Kayyım?
Metin SALMAN...

Kayyım?

Bu içerik 501 kez okundu.

Metin SALMAN

15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen meş’um darbe girişiminden sonra hükümet, bazı şirketlere, FETÖ örgütüne ve PDY’ye yardım ve yataklık yaptıkları ve bu örgüte finansman desteği sağladıkları gerekçesi ile el koyarak, şirketlerin yönetimlerine KAYYIM atadı.

Peki, kayyım ne demektir? Atanan bu kayyımlar ne yapacaklardır?

“Kanunun gösterdiği hallerle sınırlı olmak kaydıyla, başkasına ait bir işi görmek veya bir malı idare etmek için atanan kişi veya kişilere kayyım denir.”

Kayyım olarak atanan kişilerden, en az işletmenin sahipleri kadar işlere sahip çıkmaları beklenir. Çünkü bir şirket zora girdiği için o işletmeye kayyım atanmamışsa, işletme tıkır tıkır işliyordur. FETÖ/PDY iddiası ile el konulan şirketler de, el konulduğu ana kadar sorunsuz çalışan kuruluşlar olup bünyelerinde binlerce kişi çalışmaktadır. Onun için KAYYIM olarak atanacak kişilerin o işleri aksatmadan yürütecek bilgi ve tecrübeye sahip olmaları gerekir.

Eğer bu kişiler yeterli bilgi ve tecrübe sahibi değil iseler, işletme çok kısa sürede darboğaza girebilir. Bu kayyım atamasının amacı, atananlara rüyalarında bile göremeyecekleri ücretleri vererek onları zenginleştirmek değil, işletmede işlerin aksatılmadan üretim faaliyetlerinin sürdürülmesi olmalıdır.

Ülkemizde, el konulan bu kadar büyük şirketleri yönetecek bilgi ve tecrübe sahibi kişilerin yeterli sayıda olduklarını düşünmüyorum.

Nitekim, kayyım atanan bazı şirketler, aradan çok kısa süre geçmesine rağmen hemen TMSF’ye (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) devredilmeye başlanmıştır. Bu da bize KAYYIM atamalarında bir sıkıntının olduğunu açıkça göstermektedir.

Ticarî ve sınaî faaliyetlerin yürütüldüğü alanda herşey şirket sermayesi veya bilânço sonuçlarına göre değerlendirilmez. Şirketlerin patronlarının da şahsi itibarları, kredileri vardır. O şirkette bir değişiklik olduğunda bu değişiklik ne sonuç verir kestirilemez. Hele ki bu şirket kurumsallaşmamışsa!

Şu ana kadar KAYYIM atanan veya el konulan şirketlerden bazıları, kendi dallarında Türkiye’nin en büyüklerindendir. Hele ki gıda sektöründe olanlar (baklavacılık) daha da zor durumda kalacaklardır. Çünkü o kuruluşlar bugünkü duruma kolayca gelmemişlerdir. Kaç kuşakta bugünkü durumlarına geldiklerine bakmak lazım. Sıradan birini buralara KAYYIM atayarak o işleri yürütmek mümkün olmayabilir.

Son yıllarda ülkemizde bir MARKALAŞMAK lafı ağızlara sakız olmuş durumdadır.

MARKALAŞMAK sanıldığı kadar kolay ve kısa sürede varılacak bir sonuç değildir. Bunun için çok gayret etmek ve uzun uğraşlar gerekir. Ancak yıllarca çalışılarak bir noktaya gelinebilir. Fakat, bir noktaya gelmiş, uzun yollar katetmiş işletmelere haklı veya haksız el koyarak MARKALAŞMAYA sekte vurursunuz. Ondan sonra da: “Bizim niye dünyaca tanınan markamız yok?” sorusunu sormaya hakkımız olmaz!

 

Bu KAYYIM atamalarında maksat nedir? Mevcut kuruluşların çalışmalarının ve çalışan işçilerin işlerinin devam ederek ekonomiye katkılarının devamı mı, yoksa KAYYIMLIK görevine atananların yüklü maaşlarla zenginleşmesini sağlamak mı, ya da aynı sektörde çalışan, sizden olan diğer üreticilere piyasada yer açmak mı, veya bazı taraftarlarınıza servet transfer etmek mi?..

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X