Kirli propaganda
Gülçin ERŞEN...

Kirli propaganda

Bu içerik 402 kez okundu.

Gülçin ERŞEN

Meclis’ten geçen Yeni Anayasa ve “rejim değişikliği” hakkındaki halkoylaması öncesinde, televizyondaki haber ve programları, sosyal medyadaki paylaşımları izliyorum. Kesin, açık ve net olan şu: HAYIR diyenler niye hayır dediklerini biliyor ve gayet güzel açıklayabiliyor, EVET diyenler ve denmesini isteyenler ise bunun nedenlerini mantıklı, tutarlı, inandırıcı biçimde açıklayamıyor. Çünkü, doğru düzgün açıklansa, cahil, bilgisiz, kararsız, duyarsız yurttaşlar da büyük olasılıkla HAYIR diyecek.

Bu arada evetçilerin konuşmaları, paylaşımları, haber ve programlarının (propagandalarının) gerçek dışı, çarpıtılmış, ötekileştiren, hakaret içeren iletiler içermesi rahatsızlık verici.

Başta Başbakan Binali Yıldırım, daha iki gün önceki konuşmasında “PKK, HDP ve FETÖ’cüler ve CHP ‘Hayır’ dediği için ‘evet’ dediklerini söylüyor. Ama, yeni anayasanın, rejim değişikliğinin, Türkiye demokrasisine, ekonomiye, toplumsal yaşama ne gibi yararlar getirebileceğine ilişkin tek bir açıklama ve söz yok. Bir iki hafta önce aslında hiç seyretmediğim Beyaz TV’de “Evetçi” Latif Şener’in yönettiği bir program dikkatimi çekti. “Körler sağırlar birbirini ağırlar” tarzı konuklar, birbirlerinin söylediklerini destekler, över, büyütür tarzda konuşuyorlardı. AKP’li Mehmet Metiner, “Asıl HDP ve PKK’nın, Abdullah Öcalan’ı değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif bile edilemez ‘Tek Adam’, ‘Ulu Önder’ gördüğünü” söyleyerek, aklı sıra Atatürkçülerle, PKK’cıları; HDP ile CHP’yi özdeşleştirme çabası içinde, yapılabilecek en çarpık ve çirkin propagandayı yapıyordu. Zaten AKP’lilerin ve çoğu ‘Evetçi’nin başvurduğu, en güvendiği propaganda bu! Bunda Sonar Araştırma Şirketi Başkanı Hakan Bayrakçı’nın birkaç ay önce bir televizyon programında, HDP’nin “Hayır” demesi durumunda yurttaşların çoğunun “Evet” diyeceğini dile getirmesinin payı olabilir. Ancak, Bayrakçı, Aydınlık’a verdiği bir demeçte; “Şu anda anketçiler için zor bir dönem. İnsanlar düşündüklerini net bir şekilde söylemekten çekiniyor...15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Erdoğan’a destekte belli bir artış var ama başkanlığa en yüksek destek yüzde 42-43 seviyelerinde. Erdoğan’a sempati olmasına rağmen başkanlık için yeterli destek yok. Seçmenin yüzde 56’sı başkanlığa kesin karşı. AKP’nin önce kendi seçmenini ikna etmesi gerekiyor” demiş.

Ege’de Son Söz’de yayımlanan İntegral Araştırma Şirketi’nin kamuoyu araştırmasının Aralık verilerine göre; Başkanlık ya da Cumhurbaşkanlığı sistemine ilişkin halkoylamasında oyunuz ne olur sorusuna; katılımcıların yüzde 31’i ‘evet’ yanıtını vermiş. “Hayır” diyenlerin oranı yüzde 57,7 ve kararsızlar yüzde 11.3 oranında.

Ayrıca, İzmir’deyken MHP’li seçmenlerin yüzde 75’inin “Hayır” diyeceği duyumunu aldım.

 

Camide siyaset,

göçmene rüşvet

Siyasi iktidarın bu durumu bildiği açık. Hükümetin, Suriyeli göçmenlere “Evet” karşılığında rüşvet gibi vatandaşlık, çeşitli hak ve ayrıcalıklar tanıma telaşında olduğu yönünde haberler uçuşuyor. Devletten maaş alan bürokratların, memurların, hatta cami imamlarının “Evet” propagandasına katılmaları, zaten kamu kurumlarına, din adamlarına güveni sarsılmış halkı, daha da karamsarlığa ve şaşkınlığa sevkediyor.

Öte yandan; haber bülteninde az önce TRT’de seçim konuşması yapacak siyasi partilere 20’şer dakika verilirken, AKP’ye 30 dakika süre verileceğini duydum. Zaten “taraflı” Cumhurbaşkanı’ın nerdeyse, sınırsız konuşma hakkı var! Yandaş basın ve çalışanları, istedikleri tarzda konuşur, yazar, çizerken; yandaş olmayan -muhalif bile demiyorum- basının ve çalışanlarının üzerinde siyasi iktidarın ne güçlü baskısı olduğunu geçtiğimiz haftalarda İzmir’deyken duyumsadım. (Bu yüzden yaygın basındaki köşe yazarlarının çoğu, suya sabuna dokunmayan, öğrenci kompozisyonları gibi yazılar yazıyor sanırım...)

Bu koşullar altında seçimlerin eşit ve adil koşullarda yapılacağı öne sürülebilir mi?

Körükörüne reddetmek kadar, körükörüne kabullenmek de bağnazlıktır, yanlıştır. Türkiye’nin kaderi açısından bu denli önemli bir konuda araştırıp, bilgilenip, düşünüp taşınmadan oy kullanmak olmaz. İşte taraflara, siyasi partilere, kamuoyu önderlerine, basına düşen en önemli görev, “kirli propaganda” yapmadan halkı bilgilendirip bilinçlendirmektir. Başta da belirttiğim gibi; “Evet”çilerin, en tepedekilerden en alttakine kadar, mantıklı, geçerli, tutarlı, inandırıcı açıklaması olmadığı gibi, “Hayırcı”lara üstü kapalı ya da açıktan hakaret ederek, onları suçluyorlar, vatan haini ilan ediyorlar!

“Vatan söz konusuysa gerisi ayrıntıdır!” Korkmuyorum, vatansever bir aydın ve gazeteci olarak görüşümü dile getiriyorum. Kanımca, Cumhuriyet’in, demokrasinin, özgürlüklerin yok olması, toplumsal barışın bozularak, ülkenin karmaşaya sürüklenmesi, haksızlık ve adaletsizliklerin artması anlamına gelen bu yeni Anayasal düzenleme ve rejim değişikliği tutkusu, siyasi iktidarın elinde patlayacaktır!

Korkum, ülkemize, halkımıza bir zarar, ziyan gelmemesi yönündedir...

(7 Şubat 2017 / Güllük)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X