Çok laf deliye anlatılır!
Dursun GİRGİN...

Çok laf deliye anlatılır!

Bu içerik 244 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba…

Hepimizin ortak değerlerimiz konusunda anlaşmamız gerekir.

Mesela hepimizin şu anda en çok istediğimiz konu ne? Başta can güvenliğimiz değil mi?

İşimiz olsun, çoluk çocuğumuza rahat bir yaşam sağlayalım istiyoruz değil mi? Artı, ülkemizde sencilik bencilik olmasın, senin adamın benim adamım değil bu ülkenin her vatandaşı olarak her konuda, yargıda, hukuk önünde eşit muamele görelim istiyor muyuz? Evet. Öncelikle komşumuz olan ülkelerle, sonra da tüm dünyayla Atatürk’ün çizdiği yoldan yürüyerek, ‘yurtta sulh cihanda sulh’ prensibine sıkı sıkıya bağlı kalınsın istiyor muyuz? Evet. Vekillerimizin ettikleri yeminlerine sahip çıkmalarını istiyor muyuz? Evet.

O halde sevgili kardeşim, şöyle bir 2002 yılına doğru dönüp bakalım ülkemiz ne haldeydi, bugün ne haldeyiz. Yani gören göze, duyabilen kulaklara her şey ayan beyan ortada.

Can güvenliğimiz, adını sanını dahi duymadığımız terör örgütlerince tehdit altında, yavrularımızı en emin el olan asker ocağı ve de okullara dahi korka korka gönderiyoruz.

O halde sevgili kardeşim, daha neyi tartışıyoruz ki?

Ne yani, gökten tepemize taş yağmasını mı istiyoruz?

Geliniz el birliği ile şu güzelim Cumhuriyetimize sahip çıkalım.

O Cumhuriyet ki kolayca kazanılmadı. O günkü şartlarda, tabiri caizse 7 düvele karşı ‘Çanakkale geçilmez!’ destanını yazan değerli şehitlerimizin kemiklerini sızlatmayalım.

Bu millet krallığa, padişahlığa son vererek yerine Cumhuriyeti kurdu. Bakınız şu İslam alemindeki karmaşaya. Halâ bu ülkelerin çoğunda kadına seçme ve seçilme hakkı dahi verilmezken, bu meseleyi cennet mekanı olsun Mustafa Kemal Atatürk 100 sene önce hâlletmiştir.

Ancak bugünkü geldiğimiz şu noktaya bakınız.

Şu cennet vatan yeniden Cumhuriyet öncesindeki gibi şeyhlik şıhlık dönemine doğru geldi. Netekim 15 Temmuz olayı bu gerçeğin bir yüzü.

Yani sevgili dostlarım, şunu söylemek istiyorum:

Bu ülkede huzur istiyorsak, barış istiyorsak, yüce Rabbimizin bizlere lütfetmiş olduğu akıl denen nimeti nefsimizin arzularına göre değil, geçmişimizi ve de geleceğimizi düşünerek kullanmak zorundayız.

Aksi halde hem kendimize, hem gelecek neslimize yazık etmiş oluruz.

Hani bir atasözümüz vardır; “Öksüze acıyan çoktur ama el kadar ekmek veren yoktur” derler ya, işte o misal. Sonra Neşet Ertaş’ın “Kendim ettim kendim buldum / eyvah eyvah” dediği gibi ‘eyvah da eyvah’ dememek için ne olur önce vicdanının sesini dinle sevgili dostum.

Haydi hoşça kalın, dostça kalın.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X