17 Nisan Gurbet Bayramı!
Fikret ÇOBAN...

17 Nisan Gurbet Bayramı!

Bu içerik 631 kez okundu.

Hayata Dair / Fikret ÇOBAN

Yıl 2004 17 Nisan. Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun “gurbet bayramı” dediği Köy Enstitülerinin kuruluşu için düzenlediğimiz Memleket Mektepleri etkinliğindeyiz. Konuklarımız Yazar Mahmut Makal ve siyasetçi-yazar Mustafa Gazalcı. Milas Eğitim Sen’in örgütlediği etkinlikte sunum yapacaklar, köy enstitülü yılları ve sonrasını anlatacaklar. Bende bir heyecan her iki misafirle daha önce başka etkinliklerde buluşmuşuz, sohbet etmişiz, ben onlara şiir okumuşum.

‘Söyleyin ben yüzümle kimin yüzü gibiyim’ der gibi bakıyoruz birbirimize.

Köy çocukları ve enstitüler üzerine konuşacağız, Mehmet Başaran’ın “bir kişinin değil bin kişinin atacağı insan adımlarıdır” dediği Enstitü Mekteplerini konuşacağız;

Tabii ki 1950’li yıllarda Bizim Köy romanının yarattığı sarsıntıyı anlatacak bize Mahmut Makal.

Milas’taki etkinlikler bitti, Bodrum’a gideceğiz orda da iki köy enstitülü yazar var bizi bekliyor. Pakize Türkoğlu ve Osman Bolulu; buluştuk, sohbet ediyoruz, saz, söz, şiir gerisi vesayir...

Bir ara, “ya Mahmut Hocam, şu herifçioğlu koyvermiş sakalı, netsin bizim köyü netsin Mahmut Makal’ı” şiirinin hikayesini bi anlat bize dedim” … Herkes kendine sohbette, “sen” dedi “nerden biliyorsun bu hikayeyi” …

“Afyon’da anlattın ya bize” dedim, “Afyon Eğitim Sen’in konuğu olarak yine Gurbet Bayramı Köy Enstitülerini konuşurken”… “Aaa” dedi “sen Can Yücel’in hava döndü işçiden işçiden esiyor yel şiirini okumuştun” ...

Ondan sonra hatıralar, hatıralar bitti, Mahmut Makal şöyle ortama baktı, herkes kendi hikayesinde, anlat bize ben de o şiiri okuyacağım dedim, kendi masamızdayız. Söyleyin, ben yüzümle kimin yüzü gibiyim derken, sanki birbirimizin yüzünü bulmuştuk.

Ben dedi, senin gibi genç öğretmendim o zamanlar.Tercüme bürosunun çevirdiği o klasik eserleri okudukça dünyam değişti, her şey yerli yerine oturur hale geldi, öyleydi aydınlanma, sanat, düşünce özgürlüğü gibi değerler geldi geldi en üst basamağa oturdu  ...

Hocam şu hikayeye gelelim, herifçioğlu koyvermiş sakalı ...

O zaman şiirin tamamını oku da, hikayesini ben anlatayım …

Ben de onu bekliyorum, zaten biri bana ‘hadi şiir oku’ desin diye bekliyorum.

 

Herifçioğlu Sen Mişel’de koyvermiş sakalı

Neylesin Bizim Köy’ü, nitsin Mahmut Makal’ı

Esmeri, sarışını, kumralı, kuzguni karası

Cebinde dört dilberin telefon numarası

Bir elinde telefon, bir elinde kesesi

Uyyy! ... Yesun oni nenesi, yesun oni nenesi ...

 

Şiir bu, gürültüye gitti ama, hikayesi gitmez dedim.

Şair, ressam, o da Köy Enstitülü Bedri Rahmi Eyüboğlu Paris’e gitmiş. Dönmüş dolaşmış, tanıdık gelen, bize benzeyen insanların takıldığı Şen Mişel köprüsü yanındaki kafeye takılmış. Herkes bir alem, Mahmut Makal diye genç bir öğretmen Bizim köy diye bir roman yazmış, Türkiye onunla çalkalanıyor, bir taraf Bizim Köy romanını sahiplenirken diğer taraf hemen yapıştırmış kızıl damgayı, “bu kitapta komünizm propagandası var” diye ...

Bakıyor ki gençler kendi aleminde, işte, sonradan Ecevit hükümeti döneminde içişleri bakanı olacak olan Turan Güneş gibi ünlü isimler hep o masanın etrafında, tabii Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun bunları tanıdığı yok ama Türk olduklarını biliyor. Napsın o da şair yanını konuşturmuş, biraz gerçek biraz ironi bu şiir çıkıvermiş ortaya.

Madem 17 Nisan Gurbet Bayramı, kendi yurdunda gurbete düşürülmüş memleket mekteplerinin hikayesidir anlattığımız.

Aşık Veysel’in saz öğretmenliği yaptığı Arifiye Köy Enstitüsü için Orhan Veli’nin yazdığı bir şiirle bu efsane okullara biz de bir selam uçuralım.

 

Arifiye !

Şoför durdu, enstitü mektebi dedi .

Süleyman Edip Bey müdürün adı

bir yol da burada duralım;

ellerinde nasır, yüzlerinde nur,

yarına umutla yürüyenlere

bir selam uçuralım ...

 

Demlenmiş sözler ...

Yalnızlık kimine ara sıra gelir, bana yatılı gelir.

Ece Ayhan

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X