Züğürt tesellisi ile yaşıyoruz
Dursun GİRGİN...

Züğürt tesellisi ile yaşıyoruz

Bu içerik 483 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba. Yaklaşan yılbaşına doğru bir şeyler söylemek geldi içimden.

Ben dahil; “ben hacıyım, ben hocayım” diyen milyonlarca vatandaşımız çaresizliğimizi yine çaresizlikle çözmeye çalışıyoruz. Şöyle ki, ülkemizde maşallah o kadar çok boş umut kapısı var ki … Milli piyangolarla, sayısal lotolarla bu milleti yıllardır resmen soyuyorlar. Ama gel gör ki, ‘ya çıkıverirse’ diye hep aldanıyoruz. Oysa bu ülkede adam gibi yöneticilerimiz olmuş olsa, adam gibi alınterinin karşılığını alabilsek ne işi var bu insanların milli piyango, sayısal kuyruklarında? Maşallah bir de medyamız var ki, ballandıra ballandıra anlatıyorlar ya, gel de böyle bir ülkenin iki yakası bir araya gelsin.

Efendim geçenlerde bir imam ne dese beğenirsiniz. “Ne var halimizde, şükür edin” demez mi! Beynime kan sıçrayıverdi.

“Ne dersin be hocam, maşallah senin tuzun kuru, eh ne de olsa günde toplam olarak 3 saat hizmet ver al sana ayda 2-3 bin lira… Ben de 25 sene bilfiil bu devlete Bağkur veya SSK pirimi yatırdım. Peki benim elime geçen kaç para? Al sana da asgari ücret 1.300 lira! İster ye ister bu parayla saltanat sür diyor devlet bana.

Oysa kanunlarımız adil olmalı değil mi Hocam” deyince, bizim hoca efendi yavaşça, “eh bana müsaade” deyip oradan sıvıştı dostlarım.

Gerçekten çok üzülüyorum bu ülkenin, bu milletin haline. Hele hele kâr paylarını açıklayan şu bankalar var ya, o kadar onuruma dokunuyor ki sormayın yani.

İşin gerçek yüzü şu; resmen soyuluyoruz.

Bir yanda bankalar, bir yanda kumarhaneler, bir yanda borsa denen tezgahla bu milleti resmen sömürüyorlar. Sonuçta elimizde kalan üç kuruşu da ne yazık ki, “al ben yiyemiyorum bunu da sen ye” dercesine sayısallara, lotolara, at yarışlarına, it yarışlarına dahi milli piyango çekilişlerine veriyoruz.

Neden böle oluyor biliyor musunuz dostlarım? İpin ucu kaçmış bir kere, şaşkın ördek misali habire avcının üstüne üstüne uçuyoruz…

Peki bu gidişatın vebali kime ait dersiniz?

Evet işin de zaten püf noktası bu ya, bütün suç kendimizdedir.

Dostlarım bakınız şu ülkenin haline. 13-14 senedir aynı iktidarı seçip seçip söz sahibi yapıyoruz, sanki bu ülkede başka adam yokmuş gibi. Sonuçta da Neşet babanın dediği gibi “kendim ettim kendim buldum, gül gibi sararıp soldum, eyvah eyvah” diye de bol bol kumar oynuyoruz, ya çıkarsa diye.

Evet ondan sonra da dönüp dolaşıp züğürt tesellisi veriyoruz, kendi kendimize değerli dostlarım.

Şu televizyonları açın şu basına bakın. Allah aşkına yatıp kalkıp başkanlık sistemi görüşülüyor.

Farz edelim ki başkanlık sistemi geldi, peki o zaman Türkiye tam bağımsız bir ülke mi olacak? Peki o zaman ihracatımız mı artacak? Peki o zaman bu ülke yeraltı kaynaklarını kendisi mi kullanacak? Peki o zaman fakirlik, yoksulluk, işsizlik bitecek mi? Ne yani, o zaman asgari ücret 5 bin lira mı olacak?

Uzun lafın kısası, sonuç olarak duyacağımız iki kelimedir:

“Aldanmışız ne yapalım”! (Zaten aldanmak, bu milletin kaderi haline geldi.)

Bakınız sevgili dostlarım, ABD’de bir seçim oldu tüm dünyayı şaşırtan bir seçimdi o seçim. Geliniz bizler de ‘yeter artık bunca çile’ deyip, kendimize gelelim.

Yeni yılımızın barış, huzur, bolluk dolu bir yıl olması dileğimle 2017 yılının tüm dünyayı tüm insanlık alemine güzellikler getirmesini şimdiden yani erken erken ve canı gönülden diler, saygılar ve sevgiler sunarım.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X