Maziye bir bakıver, neler neler bırakmış!
Dursun GİRGİN...

Maziye bir bakıver, neler neler bırakmış!

Bu içerik 343 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba…

Yukarıdaki başlığı okuyan ve de Dibekdere’nin dününü ve bugününü çok iyi bilenler birçok yenilikleri apaçık göreceklerdir. Ancak kulağı ve gözü olduğu halde bu güzellikleri halâ göremeyen körler ve sağırlar o kadar vurdum duymaz cinsindeler ki, tarifi mümkün bile değil.

Sevgili dostlarım; yıl 1974, askerden geleli daha iki sene olmuş. Bir sürü çoluk çocuğum var. Yöremde parmakla gösterilebilen bir ustayım, çok geniş bir hitap ettiğim yöre var. Ama Dibekdere öylesine terk edilmiş bir köy ki, bunu yazılarla ifade edebilmek çok zor, hatta imkansız. Bu satırları şunun için yazıyorum, insanoğlu o kadar nankör oluyor ki sormayın. Ben şu anda 29 Ekim’de tam 69 yaşına gireceğim, tabii ki nasip olursa. Bu 69 senemin en az 50 yılını Dibekdere’nin dertlerine çare bulmakla geçirdim. Daha askere dahi gitmeden 17-18 yaşlarımda dahi haksız yere o günkü şartlarda alınan vergilerle mücadele ettim. Yıl 1968, kalkıp askere gittim ve yıl 1970 askerden gelir gelmez köyümün birçok dertleriyle ilgilenmeye başladım. Herkes iş aş derdindeyken ben Dibekdere’nin derdindeydim ve yıl 1974, muhtarlık için aday oldum. İlk seçimde kaybettim, öyle bir millet var ki karşımda, bana hiç mi hiç değer dahi vermiyorlardı. Neyse ki 1974 yılında seçtikleri muhtar rahmetli Küçük Hasan ilk 6 ayını dahi doldurmadan gidip istifa etti. Zaten 20 seneyi geçkin olarak Kokili adında bir muhtarımız vardı. Cahil, okur yazarlığı dahi olmayan bu kişinin yanında 20 seneyi geçkin birinci aza olarak görev yapan Küçük Hasan, sırf benim önümü kesebilmek amacıyla muhtar olmuştu. Neyse, yıl 1974, bir araseçimde ben yine aday oldum. Çünkü bu köyün atılmışlıktan, itilmişlikten kurtularak gerçekten de kültürel kimliğine kavuşturulması gerekiyordu.

İşte en büyük fedakarlık da buydu, yani gerekirse vatan için canını dahi verebilmek. Yolu, suyu, elektriği, okulu, camisi dahi olmayan böyle bir köye hizmet edebilmek, hiçbir geliri olmayan o günkü şartlarda Köy Katibinin dahi maaşını ödeyemeyen bir köy vardı karşımda. İşte böylesine bir mücadelenin içinde buldum kendimi, sormayın.

Evet dostlar; bekara karı boşamak kolaydır. Şimdi Dibekdere’deki herkese sormak istiyorum; ey be gafil insanlar, kendinize hiç sormaz mısınız, neden Muhtar Dursun geldikten sonra bu köyün kaderi değişiverdi. Bunca güzelliği sizlere kavuşturan bu insanın neden halâ ardısıra gitmemeyi marifet zannediyorsunuz? Bakınız bu köy halkı bugün dünyayı dolaşıyor, tabii ki sanatının sayesinde. Peki neden Dibekdere halâ Muhtar Dursun’un bıraktığı yerde duruyor.

Evet herkesin şunu çok iyi bilmesi gerekir, yüce Rabbim her topluma bir ışık, bir hizmetkar göndermiştir. İşte bugün Dibekdere’yi eğer dünya konuşuyorsa bilin ki bütün bu işler kendiliğinden olamaz. Öyleyse gelin bu kişinin sağlığında birçok hizmetlerden de istifade edin de en azından gelecek kuşaklarınız bizleri ayıplamasın. Peki bu kişi nasıl bir Dibekdere istiyor?

Neden, Muhtar Dursun bütün bu konular hakkında siz dostlarımla Dibekedere’nin dününü ve yarınını konuşalım istiyor?

Evet dostlar; bugün Dibekdere’de artık düne göre okur yazar oranı daha mükemmel. Yani dünden bugüne Dibekdere’de birçok değişiklik oldu. Özellikle de sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda olan bu güzellikleri kim ne derse desin, kim nasıl düşünürse düşünsün bu güzellikleri anlatmaya devam edeceğim. Hem de o görmeyen gözlere gösterene kadar, o duymayan kulaklara duyurana kadar yola devam.

Devamı gelecek bekleyin …

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X