Hasta halimizle eğleniyoruz!
Dursun GİRGİN...

Hasta halimizle eğleniyoruz!

Bu içerik 338 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba …

18.11.2016 tarihli Önder Gazetesinin ikinci sayfasında Emekli Eğitimci Mehmet Sarı Hocamın “Zeytin Şenliğinden Önce” adlı yazısını baştan sona bir güzel okudum. Zaten, ilgimi çeken konuları hep sonuna kadar okur ve bu tür insanlardan hep kendime pay çıkarır, bir nevi bu tür aydın insanlardan istifade etmeye çalışırım.

Doğru söze ne denir!

Sevgili Hocam; 10-15 seneden beri insanlarımız da, doğamız da gerçekten öyle bozuldu, öyle bir hastalandı ki! Ve artık hastalıklarımıza çare bulacağımız yerde hasta halimizle eğleniyoruz.

İşte Zeytin Şenliğimiz de biraz böyle bir şey oluyor. Onca üniversitelerimiz var, araştırma denince susuyorlar. Zaten bu cennet vatanın da her konuda geri kalmasının en büyük payı araştırmayışımızdır. Her konuda bugün Türkiye’nin geri kalmasının nedeni hep hazırcı bir millet oluşumuz değil mi?

Dün bu topraklarda tütün vardı, pamuk vardı, zeytin vardı. Şahsen ben, Turan Akarcaların zeytinliklerinde aylarca zeytin topladığımız günleri bilirim. Keza bu topraklarda bugün ne zeytin kaldı, ne tütün, ne de pamuk kaldı. Sonuçta ne oldu bakın; dün işverenlerimiz bugün neredeyse işçi oldu. Zeytini yok ki işveren olsun, pamuğu yok ki işveren olsun, tütünü yok ki işveren olabilsin.

Peki neden bu hallere düştük?

Her şeyden önce topraklarımız da tıpkı insanlarımız gibi hastalandı. Yani çiftçimiz de çaresiz, eli kolu bağlı bekliyor. Örneğin zeytinde olduğu gibi bir tek hastalığın dahi çaresini bulamayan bir ülke haline geldik. Aslında ağlanacak halimize gülmeye çalışıyoruz. Şahsen Sayın Mehmet Sarı Hocam gibi değerli insanlarımıza çok ihtiyacımız var. Bence çiftçimiz de, sanatkarımız da, siyasetçilerimiz de velhasıl her kesim uyanmalıdır.

Örneğin Dibekdere’de 2002 yılından beri davul ve zurna eğitimi konusunda bir şeyler yapıyoruz. Hep aynı kişiler, hep aynı adamlar ama gel gör ki iş fetbazlığa geldi mi atan tutan çok. İşte bunun için bu ülke kalkınamıyor.

Misal, adam emek veriyor, kendini yetiştiriyor ama sıradan bir zurnacı gidip piyasaları alt üst ediveriyor. Yani demek istiyorum ki; bir türlü kaliteyi yakalayamıyoruz. Bu sadece bir misaldir. Mesela kaliteli zeytin yetiştirmek, kaliteli zeytinyağı üretmek çok mu zor? Tabii ki bunun için birçok masrafları olacaktır. İşte bu harcamalarının geri dönmeyeceğini gören her kesim, sanki canından bezmişçesine bir hayat yaşıyor.

İşte bu nedenle her şeyimiz hasta, insanımız hasta, çiftçimiz hasta, daha doğrusu dünyamız hasta. Bence yapılması gereken şu; derdi veren Allah dermanını da vermiştir dünyada. Hiçbir dert dermansız değildir, yeter ki sen önce doktorunu bulabil. Bunun için, bugün bu ülkenin tüm dertlerine çare bulabilecek, Atatürk gibi bir doktor gerek.

Haydi dostlarım; hoşça kalın, dostça kalın…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X