İnsanın Adalet Terazisi!
Fikret ÇOBAN...

İnsanın Adalet Terazisi!

Bu içerik 456 kez okundu.

Hayata Dair / Fikret ÇOBAN

Belli bir noktaya geldikten sonra geri dönüş olmuyor.

Meclisteki anayasa görüşmeleri, kavga gürültü içinde açık-gizli oy tartışmalarıyla geçti.

Sonuç: Başkanlık sistemi için Nisan’da refarandum.

Sandıklar çıkacak yine meydane, konacak milli iradenin önüne.

Herkes kendi cephesinden bakacak, tartışacak, belli ki ya bağıracağız ya susacağız, dolayısıyla konuşamayacağımız için, anayasa gibi herkesi bağlayan bir üst metin üzerinde konuşamadığımız için; sorunlar sorun olarak kalmaya devam edecek.

Seçim sathı mahalline girdikçe; siyasiler meydanlara inecek, ortam hareketlenecek, toplumun saflaşması daha net belirginleşecek, tartışmalar, kavgalar, gürültüler ...

 

Rüzgarlar daha sert esecek, kış zaten sert geçiyor, epey poyraz yapacak galiba.

 

Bakıp göreceğiz, daha yumuşak, daha demokratik geçmesi siyasilerin, bizi yönetenlerin üsluplarına, hareketlerine bağlı. Ya herro ya merro, ortası yok bunun dersek toplum olarak çuvallarız.

 

Ben kendimle kaldığımda bazen kendimi sorgularım.

İçimin rahat olması ya da huzursuz olması buna bağlıdır.

Hayatın tüm yükünü sırtlayan vicdan dediğimiz şey, sürekli bizi sınava sokan bu vicdan dediğimiz şey; bizi yanlışlardan, kötülüklerden koruduğu gibi, bize yapılmayanın başkasına yapılmasının da doğru olmayacağını hatırlatıp duran kalbimizin adalet terazisidir.

Ölçü budur.

Terazinin ağır olan kefesinde olup olmamak değil mesele, adaletli tarafında olup olmadığımız.

İşte temiz bir vicdanın insana sunacağı iyilik budur.

Bir nevi muhasebe, hesaplaşmayı önce kendimle yaparım.

Durduğum yer sağlam mı, kayma var mı, ne bileyim konuşmalı mıyım susmalı mıyım, bütün bunların karar merci insanın vicdanıdır.

Bir noktaya gelmişsek, nerden geldik, geçmişin hataları neydi, sevapları neydi diye düşünür öyle yola devam ederim.

Her zaman hedefe varamasam bile yürünecek bir yolumun olması, yolun açık olması bile beni rahatlatır, iç huzurum artar.

 

Aslında farkında olmadan vicdan dediğimiz bu iç ses sadece bizi denetlemez bizim başkalarına karşı olumlu-olumsuz hareket ve edimlerimizi de denetler.

Akıl ile kalp arasında gel git yapar, köprü olur, çoğu zaman vicdanın kurduğu o denge köprüsünden geçeriz.

Her ne kadar ‘komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’ dense de ben asıl vicdani sorgulamada ‘neden ben tokken o aç’ sorusunu sorarım kendime.

 

Şimdi mesele, evet ve hayır köprüsüne gelmişsek, toplum nerdeyse karpuz gibi ortadan ayrılma noktasına gelmişse ben ne diyeceğim.

İşte vicdan dediğimiz şey herhangi bir etki, güç, çıkar altına girmeden evet ya da hayır diyebiliyorsa temiz bir vicdandır.

Tüketim ve piyasa toplumunda insanların vicdanlarını değil cüzdanlarının sesini dinledikleri de oluyor, ama sonuç!

 

Derlenmiş sözler ...

“Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan, bütün insanları anlar.”

                                                                       Stefan Zweig

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X