Karanlık bir dehlizdeyiz
Zeki SARIHAN...

Karanlık bir dehlizdeyiz

Bu içerik 375 kez okundu.

Zeki SARIHAN

Bu kara yazıyı alnımıza kim yazdı?

Ay geçmiyor ki bir yerlerde bombalar patlamasın. Asker, polis, öğrenci, esnaf … her meslekten ve sınıftan onlarca insan can vermesin. Ölenlerin en yakınlarından başlayarak acılar halka halka yayılıyor. Bu olayların biteceği konusunda da hiçbir belirti yok!

Karanlık bir dehlizdeyiz. Işık sızan bir çıkış kapısı da görülmüyor.

Hükümet, olayları önlemekte aciz. “Ben bu işi başaramıyorum” deyip görevi bırakacak yerde, bütün mesaisini yetkilerin tek bir kişide toplanması için harcıyor. Olağanüstü hal uygulamalarında ısrar ediyor. Dış politikada maceracılıkta diretiyor.

Yetkililer, olaylarda kendi sorumluluklarını kabul edecek yerde, başımıza gelenleri dış mihrakların üstüne atıyor. Bu mihraklar da nedense günden güne artıyor!

Öyle anlaşılıyor ki yıllardır duyduğumuz “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok” anlayışı Devlet Bahçeli takviyeli olarak hükümet tarafından yeniden yürürlüğe konulmuştur.

İşin vahim tarafı, milletin de bu olaylar karşısında basiretinin bağlanmış olması… Şu 44 kişinin öldüğü, onlarca kişinin yaralandığı olaydan sonra verilen demeçlere, gazetelerde yapılan yorumlara bakınız. Derde deva tek bir cümle bulabiliyor musunuz?

Üç partinin yaptığı klişeleşmiş ortak açıklamada çözüm yolu olarak ne gösteriliyor?

Herkesin bildiği ama milli bir sır gibi sakladığı bir gerçek var: Özellikle bu son olay, Türkiye’nin Irak ve Suriye bataklığına dalmasının bir sonucudur. “Bölge paylaşılırken ben de bir pay kapayım. Bu bölgenin ağası ben olayım. Şurası da bizimdir, burası da bizim olmalıdır” diyen bir zihniyet iktidardan uzaklaştırılmadıkça, Türkiye’de kimse güvenlik içinde değildir.

İktidar, milletin geleceği ile kumar oynuyor. .

Gelip dayandığımız bu vahim durumda, sınır ötesi harekâta onay veren, iktidar partisiyle aynı bildiriye imza atan muhalefetin de payı vardır. Tarih ne yazık ki tekerrür ediyor. Birinci Dünya Savaşı öncesinde emperyalistler dünyayı yeniden paylaşmaya hazırlanırken İkinci Enternasyonal partileri (Sosyalist Enternasyonal), bu savaşa karşı koyacaklarını ilan etmişlerdi ama savaş çıkınca emperyalistlerin iğvasına kapılarak bunu bir “Vatan Savaşı” ilan ettiler! Savaşın mahiyetini kavrayan sosyalistler ise milletlerin bağımsızlığı ve halkların özgürlüğü kapılarını açtılar. Yeni bir çağ başlattılar.

Sosyal demokrat muhalefete sesleniyorum: Mustafa Kemal Paşa’nın 1930’larda baloda çekilmiş fotoğrafını kutsallaştırmak yerine, hiç değilse onun Üçüncü Enternasyonal dairesi içinde gösterdiği tutumu takının. Lozan ancak böyle savunulabilir. Sınır ötesi maceralara onay verdikten sonra “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi başka ne anlama gelir? O Mustafa Kemal ki, savaşın en kızgın olduğu 1917’de hükümete tek taraflı barış yapıp savaştan çekilmeyi önermişti. Enver Paşa’nın inadı felaketi sonuna kadar götürdü.

Bütün yurdu Edirne’den Van’a kadar teröre karşı bir miting alanına da çevirmemiz, 80 milyon, hep birlikte teröre lanet okumamız, bu bombalamaları durduramayacaktır. Çünkü karşınızda bir ordu değil, bombaları arabalara yerleştirmiş veya beline sararak meydan meydan gezen kişiler vardır.

Kaç sefer yazdım: Tekrar etmekten bıkmayacağım. Koca bir milletin birliği ve dirliği için bugünden tezi yok: Türkiye, sınır ötesinde savaşan bütün silahlı unsurlarını geri çekmeli ve orada çarpışan gruplardan herhangi birinin arkasında durmamalıdır.

Ortadoğu’da harita mühendisliği yapma sevdasından vazgeçilmelidir.

Başkalarının çizdiği haritaların ve o haritalara hapsedilmiş milletlerin hali ortada…

(13 Aralık 2016)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X