Benimki karşılıksız aşk
Zeki SARIHAN...

Benimki karşılıksız aşk

Bu içerik 369 kez okundu.

Zeki SARIHAN

İlk atandığım ve ancak bir öğretim yılı çalıştığım, askerlik nedeniyle 1965’te ayrıldığım Karapınar’ın Akçayazı köyüne 51 yıl sonra bir günlük bir ziyaret yaptım. Burası benim ilk göz ağrımdı. İlk aşkını kim unutmuş ki?

Köy ile ilgili o zamanki hayallerimi ve bir yıl orada yaşadıklarımı içeren Akçayazı Öğretmeni kitabıma son noktayı koymadan, buraya bir ziyaret yapmak iyi olurdu. 51 yılda neler değişmişti? Her sabah okula birer tezekle gelen, beş sınıfı bir arada okuttuğum, Cumhuriyet bayramında köyde fener alayı yaptığımız öğrencilerimi okulda toplasam, ilk yıl oturdukları sıralara oturtsam, hayat hikâyelerini dinlesem, eski günleri yâd etsek ne güzel olurdu…

İnternetten köyün muhtarının telefonuna ulaşarak isteğimi söyledim. Gelirsem beni öğrencilerimle buluşturabileceğini söyledi. Ne işi çıkmışsa bunu yerine getiremedi! Ben iki saatlik hızlı tren ve bir saatlik otobüs yolculuğu ile akşamüstü köye ulaştığımda bir öğrencimin “Oda”sına konuk oldum. 51 yıl önce babası köyün muhtarıydı, kendisi de birinci sınıfta öğrenciydi. Akşam yalnızca diğer kardeşi odaya geldi, sininin çevresine bağdaş kurup akşam kahvaltısını yaptık. Gece yarısına kadar eski günlerden konuştuk.

 

VARDIM Kİ YURDUMDAN

AYAĞ GÖÇÜRMÜŞ…

Elimdeki listeden yaptığım yoklamaya göre 49 öğrencimden 9’unun öldüğünü öğrendim! 10’u ailesiyle birlikte il merkezine, 8’i ilçe merkezine, 3’ü köyün “Yayla” denilen mahallelerine, 3’ü ilin başka bir ilçesine, 1’i komşu köye, 1’i İzmir’e, 1’i de Kıbrıs’a gitmişti. Yalnız 11’i halen köydeydi.

Öğrencilerimle topluca görüşemeyecek miydim? Bunun bir hayal olduğu anlaşıldı! Çünkü bunların üçü kızdı ve burada kadınlarla erkeklerin görüşmesi adetten değildi! Geriye kalan sekiz kişiden ikisiyle bir aradaydım. Ertesi gün öğrencim beni köyün içinde otomobiliyle gezdirirken birinin daha kapısını çaldık. Evde kimse yoktu! Bir diğerine yolda rastladım, 51 yıl önceki zamandaymışım gibi yüzlerinden öptüm ve dünden beri neden öğretmeninin yanına gelmediğini sorarak koca adamı adeta azarladım!

Oturduğum lojman geçen hafta yıkılmış, fakat ilkokul açıktı. Birçok araç gereçle donattığım okulda benden ne kaldığını araştırdım. Yalnız öğrenci kütük defteri kalmıştı! 2009’da köyü taşımalı eğitime almışlar, bir yıl sonra da okulu yeniden açmışlar. O arada bütün demirbaşlar o köye gitmiş ve geri gelmemiş!

Otomobiliyle ilçe merkezine gidip gelen meslektaşım için 51 yıl önceki okulun ilk öğretmeniyle karşılaşmak sürpriz oldu. Ondan izin alarak sınıfa girdim. Dört sınıfta 9’u kız, 8’i oğlan 17 öğrenci okuyordu. Çocuklara kendimi tanıttım. “Ben sizin babalarınızın öğretmeniydim” dedim ama sonra düzelttim. “Hayır dedelerinizin öğretmeniyim!” Halen köyde olduğunu saptadığımız 11 kişinin adlarını söyledim. Bunlar kiminin dedesi, kiminin babaannesi veya anneannesiydi! Çocuklar da bu uzak tarihin bu kadar yanlarında bulunmasına şaşırmış gibiydiler.

