Umut fakirin ekmeğidir!
Dursun GİRGİN...

Umut fakirin ekmeğidir!

Bu içerik 310 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba. 1980’li yıllardan bu yana kültür adına çok büyük işlere imza attık.

Sevgili dostlarım, eğer elimizden tutulmuş olsaydı inanın Milas Belediyesi, Muğla Büyükşehir Belediyesi çok büyük bir kültürel hazineye sahip olurdu ...

İsterseniz bu kültürel faaliyetlerimizin aklımızda kalan bazılarından bahsedelim.

1984 yılında ilk defa köyümüzün dışından bir zurnacıyı, Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinden zurnacı küçük Hasan’ı Dibekdere’ye bir düğünümüz için çağırdım 1994 yılında ilk defa bir stüdyo kaydıyla yöremize ait bilinmeyen birçok zeybekleri kayıt altına aldırdım. 1995 yılında İstanbul’da ilk defa TRT televizyonunda rahmetli Nazmi Yükselen hocamla birlikte Muğla Belediyesine ait halkoyunları ekipleriyle İzzet Altınmeşe’nin İzzeti İkram programına canlı yayın konuğu olarak katıldım. Yine 1990’lı yıllarda olsa gerek, yine Mehmet Ali Erenler’in yanısıra yöremizin çok değerli sanatçısı Makbule Kaya Hanımın da hazır olduğu Çomakdağ’dan eğitimci Bahri Alkaya ile birlikte Ankara’da yine bir güzel programa katıldık. Derken bu programlar TRT’nin Gezelim Görelim programıyla yine o günkü birçok kanallarda banttan yayınlarla, hatta bir defasında Dibekdere’de canlı yayınlara dahi çıktık. Keza Muğlamızdaki ve Milasımızdaki birçok festivallerde MUZKAT - DER olarak çok büyük programlara imza attık. Velhasıl bütün bunların yanında, bugüne kadar Milas Önder Gazetesinde bunca yazılıp çizilen köşe yazılarımız eğer değerlendirilmiş olsaydı, bu zengin kültür mirasıyla ilgili olarak Muğla Üniversitemizde yöremizin kültürel kimliğine ilişkin önemli kaynak oluşturulmuş olurdu.

Aslında ben şu kısacık yazımla, ta 1980’li yıllardan bugüne dek olan kültürel faaliyetlerimizin sadece birkaçını anlatabildim. Şayet bu konu gerçekten de ciddiye alındığı zaman, bundan sonra da derleyeceğimiz eski zurnacı ve davulculara ait görüntüler ve de o şahısların özgeçmişleriyle birlikte ortaya çıkabilecek kültürel zenginliğin farkında mısınız?

Sevgili dostlarım, yıllardır ben söyledim onlar sustu. Ve en sonunda da 19 Aralık 2016 günü yine Dibekdere ile ilgili güzel bir fotoğraf sergimizi İzmir’de açtık.

Peki neden İzmir?

Neden Muğla değil, Milas değil de İzmir?

Böyle güzel bir sergi Milasımızda neden açılmaz?

Bu ülkede kültür adına o kadar çok sözler söyleniyor ki, sanki bu ülkede yaşayan kültür adamlarının bir eli yağda diğer eli de balda…

Yok yok dostlarım hiç de manzara öyle değil. Bu insanlar da her yurttaşımız gibi bin bir türlü çileler çekerek kimisi alkolden medet umarak kendini alkole kaptırıyor. Kimisi de yokluk, açlık içinde hayata veda edip gidiyor. Eğer bunları bu köşelerde anlatırsak gerçekten de o güzel insanları mezarlarında huzursuz etmiş olurum. Bu nedenle çok fazla teferruata girmeden şu konunun çok iyi bilinmesi gerektiğini söylüyorum:

Yöremizde onca kültürel zenginlik olduğu halde halâ Dibekdere’nin özgeçmişiyle ilgili dahi olsa, şöyle aklı selim bir araştırma ile bir kitap yayınlayabilmiş değiliz.

Evet dostlar, yarın, gelecek kuşaklar bu vurdumduymazlığımızın hesabını bizlerden soracaklardır. Umarım çok daha geç olmadan Muğla Büyükşehir Belediyemiz Dibekdere’nin davul zurna kültürünü tarihe geçirecek bir şekilde, hem görsel hem de yazılı olarak kayıt altına alır da, artık bizler de boşu boşuna çene çalmaktan kurtuluruz.

Umarım 1980 yılından beri ektiğimiz kültür tohumları artık meyvesini verir.

Haydi dostlarım, 2017 yılı tüm insanlık için umut kapısı olsun, barış kapısı olsun, sevgi kapısı olsun, iş kapısı, aş kapısı olsun.

Hoşça kalın, dostça kalın.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X