmesi durumunda ise, tereke iflas hükümleri uyarınca tasfiye olunur.

Mirasın reddi, sırf kendi alacaklılarına zarar vermek maksadıyla yapılmış ise alacaklıları yapılan bu reddin iptalini talep edebilir. Bu iptal talebi, mirasçının mirası reddetmesinden itibaren 6 aylık hak düşürücü süre içinde yapılmalıdır. Mahkeme reddin iptaline karar verirse miras resmen tasfiye edilir. Tasfiye sonunda reddeden mirasçının payına herhangi bir şey düşerse, bu önce itiraz eden alacaklılara tahsis olunur. Geriye bir şey kalırsa, redde itiraz etmeyen alacaklıların alacakları ödenir. Bundan sonra da bir şey kalacak olursa o da, reddeden mirasçının yerini alan mirasçılara verilir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X