Büyüyünce ne olmak istediklerini sordum. Çoğu doktor olmak istiyordu. Hemşire, eczacı, öğretmen, jandarma. polis, hoca olmak isteyenler de vardı. Onlara klasik öğüdümü verdim: “Çok çalışın!” İki de kitabımı bıraktım.

Öğretmen ikinci dersine girince kütük defteri önüme aldım. Kendi kaydettiğim 49 öğrencinin kayıt bilgilerini inceledim. 35’i dokuz ve daha yukarı yaştaydılar. 32’si 1. sınıfa kaydolmuştu. 9’unu sınavla 2. sınıfa kaydetmiştim. 8 öğrenci daha üst sınıflara nakil gelmişlerdi. 34’ü erkek, 15’i kızdı. 49 öğrenciden 30’u bu okuldan mezun olmuş. 9’u başka okullara nakil gitmiş, 10’u da mezun olamadan okulu terk etmiş. Bunların 6’sının kız olması içimi yaktı!

51 yıl içinde köyden yalnızca bir doktor, iki öğretmen, 1 gardiyan, 1 memur yetişmiş. Bir kişi de İmam Hatibi bitirmiş ama imamlık yapmamış. Kız çocukları içinde eski ortaokula ve liseye gitmiş olan yok! İlk dörtten sonra taşımalı eğitimle başka bir köye götürülüyorlar. Liseden kaçmanın yolunu açık öğretime kaydolmakta fakat devam etmemekte bulmuşlar!

 

KÖYDE BÜYÜK

DEĞİŞİKLİKLER OLMUŞ

Yalnız 4 sülalenin bulunduğu ve bunlardan 35’nin tek bir sülaleye bağlı olduğu köyde, 51 yıl içindeki değişiklikler azımsanamaz. 30 hane 50’ye çıkmış. Kuru tarımdan, açılan su kuyuları sayesinde 1990’larda sulu tarıma geçmişler. Eskiden yalnız buğday, arpa, çavdar ekiyorlarken şimdi mısır, yonca, ayçiçeği, şeker pancarı da yetiştiriyorlar. Bunlar için devlet desteği de alıyorlar ve ellerine iyi para geçiyor. Her ailede bir otomobil var ve bazı ailelerde tarlaya gitmek için ikinci bir otomobil daha bulunuyor.

51 yıl önce köyde tek bir ağaç bulunmazken ve benim diktiklerim kurumuşken şimdi okulun avlusunda, mezarlıkta ve bazı evlerin avlularında çeşitli ağaçlar var. Sebze yetiştirmeyi de öğrenmişler. Koyunculuk zayıflamış. Evlerde su akıyor. Birkaçı dışında evlerde güneş enerjisi bulunuyor. Toprak damlı evlerin yanında çatılı evler de göze çarpıyor. Eski caminin yanına büyük ve görkemli bir cami yaptırmışlar. Yanında bir Kur’an kursu, küçük bir çocuk parkı da var.

Köy eskiden CHP’ye oy verirken şimdi AKP’li olmuş. MHP ve CHP’li olanlar da varmış. Oranlarını öğrenemedim. O tarihlerde yaklaşık benim yaşlarımda olan ve 17 yıl muhtarlık yapan Mehmet Emin, CHP hükümetlerinden çok yardım gördüğü için CHP’li olmaya devam ettiğini söyledi.

Öğrencim Osman beni Karapınar’a götürürken şehrin girişindeki restoranda yemek yedik. Bir obruğun da yakınına kadar gittik. İlçede 1960’larda Türkiye İşçi Partisi ilçe örgütünde çalışmış tanıdıklarımdan birini buldum. Başkalarının dediğine göre tarikatçı olmuş ama biz eski günlerden söz ettik. 13 bin nüfuslu Karapınar’da o zaman CHP kazanırdı şimdi 40 binlik şehirde CHP’lilerin oranı (son seçimlerde) yüzde 9.7’de kalmış! Arkadaşım bana çok yakınlık gösterdi ve Konya’ya dönüş biletimi de aldı…

Dönüş yolundayken telefonla izlenimlerini soran eşime: “Bu benimki karşılıksız bir aşk!” dedim. (3 Kasım 2016)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X