Öğretmen Okulları 168 yaşında
Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ...

Öğretmen Okulları 168 yaşında

Bu içerik 578 kez okundu.

Haftada Bir / Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ - kekocabasgmail.com

“Öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir.”

(1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu)

16 Mart 1848, Öğretmen Okullarının kuruluş tarihidir ve öğretmen yetiştirme tarihimizin kilometre taşıdır. Osmanlı 1848 yılına kadar, öğretmenliği ayrı bir meslek olarak görmemiş, düşünmemiş, gündemine almamış  sadece medrese öğrenimi görmüş olmak, öğretmen olmak için yeterli görülmüş. 1848’de başlayan bu 168 yıllık gelenek 2014 Haziran ayında Milli Eğitim Bakanlığınca 299 Anadolu Öğretmen Lisesinin kapatılışı ile yok edildi. Sınavla seçilmiş nitelikli öğrencilerle, parasız yatılı bir yerleşke ortamında öğretmen yetiştirme kültürü terk edildi. Ama öğretmen kimliğine onurla sahip çıkan aydınlar, Köy Enstitüsü ve öğretmen okulları mezunları ve dernekleri ile bazı sendikalar 16 Mart’ı, 17 Nisan’ı ve öğretmeni konuşmaya devam ediyorlar.

Cumhuriyetin kurucu kadrolarının büyük çoğunluğu Öğretmen Okulu geleneğinden gelmişler ve 1923-1946 arasında “eğitimi, kültürü ve öğretmen yetiştirmeyi”  öne çıkaran çalışmalar üretmişlerdir. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal’in 25.08.1924 tarihinde Öğretmenler Birliği Kongresi üyelerine seslenişindeki “Cumhuriyet sizden ‘fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ nesiller ister” İfadeleri öğretmenlerden beklentilerini ortaya koyan ve Cumhuriyetin ‘nasıl bir yurttaş’ arayışının ifadesidir. Mustafa Kemal, yine 1925 yılında İzmir’de “Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir ulus, henüz ulus adını almak yeteneğini kazanmamıştır. Ona basit bir kitle denir, ulus denemez. Bir kitle, ulus olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere gereksinim duyar” ifadeleriyle de öğretmenlik mesleğine verdiği değeri öne çıkarır.

1923 yılında Cumhuriyet, Osmanlı’dan 20 öğretmen okulu ve 10 bine yakın, çoğu medrese çıkışlı öğretmen devralmıştır.  Mustafa Kemal’i çok iyi içselleştiren, Milli Eğitim Bakanlığının çatısını kuran Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati, 1926-1929 yılları arasında öğretmenlik meslek onuruna kattığı çabalarla Cumhuriyetin parlayan bir yıldızı olmuş ve Zencidere, Denizli Köy Öğretmen Okullarını açarak deneysel pedagojiye çok değerli katkılar sağlamıştır. 1936-1938 yılları arasında Mustafa Kemal, Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un ortak projesi Eğitmen Kursları hayata geçerek ışığı arayan Anadolu köylerine “Eğitmen Öğretmenler” Cumhuriyeti taşımışlardır. Tüm bu arayışların ve deneysel pedagojinin  sentezi olan Köy Enstitüleri 17 Nisan 1940 yılında kurulmuş ve köyün kendi çocuklarını öğretmen-sağlıkçı olarak yetiştirerek “Canlandırılacak Köy” projesi hayata geçmiştir. Köy Enstitüleri 1954 yılında DP iktidarı döneminde İlköğretmen Okullarına, 1975 yılında Öğretmen Liselerine ve sonra da Anadolu Öğretmen Liselerine dönüştürülmüştür. Haziran 2014’te de tümüyle kapatılarak orta öğretime dayalı, 168 yıllık parasız-yatılı öğretmen yetiştirme geleneğimiz yok edilmiştir.

Yıl 2016; eğitim sistemimizle ilgili tüm veriler eğitimin niteliğini kaybettiğini, nitelikli öğretmen yetiştiremediğini, eğitimin dinselleştirilmesi ve piyasalaştırılması nedeniyle  adaletsizlikler ve eşitsizlikler ürettiğini göstermektedir. Son açıklanan PISA 2016 sonuçları da bunu teyit etmektedir. Türkiye’de öğretmen, 1982 sonrası  üniversitelerin eğitim fakültelerinde yetiştirilmektedir. Buralardan yetiştirilen öğretmenler, Cumhuriyetin nitelikli öğretmen kimliğini, motivasyonunu yakalayamamış, üniversiteler öğretmen yetiştirmeyi içselleştirememişlerdir. Ülkemizdeki eğitim niteliğinin kaybında da en önemli neden nitelikli öğretmen yetiştirme sorunsalıdır. Bugün eğitim fakülteleri, kitlesel, ezberci ve çok farklı disiplinlerden gelen öğrencilere ücretli formasyon kursları vererek ülke gerçeklerine uygun öğretmen yetiştirmenin gerisine düşmüşlerdir. Eğitim fakülteleri, en nitelikli öğrenci kaynağı olan Anadolu Öğretmen Liselerinin kapatılış süreçlerine sessiz kalarak, tepki vermeyerek toplumsal görevlerini yapamamışlardır. Mustafa Kemal, Mustafa Necati, Hasan-Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un, öğretmenliğin bir meslek olarak içselleştirilmesi imecesinde büyük emekleri vardır. Onların çabaları, öğretmenlik meslek onuruna ve öğretmenlik algısına  kattıkları değerler hiç unutulmayacaktır.

Öğretmenler, eğitim süreçlerinin en önemli öznesidir. Bugün öğretmenlerimiz bu anlamda ülkedeki siyasal iklim ve özlük hakları sorunları nedeniyle çok düşük mesleki motivasyonla görev yapmaktadır. Öğretmenlik meslek algısı en düşük seviyede olup öğretmen toplumsal önderlik görevlerini 1950-1980 yıllarına “görece” yitirmişlerdir.   Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) 16 Mart 2016 günü Karşıyaka’da düzenlediği panelle öğretmen okullarını ve günümüzdeki öğretmen kimliğini salonu dolduran katılımcılarla paylaştı. 19 Nisan günü, öğrencisi olmaktan onur duyduğum, şimdi Fen Lisesine dönüştürülen Ortaklar İlköğretmen Okulu yerleşkesinde Adabelenliler Derneği ile birlikte aydınlık güzel günleri konuşacağız. Bu okulları kapatsalar bile nitelikli Cumhuriyet öğretmeni kültürünün takipçileri 16 Mart’ı, 17 Nisan’ı konuşmaya hep devam edecekler.

Başkanlığını yaptığım Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği; öğretmenden, aydınlanmadan, laik-demokratik bilimsel eğitimden yana, eğitimi bir insanlık hakkı olarak gören demokratik kitle örgütüdür. Türkiye, çok zengin öğretmen yetiştirme geleneklerine sahip bir ülkedir. Öğretmen yetiştirme ile ilgili arayışların bu gelenekler üzerinden yapılması ve nitelikli öğretmen yetiştirme sürecinin önemli bir parçası olan öğretmen liselerinin kapatılması kararının yeniden gözden geçirilmesini ve geri alınmasını, çocuklarımız için nitelikli eğitimi ve ülkenin aydınlık geleceği için “eğitim reformunu” öğretmen okullarının kuruluş yıldönümünde talep ediyoruz.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X