Kırbaç! *
Fikret ÇOBAN...

Kırbaç! *

Bu içerik 348 kez okundu.

Hayata Dair / Fikret ÇOBAN

Kafka, “suratınıza ağır bir şamar gibi inmiyorsa o kitabı neden okuyalım’’ der.

Uykunuzu bölmüyorsa, sizi sarsmıyorsa, uyuşuk bedenlerinizi harekete geçirmiyorsa, bize umut ve yaşama sevinci aşılamıyorsa o kitabı neden okuyalım!

 

“Seyis Behram, yedinci günün sonunda gelip, bedeni ölmüş atla gururu ölmüş çırağının arasına oturdu. Ve ona dedi ki: Yılkıdan üç türlü at gelir. Bazı atlar, daha diğer atlara vurulan kırbacın sesini duyduklarında terk ederler huysuzluklarını; ruhlarıyla derileri arasında bir mesafe yoktur. Bazı atlar ise, kırbacın açtığı yarayla ruhları arasında gider gelirler, yara açıldıkça ruhları ile derileri arasındaki mesafe kapanıverir. Kan ruhlarına damlayınca teslim ederler kendilerini. Bazı atlar da var ki, her kırbaçta açılır ruhlarıyla bedenleri arasındaki mesafe. Sen onu kırbaçladıkça ele geçmez olur ruhu. Öylelerinden geriye, cansız bir tay bedeni kalır. Bir de seyisin hafızasında, gururu hiç öldürülemeyen bir tayın gurur kıran görüntüsü. Ustalık, bu tür tayları uslandırmakta değil, ona hiç bulaşmamakta saklı. Kırbaç, zaten yola gelecekler için sadece bir bahane.” (Ali Ayçil, Sur Kenti Hikayeleri)

 

Kavanoz biçimindeki küçücük akvaryumları bilirsiniz.

İşte böyle bir akvaryumun suyunu temizlemek için balıkları çıkarıp bir leğene koyduklarında görmüşler ki, balıklar halâ daire çizerek yüzmeye devam ediyor. Galiba,alışkanlıklarımız zamanla huyumuz oluyor ve bizimle özdeşleşiyor. Gerçek böyleymiş sanıyoruz.

Bize düşen iyi-kötü hayat buymuş, bu bizim kaderimizmiş sanıyoruz. Ve bu düşünce - inanç kalıbı bir şekilde bize dayatılıyor, ama biz onun dayatıldığının farkında değiliz artık, bizim iyiliğimiz ve geleceğimiz için yapılmış bir hamle olarak içselleştiriyoruz.

Belki zorlama yok ama, böyle insanın iç iradesini bilmem hangi yolları kullanarak ipotek altına almak, aslında faşizmin kendisidir.

 

Şimdi bu hayattan kopmak lazım, sistemin çizdiği sınırlar içine dönüp duracağımıza, kendi çizdiğimiz sınırlar içinde; sınırsız ve sorunsuz yaşamak, böyle bir hayatı arzu etmek, evet ben böyle bir hayatı arzu ediyorum.

Belki ütopik ama olsun, ben bireyim, herkes gibi bu hayat bana da sunulmuş bir armağan, niye ben kendi hayatımı istediğim gibi değil de benim üstümdeki güçlerin istediği gibi yaşayacağım.

Hem kim kabul ettirecek bunu bana, ben eğilmem ama kimseyi de eğmem, benim hayat felsefem budur.

 

Demem o ki;

Özgürlük bütün mesele!

 

(*Gazetemizde 2014 yılında yayımlanmıştır)

 

Demlenmiş sözler ...

Bahara ne var

bir dilim mavi

ama biraz hüzünlü olur!

 

(Turgut Uyar)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X