Arif olana tarif gerekmez
Dursun GİRGİN...

Arif olana tarif gerekmez

Bu içerik 600 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba.

Bugün 10 Kasım, ülkemi sömürgecilerin elinden kurtaran Atamın aramızdan ayrıldığı gün. Sabah erkenden kalktım bir de baktım ki Yüce Rabbim yeryüzüne rahmetini indirivermiş. Yani dostlar yağmur yağmış yağmur. Rahmet yağmış. Böyle bir günde, hani derler ya, güler misin ağlar mısın … Doğrusu beni mutlu eden olay şuydu. Böyle bir günde gökyüzü bile ağlıyor sanki. Neyse, … Tüm şehitlerimizle beraber bu vatan için canını ortaya koyan, kanını ortaya koyan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere hepsini de rahmetle anıyor ve diyorum ki: Unutmayın size bu güzel vatanı armağan eden şehitlerinizi, gazilerinizi ve dahi bu vatanın selameti için en ufacık dahi bir hizmet edenleri lütfen unutmayın.

Geçen gün bir muhtar dostumla ayaküstü hoş sohbet ederken muhtar dostum birdenbire efkarlanıverdi. Niye biliyor musunuz? Unutulmaktan şikayetçiydi. Hiç unutulur mu Recep Panay? Şu bizim Paşalar Muhtarı. Bu tür insanlar da unutulursa vay halimize…

Konu neymiş biliyor musunuz? Kaymakamlıkta bir toplantı olmuş eski ve yeni muhtarlar içinden başarılı olanlara plaketler verilmiş. Her neyse, Muhtar Recep Panay unutulmuş. Bir hayli alınmış olmalı ki, niye böyle olduğunu sorgular bir hali vardı. Neyse, ben bu unutulmanın kasıtlı olduğunu kabul etmiyorum. Recep Panay’ı yıllardır tanırım, hoş sohbet, elinden geldiğince herkese yardımcı olmaya çalışan bir dostumdur. Mesela nerede bir hüzün olsa orada Muhtar Recep Panay, nerede bir mutluluk olsa orada Recep Panay. Eh böylesine güzel insanlar hiç unutulur mu?..

Neyse, unutmak herhalde bu milletin mayasında varolan bir hastalık galiba. Baksanıza bugün birçok zavallı kendine vatan, kendine hürriyet verenleri bile unutuyor. Ama Yüce Rabbim bile bu vatan için canını kanını feda edenler için sanki yerlere göklere emir veriyor. Yağmur yağıyor 10 Kasım sabahı, tıpkı şairin dediği gibi … Bir gün şairin yakın arkadaşı, dostu vefat etmiş. Herkes mezarlıkta pür telaş yağmur yağacak endişesiyle ölüyü defin işlemiyle uğraşırken birdenbire yağmur yağmaya başlar. O da yağmura seslenir “Ey yağmur! niye yağarsın, görüyorsun üst ıslak baş ıslak, oysa sen gözlerimi ıslatmak istiyorsun. Onlar zaten ıslak” diyerek bir nevi o anda yağan yağmura sitem eder.

Ben de 10 Kasım 2016 günü yağan yağmura seslenmek istiyorum:

Ey yağmur! Bugün çok üzgünüm, ülkem perişan, insanlarımız perişan, her şeye rağmen sen bu topraklara bereket indiriyorsun. Seni yeryüzüne indirene şükürler olsun. Bu cennet vatanı bizlere hediye edenlere selam olsun. Ben asla yapılan iyiliklere karşı nankörlük edemem.

 

İşte dostlarım, son cümle olarak diyorum ki; geliniz bu ülkeye, bu vatana hizmet edenleri unutmayalım.

Hoşça kalın dostça kalın.

(10.11.2016)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X