Eski Günlerimi Özlüyorum
Dursun GİRGİN...

Eski Günlerimi Özlüyorum

Bu içerik 425 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba.

1960’lı yıllarda bir başka Dibekdere vardı. O sıralar yaşım 12 – 13’tü. Rahmetli olan birçok akrabalarımla Sarıçay’a balık tutmaya giderdik. O günler bir başkaydı hayatın tadı.

Çevremizin berraklığı, temizliği o kadar güzeldi ki, balık tutarken susayınca eğilip gürül gürül akan çayın suyundan kana kana içerdik. Taaa on beş yirmi metreden gelen irice bir balık gayet net görünürdü. Hele hele o tatlı su balığının tadı tuzu bir başkaydı.

Tuttuğumuz balıkları iki gruba ayırır, iricelerini kızartma, küçüklerini de yahni yapardık. Hele o küçük sazanları çay kumuyla sepetin içinde çalkalayıverirdik, tertemiz olur, kıldan kılçıktan eser kalmazdı.

Dedim ya dostlarım, algı yok vergi yok. Sanki o günlerin lezzeti bir başkaydı gibi geliyor bana.

Hele hele yaz ayları gelince hayat daha bir başkaydı o günlerde.

Salatalıkların, tarla domateslerinin, kavunların, karpuzların tadı tuzu daha bir başkaydı.

Rahmetli Babacığım ve rahmetli Anacığım, yaz aylarında sepet, küfe gibi el sanatlarını yaparlar, Pazartesi gününden, yani bir gün önceden küfelerimizi, sepetlerimizi merkep sırtında Milas Salı Pazarında satmaya getirirdik.

Rahmetli Babacığım da beni tek oğlan diye hiç yanından ayırmazdı.

Bugünkü Halk Bankası’nın olduğu yerde Özler Sineması vardı, bir de Bekir Samilerin Yeni Sineması vardı.

Bu iki sinema, Pazartesi günleri tıklım tıklım dolardı. Bizler Dibekdereliler olarak sepetlerimiz, küfelerimizle birlikte meydanda sinema çıkışı toplanır, on beş yirmi aile açık havada yatardık.

Hiç kimse kimseye, sen kelsin, sen körsün demezdi. Hele hele o gece bekçilerinin düdükleri insana bir başka güven hissi verirdi.

Yani dostlarım, demem o ki, bir başkaydı o günler. Çünkü içtiğimiz çay suyunun dahi tadı, lezzeti bir başkaydı o günlerde.

Evet, sağlıklı evlerimiz yoktu ama, hani derler ya, bülbülü altın kafese koymuşlar da, ah vatanım vatanım demiş durmuş. Kafesten çıkardıklarında ise, uçup gidip bir kuşkonmaz dikenine konmuş.

İşte o misal, inanın bugün hamdolsun her şeyimiz var ama huzurumuz yok, can güvenliğimiz yok, gıda güvenliğimiz yok.

İşte bu nedenle o eski günleri özlüyorum. O günün karpuzu bir başka kokardı, o günün domatesi bir başka kokardı, o günün salatalığı bir başka kokardı. Oysa onca ilerleyen teknolojinin bizleri daha güzel yaşatması gerekirken, ne yazık ki o günleri özlüyoruz.

Hile yoktu. Kredi Kartı yoktu. Herkes birbirine ödünç para verir, senet sepet dahi yapmazlardı.

Hele hele o sazdan saptan yapılmış derme çatma evlerde yaşlı ninelerin kahve dibeklerinin sesleri, halâ bugün gibi kulaklarımda çınlıyor.

Bazen de köyün gençleri olarak köyümüzün tam ortasında, Allah rahmet eylesin, elleriyle yürüyen Topal Ali Amcanın evinin olduğu yerde toplanır, adına ‘Cingen Gürletmesi’ dediğimiz çalı çırpıdan oluşan meydan ateşinin önünde saatlerce çalgılar çalınır, toplu bir şekilde eğlenirdik.

Hele geceleri herkes çoluk çocuk evinin avlusunda, yaz aylarında kirbet diye tabir edilen yüksecik bir yerde yatardık.

Hiç kimsenin can derdi yoktu o günlerde.

Dostlarım, demem o ki, gerçekten de o günleri özlüyorum. O günlerde köyümüzde bir tek kişide radyo vardı. Onun başında babalarımız haber saati gelince toplanır, hepkişi haberleri dinlerdik.

Oysa bugün onca gelişen teknolojiye rağmen daha mutlu, daha güzel yaşamamız gerekirken, ne yazık ki, ‘ne umduk ne bulduk’ misali dünya aya çıkarken bizler halâ birbirimizi boğazlamanın yasal yollarını arıyoruz.

İşte bu nedenle o eski günlerimi çok özlüyorum.

Harç yok, borç yok … Ağzımızın tadı bile bir başkaydı o günlerde.

Neyse, elbette çocuklar büyüyecek, büyükler de ihtiyarlayacak.

Döner sermaye misali, biri gelecek biri gidecek.

Umarım ki gelecekte yavrularımıza güzel bir dünya bırakırız.

Haydi, başka bir konuda tekrar buluşmak dileğimle, hoşça kalın, dostça kalın.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X