Sanatkâr olun, işbitirici değil!
Dursun GİRGİN...

Sanatkâr olun, işbitirici değil!

Bu içerik 468 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba…

Bunca sohbetten sonra gelin isterseniz Dibekdere’nin o eski günlerindeki durumuyla bugünkü halini seyreyleyelim ne dersiniz…

Evet, Dibekdere’de özellikle 3. Kuşak zurnacıları gördüm. Mesela; Koca Ali Boncuk, Koca Hasan, rahmetli Babacığım Kara Veli, Küçük Ali Boncuk, rahmetli davulcu Koca Mustan, rahmetli Kel Mehmet gibi birçok ünlü zurnacıları ve de davulcuları gördüm. Çoğunun yanında çıraklık bile yaptım. Onların yaşamış olduğu ekonomik, kültürel ve sosyal hayatlarını çok iyi bildiğim için her zaman bu kültürün geleceğini düşündüm. Bu insanların geleceğini düşündüm.

Eskiden bugünkü kadar kalabalık zurnacı davulcu yoktu. O nedenle, zurna davul kültürüne itibar bugünkünden fazlaydı. Oysa bugün olaylar çok değişti. Mesela, bir yanda bu ülkedeki kültürel kimliğimizi yok etmeye çalışan insanlar, diğer yönden de içimizdeki “beyinsizler”. Düşman sadece dışarıda değil, içimizde de bu kültüre bilerek veya bilmeyerek zarar verenler var. Mesela bu ülkeye org denen elektronik sazın girişi yüzünden davul zurna kültürü çok büyük yaralar aldı. Oysa eskiden bu tür olaylar yoktu. Hatta çalgıcılık bir sanat, bir kültür dalı olarak dahi halkımız nezdinde kabul görmezdi. Oysa bugün olaylar tam tersine dönmüş vaziyette.

Dağlar taşlar çalgıcı oldu, iki kabin bir amfi bir de org, al sana çalgıcı!?..

Hayır beyler hayır, bu işler o kadar da basit değil. Hiç kimse kusura bakmasın ama bu işi o kadar çok ayağa düşürdüler ki sormayın. Bir de, bu kültürün içinde yaşadığı halde gerçekten de sanatının ehli olmayan o kadar çok insan var ki. Davul zurna kültürünü sevdireceği yerde nefret ettirenler de var. İşte benim de mücadelem bu. Hiç olmazsa herkes en azından bu kültüre zarar vermeyecek şekilde kendini geliştirebilmelidir. Bunun için emek gerek, eğitim gerek. Hiçbir başarı kendiliğinden meydana gelemez.

Onun için, yeni yetişen genç davulcu ve zurnacı yavrularımıza şunu tavsiye ediyorum:

Yavrularım bakınız, mutlaka sanatınızı severek yapınız. Gönülden yapılan işin tadı tuzu bir başka olur. Bu konuda sanal alemde bir söz dolaşıyor, her kim bu yazıyı paylaşıma attıysa ağzına sağlık:

“Düşünmeden yapılan iştir, aklınla düşünerek yaptığın da sanattır. Hem aklın, hem de ruhunla yaptığın zaman işte bunun da adı sanatkârdır.”

Evet, ben Dibekdere’de yeni yetişen gençlere diyorum ki; “Sanatkar olun.” İşte bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk şunu söylemiştir; “Herkes herşey olabilir, hatta milletvekili, bakan, başbakan bile olabilir ama sanatkâr olamaz.”

Sanatkâr olabilmek için de ruhunla sanatını birleştirmek gerek. Tıpkı Aşık Veyseller gibi, tıpkı Neşet Ertaşlar gibi. İşte yıllardır bunu anlatmaya çalışıyoruz.

Geçen gün Muğlamızda 3’üncüsünü izlediğimiz Zurna Festivali tam bir rezaletti. Neden? Çünkü, işgüzarlıkla yapılan iş işte bu kadar olur. Mesela adam kalkmış bir zurna taksimi yapıyor A perdeden, C perdeden de şarkıya giriyor. Bu nedir biliyor musunuz? Tam bir curcunadır.

İsterseniz bu Festival’deki zurnacıların çaldıkları eserleri bir inceleyin. İşte emrivakiyle yapılan sanat böyle olur. Yani sadece ‘iş’ yapılmıştır.

Gelecek yazımda, kısmet olursa son cümle olarak bütün bu konuların bir özetini siz dostlarımla paylaşacağım…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X