İnkârcılar, Vefasızlar …
Celal DURGUN...

İnkârcılar, Vefasızlar …

Bu içerik 1754 kez okundu.

‘sözün özü’ - Celal DURGUN / celaldurgun@hotmail.com

Bunların ar damarı çatlamış.

Bunların “vicdan” denen tartı aleti bozuk.

Ağızlarında yalan, dolan, iftira.

Yüreklerinde kin, intikam, karalama…

Kim bunlar?

Din tüccarı tacirler, uygarlık düşmanı gericiler, halifelik özlemi ile yanıp tutuşan şeriatçılar.

Karanlıkta yaşayan “yarasalar”, bilimi inkâr eden “güruhlar”; kin eken, kin biçen günahkârlar…

Sanatın içine “tüküren” ruhsuzlar; kitaba yasak koyan sansürcüler…

Benliğini yitirmiş arsızlar, beyni boşalmış akılsızlar…

Kalemini kiraya vermiş yazarlar, çizerler, güce tapan soytarılar, paraya doymayan “açlar”, rahat yaşamı seçmiş seçkinler, “gelene ağam, gidene paşam” diyen aymazlar, oradan oraya savrulan hiçler…

Düşünmeden konuşanlar, araştırmadan yazanlar, kibarlıktan uzak şarlatanlar…

Güce “biat” eden dalkavuklar, mevki düşkünü, koltuk heveslisi görmemişler…

Okumuş cahiller, okumamış “hacılar”, “hocalar”, fetva yazan densizler.

İş alan, iş takip eden, ihale kapan yeni yetme zenginler…

Sonradan görme görgüsüzler…

Geçmişi inkâr eden siyasetçiler, yakın tarihimizi yadsıyan politikacılar, basiretsiz devlet adamları, “evet efendimci” bürokratlar…

Yarını göremeyen “körler”, geleceği okuyamayan öngörüsüzler…

Sormadan, soruşturmadan, danışmadan işe koyulan ukalalar…

Ve bunların neden olduğu kötüye gidiş, bozulan denge, umutsuzluk, şikâyet, yitirdiklerimiz, işsizlik, aşsızlık, yokluk, yoksulluk, itibarsızlık…

Bunlar, ülkeyi savaşa sokan, toprak kaybettiren sonra imparatorluğunu bırakıp kaçan Sultan Vahdettin’i överler, kaybedilen topraklardan yeni bir devlet çıkaran Atatürk’ü yererler.

Bunlar, ülkesini borçlandıran ve “şatafat” içinde yaşayan kralı baş tacı ederler, Osmanlının bıraktığı borçları ödeyen Cumhuriyet hükümetini beğenmezler.

Bunlar, ülkesinin asli unsuru olan Türkleri hor gören imparatoru sahiplenirler, “ne mutlu Türküm” diyen

Mustafa Kemal’i ırkçılıkla itham ederler.

Bunlar, imparatorluğun kaynaklarını yabancı şirketlerin emrine veren padişahı beğenirler, şirketleri millileştiren Atatürk’ü beğenmezler.

Bunlar, “istihare’ye” yatan padişahın cahilliğini görmezler, “hayatta en hakiki mürşit ilimdir” diyen Atatürk’ün akılcılığına söz ederler.

Bunlar, tarlaya dadanan çekirgeyi kovalamak için muska yazan şeyhülislama inanırlar, Mustafa Kemal’i kurtarıcı ilan eden Rıfat Börekçiyi kâfir sayarlar.

Bunlar, matbaayı “gâvur icadı” bahanesi ile içeriye sokmayan şeyhülislamla övünürler, harf devrimini yapan Atatürk’ten nefret ederler.

Bunlar, milletin parası ile yapılan camiyi böbürlenerek açarlar, kendi parası ile cami yaptıran ve bunun duyulmasını istemeyen İsmet İnönü’ye “camiyi ahıra çevirdi” diye yaftalarlar.

Bunlar, hiç gereği yokken komşularımızla “papaz” olurlar, Türkiye’yi ikinci dünya savaşına sokmayan İsmet İnönü’yü karalarlar.

***   ***   ***

Yılmaz Özdil yazmıştı.

Tarih 30 Ekim 1923; Cumhuriyetin ilanından bir gün sonra.

Mustafa Kemal, kendi el yazısı ile İsmet İnönü’ye mektup yazdı.

Cumhuriyetin ilk Cumhurbaşkanı, Cumhuriyetin ilk başbakanına şöyle yazıyordu.

“Bizi yine büyük bir savaş bekliyor. Cumhuriyet’in insan malzemesini hazırlamalı, namus cephesini güçlendirmeliyiz.

Bize, geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı.

Bu zor durumdan nasıl çıkılabileceğini gösteren ne bir örnek var önümüzde, ne de bir deney… Ama yılmamak zorundayız. Yolu birlikte arayıp bulacağız.

Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız. Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği bir görev bu.

Özgür bir toplum oluşturmak, çağdaşlaşmak, bu ideali gerçekleştirmek zorundayız.

Bu görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim.

Allah yardımcımız olsun.”                                                                      

***  ***   ***

Sözün özü; Kuruluş ilkelerimize “ayar” çekmekten vazgeçin.

Abdülhamit’e, Vahdettin’e özenmeyin.

Atatürk’ü, İnönü’yü örnek alın.

Aklın ve bilimin yol göstericiliğine inanın.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X