Asla umutsuz olmam
Hamdi TOÇCUOĞLU...

Asla umutsuz olmam

Bu içerik 401 kez okundu.

Hamdi TOPÇUOĞLU

“Işık, biraz daha ışık ...”

Bu, Alman yazarı Goethe’nin ölüm döşeğindeki son dileği.

Geceyi yaşanır kılan, sabah umududur. Biliriz ki her geçen an bizi sabaha biraz daha yaklaştırmaktadır. Bu yüzden karanlığa katlanırız.

Umut, hayatın en değerli tutamağı.

Goethe’nin sözünün barındırdığı “o en imkânsız umut” ise benim için umutların en değerlisidir.

Ne yazık ki şu günlerde kötümser; hatta karamsarım. Bu yüzden “Yazma!” diyorum kendime.

“Karamsarlık, kötümserlik bulaşıcı hastalık gibidir.”

Bulaştırma kimselere.

Sabah uyanır uyanmaz bahçeye atıyorum kendimi. Kuşları dinliyorum, yeşeren dallara, tomuran çiçeklere bakıyorum.

“Günaydın” diyor bir dostum ve ekliyor: “Duydun mu? Yine…”

O “yine”nin arkasından gelen sözlerin dünden daha acı, daha kahredici, daha umutkıran olduğunu çok iyi biliyorum.

Bu ülke yoruyor beni; hem de çok.

Her sabah yeni bir soruna uyanmak ve akşamı sorun batağında bitirmek, yaşama sevincini perişan ediyor.

Kötümserim; çünkü bu halk, ülke bölünmesin diye bir bir toprağa düşen gencecik bedenlerin yasını bile tutmuyor artık.

Kötümserim; çünkü en milliyetçilerimiz bile ruhlarını, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez!” nutuklarıyla rahatlatıyor.

Kötümserim; çünkü ülke konformistlerin, neme lâzımcıların, paragözlerin, safa tutkunlarının cenneti.

Televizyonlarda “kimin eli, kimin cebinde belli değil” dizilerinin, “Vur patlasın çal oynasın” programlarının reytingleri tavan yapıyor.

Kötümserim; çünkü vatanı sosyal medya geyikleriyle kurtardığımızı sanıyoruz.

Kötümserim; çünkü üniversitelerimizde cehaleti öven profesörler ders veriyor.

Kötümserim; çünkü din bilginlerimizin işi gücü bel altı fetvalar.

Kötümserim; trafikte, iş kazasında ölmenin haber değeri bile kalmadı.

Kötümserim; kadın cinayetleri ve tecavüzleri vaka-i adi oldu; sıra çocuk tecavüzleri ve cinayetlerini sıradanlaştırmada.

Kötümserim; çünkü muhalefet koltuklarını kifayetsiz muhterisler işgal etmiş.

Karamsarım; çünkü bu ülkeyi yönetenler; bunca karmaşa içinde dahi, kendi dünya görüşlerini ülkenin her köşesine, hayatın her alanına kabul ettirebilmek için bitmek tükenmek bilmeyen bir hırsla saldırmaya devam ediyorlar.

Hem kötümser hem karamsarım; ülkem bölünüyor; bizi biz yapan ulusal, dini, insani değerlerimiz yerle yeksan.

Bu bir rüzgâr değil, kasırga…

Bu bir çağlayan değil; düden…

Bu ne çıvgın ne de kargın.

Bu bir tufan...

Yine de umutsuz olmam; çünkü, aklımı Atatürk ışığıyla donattım.

Bugünlerde her sabah gün doğarken Bodrum sırtlarından Ege’ye,

“Dağ başını duman almış, gümüş dere durmaz akar

Güneş ufuktan şimdi doğar yürüyelim arkadaşlar” dizeleriyle haykırıyorsam bundan.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X