Adı konulamayan Başkanlık
Metin SALMAN...

Adı konulamayan Başkanlık

Bu içerik 624 kez okundu.

Metin SALMAN

Son zamanlarda hiç gereği yokken MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin işgüzarlığı sonucu Türkiye’nin başına bir rejim değişikliği problemi musallat edilmiştir. Onlar her ne kadar fiili durumu yasallaştırmak için buna başvurduklarını söylüyorlarsa da, kişiler veya kurumlar kanunlara uymuyor diye, kanunlar; kişiler veya kurumların durumuna uyar hale getirilmez. Mesela hız sınırının 120 km olduğu yolda, biri her zaman 180 km süratle gidiyor ve bu önlenemiyor diye o yoldaki hız sınırı limiti o zıpır için 180 km’ye çıkarılmaz.

Ne yazık ki, Türkiye’de Cumhurbaşkanı seçilen kişinin daha önce de olduğu gibi, seçildikten bu tarafa T.C. Anayasasını ayaklar altına alması ve buna dur diyecek bir devlet kurumunun olmamasından dolayı ortaya bir BAŞKANLIK meselesi atılmıştır.

Kimi çevreler tarafından Türkiye’nin (tabii o zaman adı Türkiye olarak kalabilirse) başkanlık sistemi ile yönetilmesi halinde bütün sorunlarının çözüleceği ileri sürülmektedir. Parlamenter sistemin tıkandığı, iyi işlemediği, koalisyonların Türkiye’nin önünü tıkadığı gibi, hayatın gerçekleri ile uzaktan yakından ilgisi olmayan fikirler ileri sürülmektedir.

Bu söylenenlerin hiçbirinin aslı astarı yoktur.

Şimdi bir şoför düşünün. Kullandığı aracın orasını burasını bozarak o aracı çalışamaz hale getirmiş olsun. Şoförün aracı bozduktan ve onu çalışamaz hale bilerek getirdikten sonra, aracın çalışmamasından şikayet etmeye hakkı olabilir mi?

Parlamenter sistemin aksayan yönleri olarak ileri sürdükleri olumsuzluklar da yukarıda anlatıldığı gibi. Sistemi bozan, çalıştırmayan, ayaklarına pranga vuran AKP, şimdi de ortaya çıkan olumsuzluklardan şikayet eden AKP’nin fiili Genel Başkanı! Bu ne tutarsız bir davranıştır? 2002 Kasımından beri bu sisteme göre iktidarda olan kendileri, sanki bugüne kadar yapmak isteyip de bu sistemden dolayı meclisten geçiremedikleri bir husus varmış gibi timsah gözyaşları döküyorlar.

Bu Başkanlık sistemini getirmek için her türlü doğruyu ters yüz ederek canhıraş bir şekilde çalışıyorlar! AKP’ye onlardan daha fazla çalışarak yardımcı olan Devlet Bahçeli’ye rağmen bazı sıkıntıları var! Getirecekleri sistemin doğru adını bir türlü koyamıyorlar. BAŞKANLIK desen olmuyor. Dünyadaki bu sistemle yönetilen 6 Devlete bakıyorlar, bu devletlerdeki uygulamalar kendilerini tatmin etmiyor. Her ne kadar Amerika Birleşik Devletleri de bu sistemle yönetiliyor diyerek milleti uyutmaya kalksalar da, anayasa konusunda kılavuzları olan, güya Anayasa Hukuk profesörü olduğu konusunda hakkında rivayetler dolaşan Burhan Kuzu bile, Amerika Birleşik Devletlerinde uygulanan BAŞKANLIK yetkileri için “ ZAVALLI OBAMA ” dediğine göre, Amerika’daki sistem kendilerine uygun değil. Yani Amerika’daki Başkanın yetkileri kendilerini kesmiyor.

Ne olduğu bir türlü belli olmayan bir CUMHURBAŞKANLIĞI sisteminden bahsediyorlar. Bütün güçlerin tek elde toplandığı bir yönetim tarzı. Her şeye tek başına bir kişi karar verecek sanki kabile devleti gibi ve bunun adına demokrasi denecek!

Oysa ki bir hükümet sisteminin DEMOKRASİ OLUP OLMADIĞINI ANLAMAK İÇİN:

1-Kuvvetler ayrılığının dengesi, özellikle yargının, yasama ve yürütme karşısındaki bağımsızlığı ve tarafsızlığının korunumuna,

2-Devlet sisteminin temsil edileceği hükümetlerin serbest ve hile hurda karıştırılmamış adil bir seçimle iş başına gelebilmesi ve ayrıca da hükümetlerin bu yolla düşeceği inancının ayakta kalabilmesine,

3-Bu yolla iktidara gelen hükümetlerin ülkeyi demokratik usullerle yönetip yönetmediğine,

4-Ülkedeki diğer bütün kurumların ve sistemin faaliyet alanlarının demokratik olup olmadığına bakmak gerekir.

Aslında bu talep Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılamak için yapılmamıştır. Bu, sadece bir kişinin sonu gelmez ihtiraslarını karşılamak ve bugüne kadar yapılan kanun dışılıklardan kurtulmasını sağlamak için getirilmek istenmektedir. Şayet R. T. Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilmeseydi böyle bir teklif hiç yapılmayacaktı.

Yeni getirilmek istenilen sistemle bütün yetkiler bir kişi elinde toplanmak istenmektedir.

Bütün bu yetkileri kendinde toplayan kişi Osmanlı Padişahları gibi son karar mercii olacak ve ne derse o olacaktır. Meclisin bir fonksiyonu kalmayacaktır. Bu sistem geldiği takdirde bugüne kadar yapılmış demokrasi mücadeleleri KARA TAHTAYA TEBEŞİRLE YAZILMIŞ YAZILAR GİBİ BİR ÇIRPIDA SİLİNECEKTİR. Milletin seçme hakkının da bir önemi kalmayacak, çünkü meclisin hemen hemen hiçbir fonksiyonu olmayacaktır.

Yani bu sistem MİLLET İÇİN ESARETTEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.

Unutmamak gerekir ki, Mehmet Akif’in dediği gibi:

“Esaret denilen zincir, bir geçti mi hür boyna, asırlar kıramazmış.”

Asırlarca kıramayacağımız bu zincirin boynumuza geçmemesi için UYANALIM ve MÜCADELE EDELİM. Çok geç olmadan!

Getirilmek istenen sistemin adını çok aramaya gerek yok. Bu bir tiranlıktır ya da padişahlık rejimidir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X