Sen Vekilsin, Ben Asilim …
Dursun GİRGİN...

Sen Vekilsin, Ben Asilim …

Bu içerik 340 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba…

Ülkemizde şu 14-15 seneden beri bir teslimiyetçi zihniyet türedi ki, bu artık hem vekillerimizi hem de asillerimizi etkisi altına aldı. Öyle ki, ne vekillerimiz vekil olduklarının bilinciyle hareket edebiliyor, ne de asillerimiz vekillerinin yanlışlarına “Arkadaş sen benim vekilimsin, sen benim aleyhime benim meclisimde konuşamazsın” diyebiliyor.

İşte bu sebepten dolayı ne iktidarı, ne de muhalefeti bu milletin dertleriyle ilgilenebiliyorlar. Oysa demokrasiyle idare edilen ülkelere bir bakınız Allah aşkına…

En ufacık bir olay karşısında dahi vekiller istifa edip “Ben görevimi yapamadım” deyip kenara çekilebiliyor. Gel gör ki Türkiye’de tam tersi oluyor, sanki vekiller asil asiller de vekilmiş gibi. Bir nevi tam Avrupa’nın tersine hareketlerle karşılaşıyoruz.

Evet, benim de senin de bir oyumuz var, bunu da 4 senede veya 5 senede bir kullanabiliyoruz. Gel gör ki  sağlıklı ve dahi bilinçli bir vatandaş olamadığımız için satılmış medyanın da yardımıyla vekilinin önünde el pençe divan duran bir millet haline geldik.

Hayır dostlar, hayır; bu gidişatın sonu hiç de hayra alamet değildir. Hele hele doğruyu konuşanların cezaevlerinde ömür tükettiği bir ülkede asla gerçek demokrasi gelemez. Bakınız şu hale, güya başkanlık sistemi gelirse, yani her şeyimiz tek adam eliyle olursa Türkiye çağ atlayacakmış. Ne yani, başkanlık sistemi geliverirse Türkiye’de asgari ücret 5000 TL mi olacak? Ne yani, başkanlık sistemi geliverirse Türkiye ABD’nin esiri olmaktan mı kurtulacak?

Bırakınız bu saflıkları artık, dün “Büyük Ortadoğu Projesinin eş başkanıyım” diyen kişi bugün “Yanlış yapmışım” diyor. Dün FETO’ya “Bu zamana kadar ne istedin de vermedik?” diyen kişiler bugün “Yanılmışız” diyor. Dün PKK’yı “Aman ellemeyin” diye emirler verenler bugün “Yanılmışım” diyor.

Peki bu kaçıncı yanlış, bu kaçıncı aldanış? Yazık değil mi bu millete! Ve böylesine vahim hatalar yapabilen vekiline “Sen doğru yoldasın, aferin” diyerek sözde güven duyuyorsan, eh pes doğrusu.

Şimdi farz edelim ki bu anayasa değişikliği gerçekleşti, peki yarın bu milletin başına gelebilecek felaketlerin hesabını kim verecek? Tıpkı bugün olduğu gibi, nasıl ki sokak ortasında gezen sıradan bir vatandaşın bir terör örgütünce öldürülmesinin hesabını hiç kimse veremiyorsa, yarın olabilecek daha büyük olayların vebalini kim ödüyebilecek?

Bence bugün sevgili vekillerimiz gerçekten de çok büyük bir yanlışın içindeler. İşte bu gerçekleri de göz önünde bulunduran anayasamızda birçok konularda hata yapılmasın diye “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ifadesi kullanılmış. Daha bu ülkede Türklük kelimesine dahi tahammül edemeyenler birçok değerlerimizi ortadan kaldıra kaldıra şimdi de TBMM’mizin yetkilerini tek kişi elinde toplama kararını getirmek istiyorlar. Elbette böylesine alelacele getirilen bir anayasa değişikliğini eleştirmek ve dahi vekilimi uyarmak benim en tabi vatandaşlık hakkımdır.

Şimdi sormak istiyorum sizlere; bu anayasa değişikliğinin Türkiye’ye ne faydası olacak, bilen var mı? Tıpkı dün büyükşehir yasası çıktığı zaman da sormuştuk; bu yasanın Muğla’ya ne faydası var dediğimiz zaman da hiç kimse yeterli bir cevap verememişti. Yarın da aynı sorunlarla karşı karşıya geleceğimize muhakkak gözüyle bakıyorum. Tabiri caizse bir yandan terör, öbür taraftan ekonomik sıkıntılar maazallah bu gidişatın sonu diktatörlük rejimine doğru gider ki, bundan da en büyük zararı yine esnafımız, çiftçimiz sanayicimiz, işçimiz ve emeklimiz görecektir.

Onun için son söz olarak, başta çok değerli milletvekillerimize seslenmek istiyorum, yol yakınken geliniz emanete ihanet etmeyin ve ettiğiniz yeminlere sadık kalın.

Yüce Rabbim, sen bu güzel ve cennet vatanımızı iç ve dış güçlerin şerrinden koru diyorum. Sürçü lisan eyledikse af ola. Ben asilim vekillerimi uyarmak benim tarihi bir görevimdir. Saygılarımla …

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X