Ülkemize bu kötülüğü yapmayalım, yapmayın!..
Mehmet SARI...

Ülkemize bu kötülüğü yapmayalım, yapmayın!..

Bu içerik 496 kez okundu.

Mehmet SARI - Emekli İlköğretim Müfettişi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan Aydın’da bir restoranda yemek yerken silahlı saldırıya uğramış. Ayağından vurulan Tezcan kaldırıldığı hastanede tedavi altına alınmış.

Olay 29 Ekim akşamında Aydın CHP İl Başkanlığı karşısında meydana gelmiş. Bülent Tezcan, Aydın Milletvekili olarak Cumhuriyet Bayramı ile ilgili bir sergiye katıldıktan sonra, partililerle birlikte yemek için bir restorana gidiyor ve kendisine bu silahlı saldırı olmuş.

Bu kötü davranış başta Bülent Tezcan’a yapılmışsa da, esas en büyük kötülük ülkemize yapılmış olmaktadır.

İşte, bu olay bile demokrasiden ne kadar uzaklaştığımızı göstermektedir milletimize ve dünyaya…

Demek ki toplumumuzda daha, karşı fikir, düşünce ve inançlara saygı gösterme noksanlığı yaşıyoruz maalesef… Bencil, gaddarlığı, zorbalığı benimsemiş, sapık görüşte, hasta ruhta insanlar var ki toplumumuzda, bu Aydın’da olan gibi olaylar oluyor ve toplumumuz yaşıyor bunları, ne yazık ki Cumhuriyetin 93. yılında…

Ben de bir eğitimci ve pedagog olarak diyorum ki, işte bu yakın zamanda uyguladığımız akıl ve ilim dışı, dinselleştirilmiş eğitimin sonucu ortaya böyle olumsuzluklar çıkıyor. Daha da çıkmasa bari… Çünkü bunlar ülkemize büyük kötülükler getirebilir. Herkese, bu gibi kötülükleri asla yapmayalım diyorum…

Ama bu da lafla, dileklerle asla olmaz! Bu iş demokratik, laik, insan haklarına saygı değerlerini kazandıran bir eğitimin verilip verilmemesi işidir, vatandaşlarım, kardeşlerim!..

Demek ki bugünkü eğitimimizle yukarıda belirttiğim değerler tam verilemiyor ki, bu Aydın’daki olay gibi bir olay yaşanabiliyor ülkemizde.

Sonra 15 Temmuz başkaldırısı ile olan ölümler, kamu malına zararlar ile kul hakkı yemeler neden oldu ve bu kötülükler yaşandı? Unutmayın ki, tüm bunlar yanlış, akıl ve bilim ışı (ve hatta  İslam dışı) eğitim uygulamalarından olagelmiştir, bu biline…

İşte artık demokrat ve laik eğitimi tekrar hayata geçirip uygulamamız gerekmektedir, milletim. Ayrıca bu dinselleştirilen eğitimi artık terk etmemiz şarttır. Şayet bunu yapmazsak, daha da başımıza çok belalar ve kötülükler gelebilir.

Çünkü eğitim bilimi, başarılı, mutlu, her bakımdan sağlıklı insanlar yetiştirilebilmesi için, çocuklarımızın ilgi ve yeteneklerine göre eğitilmesini ister. Bir de, ilk öğretmen olan ebeveynlerin iyi eğitilmesi gerekiyor. Bunun için de her il ve ilçelerde Aile Okulları açılmalıdır.

Gerçekten, gerçek demokrasi ve insan haklarına saygılı olmak, kardeşçe yaşamak istiyorsak bunları yapmalıyız, uygulamalıyız. Bir de çocuklarımızı demokrasiye alıştırıp benimsetmek için de onları okul yönetimlerine katmalıyız ki, bu demokratik olgunluğa ulaşabilelim milletçe…

Ülkemizde akılsızca, siyasilere yapılan fiziki ve silahlı saldırılar olurken, TBMM’de bile kavga ve yumruklaşmalar olmuyor mu?

Olumsuzluklar yalnız buralarda mı ülkemizde? Hatta evlerde ve sokaklarda insanlar yakınlarını, eşlerini dövmüyor mu? Böyle de kalmayarak öldürmeler yaşanmıyor mu? İnsanlar birbirlerine barut gibi davranmıyor mu?

İşte bunlar, en başta eğitimizdeki yanlışlıklar ile bilim dışılıktan ileri gelmektedir. Bir de, öğrencilerimizi okullarında okul yönetimine katılmamasından ve devletimizin makamlarına, bu işe ehil mi değil midir diye değerlendirme yapılmadan daha çok atamalar yapılıyor.

Demek ki 12 Eylül hediyesi olan seçim ve partiler kanunları yanında şimdi de OHAL kararı ile üniversite rektörleri sınavla değil cumhurbaşkanının ataması ile yapılacağı kararlaştırıldı.

Kuranı Kerimimiz, “Her işi ehline verin ki başarı elde edilsin” diye emretmektedir. Her akıllı yönetici de, her işe ehil insanları getirmeye çalışır. Bunun için de talipliler arasında sınav açarlar.

Ha, böyle yapılmazsa, hiçbir işte başarı olamaz ve halkın verdiği vergiler boşa gitmiş ve böylece kul hakkı yenmiş olur. Olumsuzluk yalnız burada mı kalıyor, okurlarım? İşlerin başına ehil insanları getirmezsek, kamu mallarına zarar verenler çoğalıyor.

Ki Kuran ve Peygamberimiz kamu malına zarar verenlerin dinden çıktığını da bildirmektedir. En zararlısı da, bu ehil olmayan devlet görevlilerinin başarısızlığı, adaletsizlikleri yüzünden halkın devlete ve adalete güveni kalmamaktadır. Yani Atatürk’ün ulus devlet oluşturma hedefi de bu ehil olmayanların yüzünden zarar görüyor, bugünlere gelindikçe…

Şimdi de bir yetkili kişi; “Caddeler ısınsın” diyerek neyi kastediyor acaba? Başkanlık için neyi körüklemek istiyor, ısınma sözü ile…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X